Rivayet odur ki, 2. Mahmut Yeniçeri Ocağını ziyaret ettiğinde yağlı yemeklerle hoşafın aynı kepçeyle dağıtıldığını görür. Doğal olarak hoşafın üstünde yağ damlaları oluştuğuna şahit olur. Bu hali iyi görmeyen 2. Mahmut “olmaz öyle şey! Hoşaf için ayrı kepçe kullanılsın.” Şeklinde talimat verir. Askerin düzgün yemek yemesini arzu eder ve talimat yerine getirilir.
Bir müddet sonra fitne kazanı kaynatılmaya başlar. İşte tam da fitnecilerin aradığı bir ortam oluşmuştur. “Padişah bizim hoşafın yağını da kesti. Hoşafın yağı neden yok oldu? Biz böyle şey istemezük!” Demeye başlarlar. Niyete bakın, yapılana bakın ve yakılan fitne ateşine bakın! Önceleri “biz devlet için varız” inancıyla görev yapan yeniçeri daha sonraları “devlet bizimle ayakta duruyor” minvalinde yanlış bir inanca saplanır. Fitne kazanının kaynatıldığı ocak olmaya başlayınca artık her şeye itiraz eden kalabalık haline dönüşür. İsyanlar çıkaran yapıya dönüşür. Asli görevini unutup devletle didişen, zaman zaman da padişah indirip tahta padişah atayan isyancı taifesine dönüşür. Biliyorsunuz Vak’a-i Hayriyye denilen bir olayla tarihten silinir yerine yeni yapılanma gelir.
“Fitne adam öldürmekten daha tehlikelidir” buyurmuştur Cenab-ı Hak. (Bakara/191) Bir başka ayette de “Sadece zararı sizlere dokunmayacak (Herkesi etkileyecek) fitneden sakının.” İlahi ikazı yer alır. (Enfal/25) Daha nice uyarılar var ayet ve hadislerde. Fitne toplumu çürüten kötü huydur. Ahlaki çürümüşlüğün en tepesidir. Müslüman bilebile bu derekeye düşmez. Ama maalesef bu konuda ciddi savrulmalara şahit oluyoruz. Sosyal medya denilen kontrolsüz ve ayarsız platformlar ülkemizi hedef alan, doğruyu eğri gösteren fütursuz yalan ve iftiralarına devam ediyor. Özellikle yurt dışına kaçan kaçaklar bu ahlaksızlığa daha fazla işliyorlar. Dini görünümlü ama ipleri başkalarının elinde olan, bu hallerini bile anlayamayacak kadar kalpleri kararmış, muhalefet zehri ile zehirlenmiş zavallılar, her şeye karşı ve hiçbir şeye ta baştan razı değiller.
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge çalışmaları bir yıldır devam ediyor. Büyük bir katılımla yasa gerçekleşiyor. Birileri yasayı okumaya bile gerek görmeden fitne kazanını kuruyor. Şehit aileleri, gaziler üzerinden bu çok önemli çabayı itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Hâlbuki Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge adımları ve kararlarıyla kardeşliğin temelleri yeniden ayağa kaldırılmak için çaba sarf ediliyor. Hedef bu. Altı aylık bir süre sonunda hedefe ulaşılırsa diğer maddeler yürürlüğe girecek. Af yok, terörist başına af yok, eli kana bulaşmış hainlere af yok. Aldatılmışları kazanmak için ve terörü kökten bitirmek için tarihi bir adımdır atılan adım. Ama bundan rahatsızlık duyan müzmin muhalifler ve art niyetliler var. Bunların partileri ile ittifak kurarken mahzuru yok bu kesim için. Ama terörü bitirecek bu anlaşmadan rahatsızlık duyanlar var. “Terör devam etsin iktidar zorda kalsın.” Der gibi konuşuyor bazıları. Yazık gerçekten çok yazıktır. Yani Hoşafın Yağı Kesildi fitnesi çağlar boyu devam ediyor velhasıl. Bu konu ucuz menfaatlere kurban edilecek bir konu değildir. İstenen hedefin gerçekleşmesi için bu tarihi kararda herkesin payının olması kaybedilmemesi gereken bir fırsattır.
Diğer taraftan Milli Eğitim Bakanlı Sayın Yusuf Tekin’in uygulamaları da aynı taifenin hedefinde. Değerler eğitimi projesi, ders kitaplarında neslimizi fikren yozlaştıran kavramlara karşı duruşu, Haçlı Seferleri yerine Haçlı Saldırıları gibi yerinde tespit ve kararları nedeniyle linç kampanyasına maruz kalıyor. En son öğretmenlere önlük giymeleri konusu ile yeniden hedef tahtasına kondu belli mihraklarca.
Öğretmen olduğuna bin şahit isteyen kıyafetleriyle asla sınıfa girmemesi gerekenler var. Elbette saygın eğitim kadrosu böyle değil. Onlara sonsuz teşekkür ederiz. Ancak özel hayatında, evinde, takıldığı sosyal çevresinde dahi örnek olması gereken bu meslek mensuplarından bazıları podyum kıyafetiyle öğrencinin karşısına çıkamaz. Orta sondan itibaren buluğa eren evlatlarımızın önüne yarı çıplak çıkmak öğretmene yakışmaz. Buna hakkınız yok. Diyelim ki, tesettür anlayışın yok, ama öğretmensen toplumun değerlerine saygı duyacaksın. Bu değerlere inanmayan biri de olabilirsin ama bu ülkede çoğunluğun örf ve adetlerine bağlı olduğunu bilecek ve ona göre davranacaksın. Bunu gözetmek zorundadır eğitimci. Öğretmen kadın olsun erkek olsun davranışları, giyimi ve kuşamı ile iyi örnek olmalıdır. Eğitimci adanmışlık ruhu taşımalıdır.
Beni en çok düşündüren de sadece siyasi farklılıkları nedeniyle bu haklı çıkışlara destek olmayan milli ve manevi değerleri önemsediğini belirten dostlardır. Burada siyaset bırakılır. Değerlere sahip çıkılır. Bu konuda “Hoşafın Yağı Kesildi” fitnesine sığınanlara karşı durulur. Demokratik tepki gösterilir. Sosyal medyada uygun dille gereken mücadele verilir. Kısacası bu konu siyaset dışıdır.
Yusuf Sarıkaya/TİMETÜRK