Siyasette veya kamuoyunda yürütülen tartışmalarda dinin özü ile kişilerin eylemlerini birbirine karıştırmak büyük bir hatadır. Başörtüsü hakkındaki söylemler, kişisel yanlışları İslam’a mal ederek doğrudan dini değerleri hedef göstermektedir.
Oysa tartışılması gereken kurum olarak din ya da başörtüsü değil, o değerleri taşıyan bireylerin tutumlarıdır. İslam’ı sorgulamak kimsenin haddi olmadığı gibi doğru da değildir; asıl tartışmamız gereken şey kendi Müslümanlığımız, ahlakımız ve yaşam biçimimizdir.
Tartışma derken biz de tartışmayı hep 'senin dediğin doğru, benim dediğim doğru' olarak algılıyoruz.
Hayır, doğruyu bulabilmek için artıları eksikleri tartmaya tartışma denir. Dolayısıyla 'sen ben' meselesi tartışmalarda olmaz, o da yanlış anlaşılan bir kavram.
İslam Allah'ın dinidir.
Allah'ın dini denince Allah'a ait, Allah'ın da mükellef olduğu bir din olarak algılıyoruz. Çünkü din hep bir mükellefiyetler olarak algılanmış. Hayır, Allah'ın sahip olduğu din demektir Allah'ın dini.
Unutulmamalıdır ki; günah da sevap da bireyseldir ve kişiyi bağlar, İslam’ın yüceliğine halel getirmez.
EyvAllah ......
Esma Aydın/TİMETÜRK