$

Dolar

46,6600

Euro

53,1528

£

Sterlin

62,0951

Frank

57,5952

Gram Altın

6.130,1300

Bitcoin

2.795.517

$

Dolar

46,6600

Euro

53,1528

£

Sterlin

62,0951

Frank

57,5952

Gram Altın

6.130,1300

Bitcoin

2.795.517

Makale 28.06.2026 5 dk okuma

“Doğu ve Batı arasında İslam” kitabı

Paylaş:

1994 yılında kitaplığıma kaydettiğim, Merhum Ali İzzet Begoviç’e ait bu eser, Salih Şahan tercümesi ile 1993’te Nehir yayınları okuyucu ile buluştu. İlk yüzeysel okumam o dönemde olmuş. Bunu kitabın üzerine düştüğüm nottan anladım. Okuduğum kitapların başında okumaya başladığım; sonunda da okumayı bitirdiğim tarihi not ederim genellikle. Bazen de hangi şehirde ve görevdeyken okuduğumu da not ederim. İlk okumaya ne zaman başladığımı ve bitirdiğimi oradan tespit ettim. İstanbul Sarıyer İmam-Hatip Lisesi öğretmenliğinden Güneşli Tevhit Kur’an Kursu Öğreticiliğine geçeli üç yıl olmuşken bu eseri aldığımı yine üzerine düştüğüm nottan anladım. Medeniyetimizin önceki büyükleri bu tür not düşmeye haşiye (kenar notu veya derkenar) derlerdi.

İkinci ve daha dikkatli okuyuşum 2026 yılı haziranında oldu. Sunuş ve Giriş ‘ten sonra kitap iki kısım ve kendi içinde bölümlere ayrılmış. Birinci Kısım Batı Düşüncesinin Temelleri ’ne ayrılmış. İkinci Kısım ise İslam-İki Kutuplu Birlik şeklinde isimlendirilmiş. Toplamda 312 sayfa olarak basılmış iyi bir okuma yapılması gereken bir eser.

Girişte Merhum Aliya İzzet şöyle söze : “Çağdaş dünya, uzun zamandır süregelen ve sonu gelmeyen kesif bir ideolojik çatışma içinde bulunmaktadır. Hepimiz bu aktif veya pasif bu çatışmanın içine itilmiş bulunuyoruz. Bu dev karşılaşmada acaba İslam’ın yeri nerededir? Bugünkü dünyayı şekillendirmede İslam’ın herhangi bir rolü var mıdır? Bu kitap işte bu soruyu cevaplandırmaya çalışacaktır” (S.11) diyerek başlamaktadır. Bu eser daha önce  1980 yılında yayınlanmış ve bu nedenle yazar yargılanmış on dört yıla mahkûm olmuştur. Akademisyen ve toplum adamı olan Aliya (Ali) uluslararası baskılar nedeniyle hapisten çıkarılmıştır. Yugoslavya’nın parçalanması döneminde arkadaşları Muhammed Çengiç, Cemalüddin Laçiç ve Ömer Behmen ile birlikte Demokratik Hareket Partisi’ni (SDA) kurdu. Bağımsızlığını ilan eden Bosna-Hersek Devlet Başkanı seçildi. Kısa bir süre sonra da 2 Nisan 1992 yılında başlayıp, 14 Aralık 1995 yılında sona eren Sırpların Bosna-Hersek soykırımı başladı. Her zaman olduğu gibi Batı yine üç maymun oynamış, gizli- açık Sırplara destek vermiş, sivil halktan yüz bin kişinin şehit edildiği vahşetin olduğu zaman diliminde bu eser Türkçe ’ye kazandırılmıştır.

 

Dünya görüşlerini üç kümede toplayabiliriz. (Batının anladığı anlamda) Dini (maneviyatçı), Materyalist (maddeci) ve İslamî. … Bunlardan birincisine göre yegâne ve esas varlık ruhtur; ikincisine göre maddedir. Üçüncüsüne göre İslam’dır. (İslam’a) gelince, o ruh ve maddenin bir arada varoluşundan yola çıkmaktadır. Çünkü yalnızca madde olsaydı materyalizm tek tutarlı felsefe, maneviyat ise tamamen manasız bir tutum olurdu. Diğer taraftan eğer ruh varsa insan da vardır ve maneviyat ve ahlak olmadan insan hayatı manasızdır. En yüksek şekli insanda sergilenen ruh-madde birliği prensibinin adı İslam’dır.(S.11) demek suretiyle çok önemli bir tespit ile kitabında yol almaya devam eder.

İlk Çağ Felsefesi, Aristo, Platon (Eflatun), Yunan Felsefesinin önde gelenlerinin düşünce yapısını, fikirlerini bir-bir inceler. Eleştirilerini yapar ve konu ile ilgili İslam’ın prensiplerinden örnekler verir. Her konu sununda mutlaka İslam düşünürlerinden, ayet ve hadislerden çarpıcı örnekler verir. Tevrat ve İncil’den tahrif edilmiş hüküm ve haberleri de yer yer konu içinde sunar. Birinci kısımda Batı’nın maddeyi yok sayan maneviyatçı anlayışının ve ruhu yok sayan materyalist düşüncesinin insanlığa huzur veremeyeceğini ve vermediğini net şekilde ortaya koyar. İkinci kısımda daha çok İslam’ın değer ve yorumlarını ön plana çıkarır. Yine burada önceki iki akımı gündeme alır. Ancak İslam’ın ölümsüz değerlerini ortaya koyarak yoluna devam eder. Üç görüş arasında İslam’a “İki Kutuplu Birlik” adını koyar. “Terbiye ve kanunlar sayesinde dünyayı düzenleme çabası olarak İslam ve Allah’a teslimiyet, çok geniş bir çözüm planıdır.” (S.310) Der. Son cümlesi ise: “Ey! Teslimiyet, senin adın İslam’dır.” ( S.312) Olur.

Kitapla ilgili şu tespitlerimi de yapmadan geçemeyeceğim:

1- Merhum Aliya İzzet Begoviç’n gerçekten Bilge Kral olduğunu böylece bir daha anladım.

2- Kitap, felsefe terimlerine aşına olunarak veya felsefe sözlüğü ile okunmalı.

3- Bu kitap, tabir uygun düşerse çalakalem okuyuşla geçilecek kitap değildir.

4- Tam olarak okudum ve anladım diyemeyeceğim, ama epey emek vererek okudum. Kitapta çizmediğim cümle kalmadı. Verilen ayet ve hadisleri tespit etmeden, felsefi terimleri not etmeden okumadım. Öyle okunmasını öneririm.

5- Bir dilden başka dile ancak bu kadar tercüme olabilir. Mütercimi ve emeği geçen herkesi tebrik ederim. İmkan olsa da eseri özgün halinden okunabilse.

Yusuf Sarıkaya/TİMETÜRK

Etiketler:
Yusuf Sarıkaya
Yusuf Sarıkaya

Köşe Yazarı