Fonlara erişimin zorlaştığı, yatırım iştahının azaldığı, yatırımcıların daha seçici hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Dolayısıyla artık girişimcilik tarafında sadece heyecan ve iyi bir hikâye yeterli değil. Gerçek veri, doğru analiz ve ölçülebilir sonuçlar her zamankinden daha önemli.
Bir girişimin ne kadar büyük bir pazar hedeflediğini söylemesi önemli; ama o pazarda bugün nerede olduğunu, müşterisinin kim olduğunu, gelir modelinin nasıl çalıştığını, maliyetlerini ve büyüme dinamiklerini gerçek verilerle ortaya koyabilmesi çok daha önemli.
Çünkü sermaye zorlaştıkça yatırımcı da kararını daha fazla veriye dayandırıyor. Girişimcinin de kendi şirketine dışarıdan bakabilmesi, güçlü ve zayıf taraflarını bilmesi gerekiyor.
Ama bütün bu zorluklara rağmen sahaya baktığınızda başka bir hikâye görüyorsunuz.
İnsanlar hâlâ şirket kuruyor, ürün geliştiriyor, müşteri arıyor, ekip kuruyor ve yatırımcıyla görüşüyor. Belki eskisi kadar kolay değil, belki daha uzun sürüyor ama mücadele devam ediyor.
Bunun çok somut bir örneğini geçtiğimiz günlerde Ankara’da yaşadık. Kurucusu olduğum kurum olarak girişimci ve yatırımcıları bir araya getirdiğimiz buluşmamızda 120’nin üzerinde girişimciyle bir araya geldik. 65 girişimi yatırım süreçlerine uygunluk açısından değerlendirdik ve 17 yatırımcı ile yatırım kuruluşuyla 192 birebir görüşme gerçekleştirdik.
Benim için burada asıl kıymetli olan sadece rakamlar değildi. O masadaki samimiyet ve hazırlık düzeyiydi.
Girişimcilerin artık “Benim fikrim çok iyi” demekten ziyade, “Ben bunu hangi verilerle söylüyorum?” sorusuna cevap vermesi gerekiyor.
Yatırımcı açısından da aynı durum geçerli. Doğru girişimi bulmak kadar, o girişimin verisini doğru okumak, varsayımlarla gerçekleri birbirinden ayırmak ve yatırım kararını sağlıklı bir analiz üzerine kurmak gerekiyor.
Uzun yıllardır girişimcilik ve inovasyon ekosisteminin farklı taraflarında bulunan biri olarak şunu görüyorum: Kolay dönemlerde hikâyeler çok şey anlatabilir. Zor dönemlerde ise rakamlar konuşmaya başlıyor.
Bu aslında girişimcilik ekosistemi için kötü bir şey değil. Tam tersine, daha nitelikli bir yatırım kültürünün oluşması için önemli bir eşik.
Belki önümüzdeki dönemde daha az yatırım göreceğiz. Belki yatırım süreçleri daha uzun sürecek. Belki yatırımcılar daha fazla soru soracak. Ama bunun karşılığında girişimcilerin de şirketlerini daha iyi tanıması, verisini daha iyi yönetmesi ve yatırımcı karşısına daha hazırlıklı çıkması gerekecek.
O yüzden benim bugün gördüğüm tablo şu:
Fon krizi var ama girişimcilik krizi yok.
İnsanlar hâlâ masaya geliyor. Hâlâ anlatıyor, hâlâ dinliyor, hâlâ deniyor. Sadece artık bu masada heyecanın yanında daha fazla veri, daha fazla analiz ve daha fazla gerçeklik var.
Ve bence bu, ekosistemin olgunlaşması açısından çok değerli.
Çünkü sermaye zaman zaman azalabilir, piyasalar daralabilir, şartlar zorlaşabilir. Ama girişimcinin gayreti, yatırımcının sağlıklı karar verme isteği ve ekosistemin dayanışması devam ettiği sürece yeniden güçlenmek mümkün.
Bugünün en değerli sermayesi belki de sadece para değil; doğru veri, doğru analiz ve vazgeçmeyen insanlar.
Ahmet Kerim Nalbant/TİMETÜRK