$

Dolar

48,4359

Euro

56,3355

£

Sterlin

65,6321

Frank

59,8426

Gram Altın

6.859,6500

Bitcoin

3.836.829

$

Dolar

48,4359

Euro

56,3355

£

Sterlin

65,6321

Frank

59,8426

Gram Altın

6.859,6500

Bitcoin

3.836.829

Makale 08.09.2026 4 dk okuma

Sırrı saklamak mı, varlığı satmak mı?

Paylaş:

İnsanın kendini aşma arayışında, neyi gösterdiğimiz değil, neyi saklayabildiğimiz hikmetin kapısını aralar. Hakikat yolunda varlık iddiası, aşılması gereken en büyük perdedir.

Görsellik ve gösteriş odaklı modern dünyayı, tasavvufun ihlas (yaptığını yalnız Allah için yapmak), mahviyet (kendi varlığını yok sayıp alçakgönüllü olmak), setr (kusurları ve halleri örtmek) ve kalb-i selim (temiz kalp) kavramlarıyla yeniden ele alalım.

Görünme arzusu mu, varlık perdesi mi?

İnsanın kemale giden yolculuğunu anlamak için söze değil, amele; görünene değil, özdeki niyete bakmak icap eder. Bugün insanlık, yaşamak ile varlığını iddia etmek arasındaki ince çizgide büyük bir imtihan vermektedir. Yediği lokmayı, gezdiği diyarı, giydiği elbiseyi, hatta gönül bağlarını sergileme telaşı; ruhun derinliklerindeki bir kulluk ve kabullenilme açlığının tezahürüdür.

Oysa tasavvuf ahlakında yaşamak yetmelidir; zira Hak biliyorsa, halkın bilmesine hacet yoktur. "Halka görünmek", nefsin kendini merkez kılma ve sahte bir makam devşirme gayretinden başka bir şey değildir.

Kıyafet ve beden meselesi de bu idrak ile ele alınmalıdır. Dış görünüş, kılık ve kıyafet tek başına kalbin aynası olmaya yetmez. Asıl mesele, ruhun taşıyıcısı olan bedenin veya dünyaya ait imkanların bir şöhret ve dikkat nesnesine dönüştürülmesidir.

Bu gaflet hali, sadece bir cinse özgü değildir. Kimisi bedenini, kimisi ise gücünü, servetini, bindiği bineği, takındığı ziyneti vitrine koyar. Kadın yahut erkek fark etmeksizin; biri beden üzerinden, diğeri dünya malı ve makam üzerinden nefsin varlığını ispat etme yarışına girer.

Oysa aranan hakiki itibar cinsiyette yahut mülkte değil, takvada ve mahviyettedir. Bugünün dünyası nefsin bu iştahını sürekli beslemekte; insanı farkında olmadan kendi hayatının şahidi değil, kendi nefsinin münadısı kılmaktadır. Güzel giyinmek, sıhhatli olmak, nimete şükretmek ayıp değildir. Ayıp olan, Allah'ın lütfettiği nimeti

Hak'tan bilip şükretmek yerine, onu nefse pay çıkarıp insanların takdirine kurban etmektir. Beğeni sayıları hikmetin, takipçi çokluğu itibarın, paha biçilmiş markalar ise edebin ölçüsü olamaz. Bu gidişatta en büyük kaybımız sırrımız ve mahremiyetimizdir.

Sır, ruhun kalesidir. Her sevinci, her başarıyı, her nimeti faş etmek ruhu çoraklaştırır. Tasavvuf terbiyesinde "Sırrını fani olana kaptırma" esastır. Bazı hallerin, amel ve ibadetlerin, hatta mutlulukların sadece Hak ile kul arasında bir sır olarak kalması bir eksiklik değil; kalbin en büyük zenginliğidir. Özgürlük, nefsani arzuları fütursuzca sergilemek değildir. Asıl özgürlük; "Ağyara görünme" ihtiyacından kurtulmak, halkın alkışından ve ayıplamasından azade olarak "Yalnızca O'na" kul olabilmektir.

Şöhret belasından sır cübbesine

Bugün evlatlarımıza ve gençliğimize görünür olmanın değil, "Görünmeden de var olabilmenin" ve Hak katında kıymet taşımanın edebini öğretmek zorundayız.

Zira sûretler değişir, bedenler toprağa karışır, dünyalık binekler eskir, markalar unutulur, dünyalık meşgaleler sönüp gider. Geriye yalnız ve ancak kalb-i selim kalır.

Bize gereken daha fazla gösteriş değil, biraz daha edeb ve mahviyet; daha fazla teşhir değil, biraz daha setr (örtme) ve ihlastır.

Niyetimizi tartmak için kendimize şu soruyu sormak kâfidir:

"Hiçbir kul görmeyecek, hiçbir göz şahit olmayacak olsaydı; yine de bunu yapar mıydım?"

Eğer cevabımız "hayır" ise; meselemiz özgürlük yahut paylaşmak değil, nefsin halkın gözünde var olma sevdasıdır.

Unutmamak gerekir ki: Allah için yapılan her şey gizlide güzeldir; sırrı korunan hayat ise ihlasın en berrak aynasıdır.

EyvAllah...

Esra Aydın/TİMETÜRK

Etiketler:
Esra Aydın
Esra Aydın

Köşe Yazarı

Esra Aydın - Diğer Yazıları