$

Dolar

47,4069

Euro

54,5378

£

Sterlin

63,5826

Frank

58,2730

Gram Altın

6.236,9800

Bitcoin

3.030.681

$

Dolar

47,4069

Euro

54,5378

£

Sterlin

63,5826

Frank

58,2730

Gram Altın

6.236,9800

Bitcoin

3.030.681

Makale 30.07.2026 6 dk okuma

Gökhüyük; sadece Seydişehir’in değil insanlık tarihinin yeniden yazılacağı yer olacak”

Paylaş:

Geçtiğimiz gün Gökhüyük kazıları bakanlık akreditasyonu ile basına bu kadar geniş boyutta ilk kez tanıtıldı.
Dr. Ramazan Gündüz yönetimindeki kazı çalışmaları öyle bir noktaya gelmişki anlatılanları dinlerken adeta ağzınız açık kalıyor.

Bugüne kadar yapılan kazılarda 9 bin yıl öncesine varan insanlık tarihi bugüne kadar neden açığa çıkarılmadı sorusu beynimi zorladı.
Burada takılıp kalacak değiliz elbette…

Tarihin bazı sayfaları vardır; sessizdir. Yüzyıllarca toprağın altında bekler. Sonra bir gün bir kazma darbesiyle konuşmaya başlar.

Bugün Seydişehir’in Gökhöyük’ünde olan tam da budur.

Bugüne kadar Göbeklitepe, Çatalhöyük, Hattuşaş, Troya gibi büyük arkeolojik merkezleri hayranlıkla izledik. Çünkü onlar insanlık tarihine ışık tuttular. Fakat Gökhöyük’te yürütülen bilimsel çalışmalar gösteriyor ki, Seydişehir artık yalnızca bu büyük merkezleri uzaktan seyreden bir şehir olmayacak; onları tamamlayan, bazı yönleriyle farklılaştıran ve Anadolu tarihinin eksik halkalarını birleştiren yeni bir bilim merkezi olma yolunda ilerliyor.

Çünkü Gökhöyük’ün en büyük özelliği sadece yaşının eski olması değildir.

Asıl önemli olan, yaklaşık dokuz bin yıllık kesintisiz yaşamın aynı höyük içerisinde okunabiliyor olmasıdır.

Neolitik dönem…

Kalkolitik çağ…

Tunç çağı…

Demir çağı…

Ve ardından erken İslam dönemi…

Yani tek bir höyükte binlerce yıl boyunca devam eden medeniyet katmanları…

Bugün dünyada bunun benzerine çok az rastlanmaktadır.

Göbeklitepe insanlığın inanç tarihini anlatır.

Çatalhöyük yerleşik hayatın gelişimini gösterir.

Gökhöyük ise bunların üzerine, aynı coğrafyada binlerce yıllık kültürel sürekliliği ortaya koymaktadır.

Bu yönüyle yalnızca yeni bir kazı alanı değil; Anadolu tarihinin eksik cümlelerini tamamlayacak büyük bir arşivdir.

Üstelik burada yalnızca kazı yapılmıyor.

Adeta dünyanın farklı laboratuvarları Gökhöyük’te buluşuyor.

Antropologlar…

DNA uzmanları…

Genetikçiler…

Mikrobiyologlar…

Harita mühendisleri…

Mimarlar…

Bitki kalıntıları üzerinde çalışan arkeobotanik uzmanları…

Türkiye’nin ve dünyanın farklı üniversitelerinden bilim insanları, Gökhöyük’ün toprağından çıkan her kemiği, her tohumu, her taşı ayrı ayrı inceliyor.

Bir höyük düşünün…

İçinden çıkan bir diş, bin yıl önce yaşayan insanın ne yediğini anlatıyor.

Bir kemik, yaşını söylüyor.

Bir tohum, iklimi anlatıyor.

Bir mezar, inancı…

İşte bilim buna “konuşan toprak” diyor.

Belki de en heyecan verici gelişme ise son tarihlendirme sonuçlarıdır.

Karbon-14 analizleri, Gökhöyük’te bulunan bazı iskeletlerin MS 1020 yılına kadar uzandığını göstermektedir.

Bu bulgu sıradan değildir.

Çünkü bu tarihler, Konya çevresindeki en eski Müslüman-Türk yerleşimlerinden birine işaret edebilecek niteliktedir.

Eğer ilerleyen yıllarda yeni bulgular da bunu desteklerse, yalnızca Seydişehir’in değil, Anadolu’nun Türkleşme ve İslamlaşma süreci hakkında bugüne kadar bildiklerimiz yeniden değerlendirilecektir.

Bu artık yalnızca arkeoloji değildir.

Bu tarih yazımıdır.

Gökhöyük’ün geleceğini düşündüğümde aklıma yalnızca kazılar gelmiyor.

Bir de harita geliyor.

Kapadokya’dan çıkan yabancı turist otobüslerini düşünün…

Akdeniz’e, Antalya’ya doğru iniyorlar.

Bu güzergâhın yalnızca yaklaşık altı kilometre uzağında, insanlık tarihine ışık tutan böyle bir merkez bulunuyor.

Bugün o otobüslerin büyük çoğunluğu Seydişehir’e uğramadan geçip gidiyor.

Peki yarın?

Karşılama merkezi tamamlanmış…

Modern ziyaretçi merkezi kurulmuş…

Yürüyüş yolları yapılmış…

Dijital müzeler hazırlanmış…

Kazılardan çıkan eserler kendi yerinde sergilenmeye başlanmış…

Rehberler dünyanın farklı dillerinde Gökhöyük’ü anlatıyor…

İşte o zaman Kapadokya ile Akdeniz arasındaki turizm hattının en önemli duraklarından biri neden Seydişehir olmasın?

Turizm sadece otel yapmak değildir.

Turizm, insanlara anlatacak hikâyenizin olmasıdır.

Gökhöyük, dokuz bin yıllık hikâyesiyle buna fazlasıyla sahiptir.

Bugün Seydişehir denildiğinde çoğu insanın aklına Eti Alüminyum gelir.

Kimileri Tınaztepe Mağarası’nı bilir.

Kimileri Suğla’yı…

Yarın bunların yanına çok güçlü bir isim daha eklenecek gibi görünüyor:

Gökhöyük.

Belki de bundan elli yıl sonra insanlar Seydişehir’i bir sanayi şehri olarak değil, Anadolu tarihini değiştiren kazıların yapıldığı şehir olarak tanıyacak.

İşte bunun için bugünkü kazılar yalnızca birkaç arkeoloğun yaptığı bilimsel çalışma değildir.

Bu kazılar, Seydişehir’in geleceğine yapılan en büyük yatırımlardan biridir.

Bir yol, bir fabrikanın ekonomisini değiştirir.

Bir üniversite, bir şehrin eğitimini değiştirir.

Ama bazen tek bir höyük…

Bir şehrin kaderini değiştirir.

Gökhöyük işte böyle bir höyük olma yolunda ilerliyor.

Toprağın altından yalnızca geçmiş çıkmıyor.

Seydişehir’in geleceği de çıkıyor…

Bu vesile ile Seydişehir’in ve bölgenin geleceğinin imzalarını atan başta Dr. Ramazan Gündüz, belediye Başkanımız Hasan Ustaoğlu, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay olmak üzere; Trakya üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencileri, bakanlık yetkilileri ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Hakkı Balcı/TİMETÜRK

Etiketler:
Hakkı Balcı
Hakkı Balcı

Köşe Yazarı