Okumak, sadece kâğıt üzerindeki siyah işaretleri sese veya zihni bir imgeye dönüştürmek değildir. Bilginin ve hikmetin kapısını aralayan bu eylem, aslında insanın kendini, toplumu ve kainatı yeniden anlamlandırma çabasıdır. Bugünün dünyasında maruz kaldığımız bilgi bombardımanı altında, "doğru okuma"nın ne anlama geldiğini öncü şahsiyetlerde görmek mümkün.
Kuran-ı Kerim’in eğitim formasyonu bizlere muhteşem rehberdir aslında.
Mesela, Kelam-ı Kadîm bizlere şahsiyet okumaları yaptırır.
Peygamberlerden, evliyadan, eşkiyadan, kendini bir şey zannedenlerden; makamına, ilmine, servetine, silahına, ordularına güvenenlerden ve onların acı akibetlerinden sıkça bahseder.
Ne acıdır ki; Bugünün okuyan gençleri ve çocuklarının ciddi bir çoğunluğu ne bu dünyada ne de ahirette kendilerine hiçbir fayda sağlamayacak ve işlerine de yaramayacak yığınlarla bilgi yüklenmenin peşine düştüler.
Yüklendiği bilgiyi ahlakına, sözüne, gözüne, sokağına, pazarına, işine, aşına, eşine, masasına, kasasına, kafesine, kefesine, sesine, nefesine, kısaca hayatının her alanına yansıtmayacaksa o bilgi tahsili beyhude hamallıktan öteye geçmeyecektir.
Özellikle öğretmenlerimizin müfredatın dışına çıkmak suretiyle gerek kadim Türk toplumunun, gerekse yaşayan öncü şahsiyetlerin verdikleri mücadeleleri doğru okumalı ve okutmalıdır.
Zira çocuk öğretimle bilgiyi, eğitimle ise şahsiyetleri ve o şahsiyetlerdeki karakterleri örnek alır.
23 yaşından sonra ne olacağına karar veren ve verdiği karar için yeni planlar yapmaya çalışan bir genç ile, ta küçüklük yıllarından itibaren ne olacağına karar vermiş ve verdiği kararda azimden taviz vermemiş bir gencin başarı oranının aynı olması mümkün müdür?
Kaldı ki bizim medeniyetimizin sayfaları, öncü şahsiyetleri takip eden ve hatta boynuz kulağı geçen, yani hocasını geçen talebelerin hikayeleriyle süslüdür.
İmam-ı Azam’dan sonra gelen talebeleri, 2. Murat’tan sonra gelen 2. Mehmet’leri, dedesinin emanetini milyonlarca km2’ye çıkaran Sultan Süleyman’ları, Bakü Fatih’i Nuri Killigil’lerden sonra gelen Selçuk Bayraktarlar sadece birkaçıdır.
Ebeveynler; bırakın artık çocuklarınızı jokey olarak görmeyi.
Çocuklarınızın aldığı puanlar ve okudukları okullar üzerinden kibir kasmayı bırakın artık.
Çocuklarımız bize Allah’tan yani gerçek sahibimizden emanettir.
Gün gelir sahibi emanetini sorar!
Diplomalı ve bilgi yüklü cahillerden çok çektik.
Yalancı siyasetçiden, ahlaksız politikacıdan, müfteri gazeteciden, hak yiyen yöneticiden, malzemeden çalan müteahhitten, adaletten uzak ve makamını devletin ve milletin aleyhinde kullanan hukukçudan çok çektik.
Efendiler bize ilmiyle amil, fikriyle ve duruşuyla sağlam mümin lazım. Gayrısı çöp.
Salih Kırmızı /TİMETÜRK