$

Dolar

46,8417

Euro

53,6077

£

Sterlin

62,6094

Frank

58,3117

Gram Altın

6.287,7900

Bitcoin

2.950.728

$

Dolar

46,8417

Euro

53,6077

£

Sterlin

62,6094

Frank

58,3117

Gram Altın

6.287,7900

Bitcoin

2.950.728

Makale 06.07.2026 3 dk okuma

Fikir özgürlüğü ile kutsala saygı dengesi

Paylaş:

Modern dönemlerin kutsanan kavramlarından biri olan fikir özgürlüğü adeta sihirli bir kavram gibi kullanılıyor. Fikir özgürlüğü kavramının muhtevası ile ilgili tartışmalar yüzyıllardır yapılmakta ve bir ortak noktada uzlaşılamamaktadır.

Fikir özgürlüğü düşündüğümüz her şeyi söyleyebilme hakkını bize verir mi?

Bu soruya verilecek cevap belirleyicidir. Eğer cevabımız “evet” ise o zaman ortaya çok ciddi bir kaos ve karmaşa çıkar. İnsanların birbirinden hoşlanmaması, yaşam tarzı ve inançlarından nefret ettiğini söyleyebilmesi hakkı, bir arada yaşamayı imkânsız kılacaktır.

Her özgürlük ancak sınırlarının net bir şekilde belli olmasıyla anlam kazanabilir. Sınırları olmayan şeyden ne özgürlük ne de barış çıkar.

Neye, nasıl inanacağınıza kimsenin diyebileceği bir şey olmayabilir fakat bunu ifade etme şekli oldukça önemlidir.

İnsanların kutsallarına karşı takınmamız gereken durum tam da fikir özgürlüğünün çerçevelenmesine iyi bir örnek teşkil etmektedir. İçinde yaşadığı toplumun kutsallarına inanmamak her insanın en doğal hakkıdır. Kendi inancınızı diğer insanların kutsallarına saldırmadan anlatabilirsiniz.

Başkalarının kutsallarına saldırmak, onları sözde mizahın mezesi haline dönüştürmek kimsenin hakkı ve haddi olamaz.

Özellikle Türkiye gibi farklı fay hatları ile bölünmüş ve her an yeni bir toplumsal gerilimin ortaya çıkma ihtimali yüksek olan bir toplumda siz kalkıp dini değerlerle dalga geçerseniz toplumun büyük bir bölümü bunu fikir özgürlüğü çerçevesinde algılamayacaktır.

Dini değerlere saldıranlar genellikle bunu bilinçli bir şekilde yaparak toplumu germeye çalışmaktadırlar.

Söz konusu İslam olunca her türlü saldırıyı mizah ve fikir özgürlüğü gibi söylemlerle kamufle etmeye çalışan kitle söz konusu kendi kutsalları olunca nedense en ufak bir tahammül gösteremiyorlar.

İslam’a saldıranlara destek çıkan sözde özgürlükçü sahtekârlar kendi kutsallarını topluma dayamak için her türlü baskıyı hayata geçirmekten imtina etmiyorlar. Kendi hayat tarzlarını ve dünya görüşlerini her türlü vasıta ile topluma empoze etmeye çalışanlar bu tutuma karşı en ufak bir eleştiri karşısında insafsızca saldırabiliyorlar.

Türkiye’deki bir kitle nedense özgürlük dendiği zaman “İslam” ve “Osmanlı” gibi değerlere saldırma hakkını anlıyorlar. Fakat farklı inanç gruplarına karşı oldukça hassas davranabiliyorlar.

Türkiye’deki durumu “İslamofobi” kavramı çerçevesinde değerlendirmek de mümkündür. Diğer dinlere karşı olabildiğince saygılı ve anlayışlı olan kitlenin İslam’a en ufak bir tahammülü yoktur.

İslam’a saldıranlara kimlerin sahip çıktığına bakıldığı zaman, geldikleri geleneğin İslam düşmanlığı üzerine kurgulandığı görülecektir. Açıktan İslam’a karşı savaştıklarını söyleyemeyenler bunu dolaylı yollardan yapmaktadırlar.

Toplum olarak bu tür provokasyonlara karşı uyanık olmak zorundayız.

Prof. Dr. Abdulvahap Akıncı/TİMETÜRK

Etiketler: