Hiç merak ettiniz mi; İstihbarat kuruluşlarının kısaltılması neden üç harfli? Hani, sizi çarpan – içinize kaçan üç harfli olan biri vardı; adına “cin” diyordunuz!... Bahsetmek istediğim; sizi çarpan “cin” değil, istihbarat ve onların teşkilatlarıdır.
Dünya üzerindeki istihbarat teşkilatlarının adlarına baktığımız zaman MOSSAD dışında bildiklerimiz ve üç harflileriyle meşhur olanlar;
Amerika’da; CIA (Central Intelligence Agency – Merkezi İstihbarat Teşkilatı), NSA (National Security Agency – Ulusal Güvenlik Kurumu), FBI (Federal Bureau of Investigation – Federal Soruşturma Bürosu), DIA (Defense Intelligence Agency – Savunma İstihbarat Teşkilatı), NRO (National Reconnaissance Office – Ulusal Keşif Ofisi),
İngiltere’de; MI6 (Military Intelligence, Section 6 – Askeri İstihbarat Bürosu /6.Şubesi), MI5 (Military Intelligence, Section 5 – Askeri İstihbarat Bürosu /5. Şubesi),
Rusya’da; KGB (Komitet Gosudarstvennoy Bezopasnosti – Devlet Güvenlik Komitesi), FSB (Federalnaya Slujba Bezopasnosti - Federal Güvenlik Servisi), SVR (Sluzhba Vneshney Razvedki – Dış İstihbarat Servisi), GRU (Glavnoye Razvedyvatel’noye Upravleniye – Ana İstihbarat Müdürlüğü)
Almanya’da; BND (BundesNachrichtenDienst – Almanya Federal Haber Alma Servisi),
Hindistan’da; RAW (Research and Analysis Wing – Analiz ve Araştırma Kanadı),
Çin’de; MSS (Ministry of State Security - Devlet Güvenlik Bakanlığı),
Türkiye’de; MİT (Millî İstihbarat Teşkilâtı).
Gerçekten de istihbarat teşkilatlarının kısaltılmasının üç harfli olması bir tevafuk mu yoksa içten içe içimi kemiren bir şüphe, kuşku mu?!...
İstihbarat; Zor, meşakkatli, maliyetli ve uzun vadeye yayılan, bazen yıllar ve bazen de asırlar alacak olan ehliyet – liyakat – sadakat – sabır gerektiren bir iştir. Sadece “gönül” değil aynı zamanda da büyük finans gerektirecek, savunmayla birlikte entegre olacak ve en önemlisi de “devletin “olmazsa olmaz” kurumlarından biri” dir.
Ülkemiz, istihbarat alanında yıllarca eksiklik – sıkıntı çekmiş olsa da sonrasında “yerli” – “millîlik” referans alınınca birçok çalışma ve uluslararası operasyonlardan istenilen / beklenilen sonuçlar elde edilmişti.
MİT; uluslararası sıralamada olması gereken yerlerde olmuş, başındaki “M” ye kavuşmuş, sadece “millî” olmakla değil aynı zamanda da attığı her adımdan dolayı göğsümüzü kabartmış ve gelecek adına kara kara düşünmemizi gerektiren tüm kirli ilişkiler ağı sumen altı edilmediği gibi bunlar ait oldukları çöplüğe atılmıştır.
MİT; kullandığı teknoloji, finans gücü ve yetişmiş personeliyle birlikte öyle bir konuma getirildi ki 1980 öncesi “CIA’nın Türkiye Kolu” olarak çalıştırılmak zorunda bırakılan bu güzide kurumumuz artık birçok istihbarat teşkilatıyla “ortaklaşa” çalışma yapmakta, onsuz bölgede adım atılmadığı gibi bir kuş dahi bile uçurtulmamaktadır.
İstihbarat ve MİT’in daha donanımlı – işlevsel hâle getirilmesi konusunda bazı tekliflerimiz olacaktır;
Doğru bilgi, doğru zamanlama, sonuçları planlama – iyi değerlendirebilme, analiz yeteneği güçlü, donanımlı (alanında uzman, bir değil en az iki yabancı dil bilen, ülke – bölge ve dünyadaki gelişmeleri okuyabilen, fütüroloji (gelecek) bilimine hakim ve her şeyden önemlisi devletini – milletini tanıyan) personel çalıştırabilme, teknolojik iletişim ve haberleşmeye (TÜRKSAT 1 – 2 – 3 – 4 gibi uzaydaki uydular ve telefonlardaki 4G – 5G teknolojisi ve ne kadar teknolojik imkan varsa) sahip olma, çağın ihtiyaç - gereksinim ve gelişmelerine ayak uydurabilme gibi özelliklerle donatılan her bir istihbaratçı devletimizin daha kurumsal ve güvenli yarınlara ulaşmasını sağlayacaktır.
Buradan haykıralım;
Türklere ve Türkiye’ye parmak sallamaya çalışan – çalışacak olanın adı, sanı, mevkisi – makamı ve ülkesi ne olursa olsun son uyarımız;
“Cin” in ortası da “i”, MİT’in ortası da. Dikkat edin, bu “i” bir tarafınıza kaçarsa; cinin çarpmasından daha kötü bir şekilde çarpılmış olursunuz hatta cini bile arar ve cin çarpmışa değil MİT çarpmışa dönersiniz!...
Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK