Türkiye sermaye piyasaları, tarihinin en kritik denetim ve yargı süreçlerinden birinden geçiyor. Milyonlarca liralık işlemlerden yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon tasfiyelerine uzanan süreç, sadece bir finans denetimi değil; hukuk ve sosyal devlet sınavıdır. ?Mesele sadece "Kim ne kadar kazandı?" sorusu değil.
Piyasa nasıl manipüle edildi?
Fiyatlar ekonomik gerçeklikten nasıl koptu?
Haksız kazanç nereye aktarıldı?
En önemlisi ise Gerçek mağdurun zararı nasıl karşılanacak?
Sorumluluk Şahsidir, Soruşturma Sistemiktir;
Ceza hukukunda sorumluluk şahsidir; bir yapının içinde bulunmak tek başına suç doğurmaz. Ancak bu, sistemik zinciri araştırmaya engel değildir. Portföy şirketleri, aracı kurumlar ve para transferleri bir bütün olarak incelenmelidir.
Burada kritik bir hukuk sınırı var: İlişki tek başına suç değildir.
Bir kişinin başka bir kişiyle ticari, siyasi veya sosyal bağının bulunması onu otomatik olarak fail veya iştirakçi yapmaz. Ceza sorumluluğu somut delille ve kişinin kendi eylemi üzerinden kurulur.
SPK 106 ve 107 Ayrımı:
SPK 106: İçeriden öğrenenlerin ticareti (Bilgi Suistimali).
SPK 107/1-2: Fiyat ve bilgi manipülasyonu (Piyasa Dolandırıcılığı).
107/1 bir tehlike suçudur; fiili zarar şart değildir. Ceza soruşturması ile zararın tazmini hukuken ayrılmalıdır.
Şişirilmiş Kazanç Gerçek Zarar Değildir
Yapay işlemlerle yükselen bir enstrümandaki her ekran artışı gerçek kazanç değildir; bu değerin kaybolması da otomatikman hukuki "zarar" sayılmaz.
Devlet tüm piyasa riskini garanti etmez. Temel ölçüt: Fiilen ve somut biçimde kaybedilen "Gerçek Zarar"dır.
Sosyal Devlet Riski Değil, Mağduru Korur
Piyasadaki her zararı kamulaştırmak sosyal devlet değil, özel riskleri topluma yüklemektir.
Risk, Yatırımcıya aittir.
Hukuka aykırılık ise Faile aittir.
Devlet, iyi niyetli yatırımcıyı organize finansal yapıların altında ezdirmez.
Tazminde İlk Adres Haksız Kazançtır!
Kamu bütçesine gitmeden önce paranın izi sürülmelidir: Şirket ve şahıs malvarlıkları, yurt dışı transferler, aktarılan değerler...
Süreçteki malvarlığı tedbirleri suçluluk hükmü değildir; suçtan elde edilen değerlerin kaçırılmasını önleyen adli bir tedbirdir.
Hazine Son Adrestir;
Gerçek mağdurun zararı sorumlulardan karşılanamıyorsa, kamu tamamlayıcı bir mekanizma kurabilir. Ancak Hazine, yatırım riskinin sigortası değildir. Kamu kaynağı, sistemik bir krizi önlemek ve küçük yatırımcıyı korumak için en son aşamada devreye girmelidir.
SPK 107/3 Etkin Pişmanlık Yanılgısı;
107/3 kapsamında Hazineye menfaatin 2 katı ödeme yapılması ceza indirim/cezasızlık sağlayabilir. Ancak Hazineye ödeme yapılması, mağdurun özel hukuk bakımından zararının giderildiği anlamına gelmez. Mesele Hazineye ödemeyle kapanmış sayılamaz.
Temiz Siyaset ve Hukuk Devleti
Süreçte siyasi görevden ayrılmalar ve malvarlığı tedbirleri gündeme gelse de iddia, soruşturma ve hüküm ayrılmalıdır.
Temiz siyasetin ölçüsü: Makam sahibi kimse soruşturulamaz olmamalı, makam sahibi olmayan da peşinen suçlu ilan edilmemelidir. Delil konuşmalıdır.
Sonuç: Devletin Görevi Piyasayı Değil, Adaleti Kurtarmaktır!
Gerçek mağdur korunmalı, haksız kazanç geri alınmalı, sorumlular hesap vermeli ve hukuk makamların üzerinde tutulmalıdır. Sermaye piyasalarına güven, piyasa riskini kamuya yükleyerek değil, adaleti sağlayarak tesis edilir.
Yurdal Kılıçer/TİMETÜRK