Kıymetli Okuyucum.
İnsan, kainatın özü ve "eşref-i mahlukat" olarak, ilahi bir sanatın en mükemmel tecellisi şeklinde yaratılmıştır. Ancak günümüzde modernite ve çeşitli ideolojik sapkın akımlar, insanın bu en temel değerini, yani fıtratını hedef alan büyük bir saldırıya geçmişlerdir. Bu saldırının en bariz şekli; cinsiyetsizleştirme çabaları, ahlaki erozyon ve tarihteki büyük yıkımların ana sebebi olan fıtrattan sapma halleridir.
İnancımıza göre, her doğan çocuk "fıtrat" üzere doğar. Bu fıtrat, insanın yaratılıştan sahip olduğu saf, temiz ve Yaratıcı’sına yönelme eğilimini ifade eder. Allah, kainatı ve insanı bir mizan (ölçü) üzerine inşa etmiş, her şeyi çiftler halinde yaratarak toplumsal ve biyolojik dengenin temelini atmıştır. Ancak nefsin meşru daire dışındaki istekleri olan "hevâ", insanı bu dengeden uzaklaştırarak hem bireysel hem de toplumsal bir felakete sürüklemektedir.
Tarih, ilahi sınırlara başkaldıran ve fıtratını bozarak cinsel sapkınlığa düşen, azgın azınlıkların ve sapkın kavimlerin hazin sonlarıyla doludur. Yüce kitabımızda belirtildiği üzere, Hz. Lut (as) kavmi, kendilerine yapılan tüm uyarılara rağmen fıtrata aykırı bir takım ahlaksızlıkta ısrar etmiş ve neticede dehşetli bir sarsıntı ile üzerlerine taş yağdırılarak helak edilmişlerdir. Kur'an-ı Kerim, bu hadiseyi anlatırken müminleri geçmişe ibret nazarıyla bakmaya ve alâmetleri doğru okumaya davet eder.
Hadis-i Şerifte Peygamberimiz as, kadınlara benzemeye çalışan erkekler ile erkeklere benzemeye çalışan kadınların lanetlendiği bildirilmektedir. Bu uyarı, biyolojik ve ruhsal kimliklerin korunmasının toplumsal huzur için ne kadar hayati olduğunu göstermektedir.
Bugün "özgürlük" ve "tercih" kılıfı altında sunulan cinsiyetsizleştirme politikaları, aslında insanın en temel kimliğine yönelik bir saldırıdır.
Bizler Müslümanlar olarak bu türlü ahlaksızlıklara seyirci kalmak ve tepkisiz davranmak gibi bir tercihe sahip değiliz.
Yurtdışı ve yurt içinden fonlanan bazı aşısız tasması gevşekler kendilerine verilen arpanın hakkını veremedikleri gibi sahipleri tarafından ne denli sıkıştırıldıklarını da görmüyor değiliz.
Mel’un kavmin müntesiplerini taşıyam Scarlet Lady adlı gemi ülkemizin limanlarına sokulmayınca, içimizdeki kuyruğuna basılmışlarım feryadı Tel Aviv’den duyuldu.
Şimdilerde ise “çakma” adlı yeni bir şarkı grubuyla hayvanat bahçesindeki yerini almaya çalışan ve ülkemizin çocuklarını doğrudan hedef alan bazı soyu tespit edilememiş müsveddeleri de görmüyor değiliz.
Hangi koldan gelirseler gelsinler; bu milletin evlatlarının soyu da bellidir suyu da…
Fakat tehlike büyük, bizler de bunun farkındayız.
Özellikle İmam Hatip okullarının hayran bırakan başarısı, Kuran Kurslarının göz kamaştıran icazet merasimleri, statları dolduran onbinlerce çocuğum aynı anda Kabe’de hacılar hu der Allah ilahisini söylüyor olması bu azılı ve aşısız kesimi kudurtmuş durumda.
Bizler deriz ki; Beyler, sakin olun. Hak gelir, Batıl zail olur.
İlahi kudret böyle tecelli eder.
Şunu da ekleyelim; Günümüzde bazı medya ve dijital platformlar aracılığıyla yürütülen ahlaki yozlaşma, toplumsal güveni sarsmakta ve ahlaklı bireyleri "zavallı, ahmak, özürlü ve asosyal" gibi dezavantajlı kulpunu takmalarını da görmüyor değiliz.
Hülasa, bu edepsizleri gördükçe önce onların ve kendi nefsimizin ıslahı için dua ediyor, sonrasında ise edepli ve ahlaklıların kıymetini daha çok telakki ediyoruz.
Salih Kırmızı/TİMETÜRK