İsrail için çözülme süreci başladı. Artık süreci Trump da durduramıyor. İşgal altındaki topraklara müdahale ve olayların Batı Şeria'ya yansıması, sıçraması bardağı taşıran son damla oldu. Başta İsrail'in kirvesi olan İngiltere ve 11 Avrupa ülkesi Batı Şeria merkezli olmak üzere İsrail'e ekonomik yaptırım ve ambargo uygulama kararı aldı. Yetersiz ve cılız bir adım olsa bile katlanarak devam edecektir. İsrail’in diplomatik yalnızlığı perçinlenecektir. Keşke bu adım önce Arap Birliği teşkilatından ve üye ülkelerden gelseydi. Filistin meselesi evvelemirde onları ilgilendiriyor. Her ne ise! Bu gelişmeler tarihi dönüm noktalarından birisini teşkil ediyor. İsrail bile bu kadarını beklemiyordu. Bir gazete Avrupalı ülkelerinin kararı üzerine ‘yetmez ama evet’ başlığını atmış. İngiltere Başbakanı Andy Burnham İsrail' e müeyyide uygulamakta geç kaldıklarını itiraf etti. Bunu yapmayarak İsrail’in yanında durdular ve soykırım işbirlikçisi konumuna düştüler. Arapların ilk rahmet damlası veya yağmur dedikleri (evvelü'lgays) bu adım, Batı Şeria üzerinden de olsa yaptırım olarak İsrail’e kadar uzayarak devam etmeli. Bu safhada kalmamalı.. Evet bu yaptırım doğrudan İsrail'i kapsamıyor. Ama zamanla İsrail'i de kapsama altına alacaktır. İnsanlığın vicdanı bu damarlarından kanı ve vicdanı çekilmiş topluluk karşısında insanlığın sesini yükseltmelidir. İlginçtir bugün ambargonun sözcülüğünü yapan İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband Yahudi asıllı bir siyasetçidir. Vicdanı sızlayan bir Yahudi olarak da tanımlayabiliriz. Endişeli Yahudilerden.biri olmalı! Ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonra bile İsrail'in ölüm makinasının susmadığını, durmadığını ve şimdiye kadar 2 200 Filistinlinin daha canını aldığını hatırlatmıştır. Aksa Tufanı'ndan beri de ölenlerin sayısı 73 600'e yükselmiştir. Ed Miliband, İşçi Partisinin eski başkanlarından birisidir. Tony Blair hükümetlerinde bakan olarak görev yapmıştır. Abisi David Miliband ise Tony Blair hükümetlerinden birinde dışişleri bakanı olarak görev yapmıştır. Soy kütükleri sol eğilimli Yahudi bir aileye çıkmakta ve dayannmaktadır. Elbette İngiltere'nin bu tutumunu gecikmiş hatta garip karşılayan; altında bir hinlik olup olmadığını merak edenler de var. Yetersiz bulanlar da cabası! Kimileri bunu göz boyama olarak görüyor.
İngiltere dünyada nüfuz arıyor. Bu bazen Rusya karşısında Ukrayna'yı desteklemek şeklinde tezahür ediyor. Bazen de Filistin'de İsrail'e frene bas demek suretiyle tecelli ediyor. Elbette İsrail'in kuruluşunda tarihi sorumluluğu var. Bu sorumluluğuna mütenasip bir biçimde çözüme de katkı sunmalıdır..Bununla birlikte Trump'ın İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Ed Milliband’ı Yahudi aleyhtarı olarak tanımlamıştır. Burası sözün bittiği yerdir. Yahudi asıllı birine de Yahudi aleyhtarı derseniz dünyada Netanyahu'dan başka Yahudi kalmaz! Yahudi aleyhtarı değil Siyonist aleyhtarı veya İsrail aleyhtarı diyeceksiniz. Bazılarına iyi bazılarına d kötü Yahudi denebilir!
Yetmez ama evet denebilir. Bir şeyin geç ve eksik gelmesi hiç gelmemesinden yeğdir, iyidir. Bardağın boş tarafına baktığımız gibi dolu tarafına da bakmalıyız. Neticede arpa boyu da olsa doğru yolda atılmış bir adımla karşı karşıya bulunuyoruz. Devamını da bekliyoruz. .
Mustafa Özcan/TİMETÜRK