$

Dolar

49,3494

€

Euro

55,2821

£

Sterlin

65,3430

₣

Frank

59,4846

₺

Gram Altın

6.660,3100

₿

Bitcoin

4.067.256

$

Dolar

49,3494

€

Euro

55,2821

£

Sterlin

65,3430

₣

Frank

59,4846

₺

Gram Altın

6.660,3100

₿

Bitcoin

4.067.256

Makale 10.10.2026 7 dk okuma

İki Fatma; biri “Ak”, diğeri “Kara”, gerçekten de öyle mi?

Paylaş:

Dinî, millî, manevi hayatımızı etkileyen çok Fatmaları biliyor ve haklı olarak onlarla da gurur duyuyor, gıpta ediyoruz. Ancak karşımıza siyasî bir Fatma çıkınca; iktidarın çeyrek asrına nasıl dinamit koyulur, AK Parti’nin kuruluş ilkelerine turşu suyu nasıl dökülür ve bunlar “bizden” (!) olanlarla nasıl başarılır sorularına cevap (!) arıyor ve son günlerde bunlarla uğraşıyoruz!..

Tarih: 31 Mart 2019

Yer: Akit TV canlı yayın stüdyosu, Halkalı – Küçükçekmece / İSTANBUL

Konu: Seçim özel programında yerel seçimler üzerinden İBB ve Türkiye geneli yerel seçim sonuçlarının değerlendirilmesi.  

Program sunucusu Sabri BALABAN (sonrasında soyadını ŞAHSUVAR diye değiştirdi) bana;

“ - Seçimleri neden kaybettik?” diye sorar.

Ben de bir dizi sorun ve çözümleri sıraladıktan sonra hasbelkader ekledim;

“ – Yarından tezi yok Ali İhsan YAVUZ, Berat ALBAYRAK ve Fatma Betül SAYAN KAYA’nın görevlerinden alınmaları ve bu kaybın hesabını birilerinin mutlaka vermesinin gerekliliğini” söyledim.

Ali İhsan YAVUZ’un parti sözcülüğünün kamuoyu - AK Parti seçmenleri ve oy verenler nezdinde bir karşılık bulmaması, 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminin üzerinden henüz 3 yıl geçmemesine rağmen bu kişinin Türkçe Olimpiyatları’nda sunuculuk yapmasının vermiş olduğu rahatsızlık ve bunun tasvip edilmediği (31 Mart 2024 yerel seçimleri yenilgisinden sonra “bilgilendirme” maksatlı yaptığı basın açıklamasında “bir şey oldu ama biz de ne olduğunu anlayamadık!” demesiyle nasıl gülünç bir duruma düştüğünü de halâ unutmadık) 

Berat ALBAYRAK’ın, Hazine Müsteşarlığı – Ekonomi ve Maliye Bakanlıklarının “Hazine ve Maliye Bakanlığı” adıyla “tek çatı” altında birleştirilip bunun (toplumun bakış açısıyla “para musluğu” nun) başına da “damat” ın getirilmesinin halkta verdiği rahatsızlık (ne kadar başarılı olursanız olun bizim halkımız üst düzey atama işlerinde “damat” – “gelin” ve benzeri gibi akrabalıkları nepotizm gerekçesiyle kabul etmez, etmiyor),

Fatma Betül SAYAN KAYA’nın Cumhurbaşkanımız Sayın ERDOĞAN’ın kendi kızlarından bile ayırmayıp “manevi kızım” diye sahiplendiği, iki dönem (17 Kasım 2015 – 14 Mayıs 2023) üst üste milletvekilliği, 24 Mayıs 2016 – 10 Temmuz 2018 tarihleri arasında “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı” olarak görev yaptığı ve akabinde de AK Parti’nin değişik kademelerinden sorumlu “Genel Başkan Yardımcılığı” görevlerinde bulunduğunu göz önünde tutar ve yaslandığı kişinin de REİS olduğunu düşünürseniz günün sonunda da şımarma, metal yorgunluğu, “ne oldum!” delisi ve üstten bakma gibi hadiselere de şahit olursunuz.

Nerden mi biliyoruz;

İstanbul 3. Bölge geneli, özelinde de Gaziosmanpaşa ve çevresinde F.B.S.K. için “Hanım Ağa” deniliyor ve tavırlarından da rahatsızlık duyuluyordu ama hiç kimse REİS’in sahiplendiği bu “AK Fatma” hanım için bir şey diyemiyor, dense de denizin kayayı yalayıp geçmesi gibi bir etkisi olmuyordu. Bölgenin belediye başkan ve milletvekili adayları ile belediyelerdeki meclis üyelerine varıncaya kadar hepsinin belirlenmesinde onun parmağı oluyordu. Eğer bu “fon” skandalı patlak vermeseydi; “hanım ağa” lık devam edecek, 2 milyar TL’yi değil daha büyük rakamları konuşmuş olacaktık. Faturası ağır olsa bile “Bir musibet bin nasihatten iyidir!” diyoruz ama günün sonunda olan da REİS’e ve AK Parti’ye güvenenlerin “güven” lerine oluyor.

Fon skandalı patlak verdikten sonra “AK Fatma” nın geçmişe dönük icraatları akla geliyor. “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı” olarak görev yaptığı 777 gün boyunca 60 özel kalem müdürünü çalıştırdığı ve ortalama 13 günde bir bu müdürleri değiştirdiğini, kız kardeşi Ayşe Hilal SAYAN KOYTAK’ın Kuveyt ile Bahreyn Büyükelçiliği ve “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” nda müsteşar yardımcılığı görevinde bulunduktan sonra Eylül – 2026’dan bu yana Finlandiya - Helsinki Büyükelçisi görevinde bulunması, erkek kardeşi Ömer Fatih SAYAN’ın Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanlığı’ndan sonra Altyapı ve Ulaştırma Bakan Yardımcılığı ve şu anda da EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) kurul üyeliğine getirilmesi, diğer kız kardeşi Nazmiye Sümeyye SAYAN’ın İBB ve Fatih Belediyesi Meclis Üyesi olduğunu ve bunlarla nepotizme rahmet okutulduğunu düşünürseniz demek ki bir yerler de “AK Fatma” olmak gerekiyormuş.        

Mal varlığına el konulan, AK Parti’deki görevlerinden istifa eden, 05 Ekim 2026’da fondan kazandığı paranın “ana” sı hariç “dana” sını TMSF’ye “gönüllülük” (!) esasına göre iade edip yeniden güven (!) tazelemek isteyen, “daha ne yapayım, üzerime gelmeyin, günah keçisi seçildim yoksa konuşurum!” diye sağa sola mesaj gönderen “AK Fatma” nın, 07 Ekim’de eşiyle birlikte savcılığa gidip “şüpheli” sıfatıyla ifade verdikten birkaç saat sonra partiden ihraç edilmesi onun affedilmeyeceğini göstermesi bakımından oldukça memnuniyet verici bir gelişme olmuştur, darısı diğerlerinin başına. Eğer onu “affetmek” gibi bir durum olsaydı işte o zaman halk da sandıklarda bunun karşılığını verecekti. Kaldı ki söz – söylem ve eylemlerine baktığımız zaman REİS’in böyle bir şeye izin vermeyeceğini de duymuştuk artık gerisi zamana kaldı.

Bir tarafta bu kadar maharetleri (!) olan “AK Fatma” ve diğer bir tarafta da “Kara Fatma”. Sahi bu günlerde gündeme gelen ve sosyal medyadaki paylaşımlardan da düşmeyen “Kara Fatma” kimdir, şimdi mi insanlarımızın aklına geldi diye düşünmeden de edemiyoruz.

Asıl adı Fatma Seher ERDEN; 1888 yılında Erzurum’da dünyaya geldi. Millî Mücadele’nin – Kurtuluş Savaşı’nın kadın komutanlarından /kahramanlarından biri ve en iyi bilinenlerindendir. Kundaktaki bebeğini bırakıp “önce vatan” diyen ve subay eşi Ahmet Bey’le birlikte cepheden cepheye koşup üstün başarılar elde eden kadın asker – komutan, Yunan ordusuna esir düşse bile bir yolunu bulup tekrar birliğinin başına geçen, “çavuşluk” rütbesiyle başlayıp “üsteğmen” rütbesiyle emekliye ayrılan, İstiklâl Madalyası’yla ödüllendirilip Cumhuriyet’in ilanından sonra kendine bağlanan maaşın büyük bir kısmını Kızılay’a bağışlayan, hayatının son günlerinde maddi sıkıntılar çekip 02 Temmuz 1955 tarihinde İstanbul – Darülaceze’de hayata gözlerini yumup ahirete intikal eden kahramanın adıdır “Kara Fatma”.

Geçenlerde sosyal medyada denk geldiğim şu sözü paylaşıp kimin “Ak”, kimin “Kara” Fatma olduğuna sizler de kanaat getirmiş olursunuz;

“Vatan toprağına göz dikenle, devlet parasına göz diken arasında hiçbir fark olmadığını anladığımız gün büyük bir devlet olacağız.”

“Uzun adam” ın arkasına saklanıp kendilerine köşe başı kapan – menfaat temin edenler sizler var ya ne bu dünyada ve ne de öbür dünyada rahata kavuşamayacaksınız, bunu da bilin istiyorum!...

Son sözümüz; babanın oğluna yaptığı nasihatle bitsin.

“DİNLE EVLAT;

Haram katma aşa,

Haram beladır başa.

Az olsun, helal olsun,

Otur ye paşa, paşa.”

Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK

Etiketler: