$

Dolar

48,9640

€

Euro

55,9412

£

Sterlin

64,8762

₣

Frank

59,1807

₺

Gram Altın

6.711,1400

₿

Bitcoin

4.129.726

$

Dolar

48,9640

€

Euro

55,9412

£

Sterlin

64,8762

₣

Frank

59,1807

₺

Gram Altın

6.711,1400

₿

Bitcoin

4.129.726

Makale 25.09.2026 3 dk okuma

Cuma Mesajı: Cinema Ve Medya Cephesi

Paylaş:

Kıymetli Okuyucum.
Günümüz dünyasının iletişim araçları aynı zamanda etkileşim araçları olmuş durumda.
Bu hakikat ihmal ve inkar edilmeyecek kadar da ciddi bir meseledir.
Haddizatında Müslüman, üstüne vazife olmayan yerlerde olmaması gerektiği gibi varlığının elzem olduğu ahval ve şeraitte ise dilsiz ve kör şeytan olma hakkına da sahip değildir.

Bizler evrensel din olan İslamın temsilcileri olarak dünyayı ve ahireti doğru okumalı, dünyayı amaç olarak değil ahireti kazanma yolunda bir araç görmeliyiz.
Allah’ın yüce adını, Resul’ünün şanını ve şerefini insanlığa tanıtma adına meşru olan hemen her yolun yürünmesi gerektiğini, helal olan mevzilerin boş bırakılmamasını, yeni gelişim ve teknolojik imkanların usulüne uygun kullanılmasını bilmek gibi bir mecburiyetimiz vardır.

70’li ve 80’li yıllarda devrilen yeşil çamların aldında kalan ve ahlakı tahrif olmuş bir neslin faturasını dönemin siyasilerine, sinema ve sanatçılarına kesmeyle üzerimizdeki sorumluluğu attığımızı sanmak acizlik ve beyhude tevekkülden başka bir şey değildir.

2000’ li yıllarda izlediğimiz sözde filmlerin, devletin organlarına çöreklenmiş hainlerin temin ettiği birtakım bilgiler doğrultusunda yazıldığı senaryo neticesinde, devletin bekası ve istikbalini tehlikeye attığını 20 yıl aradan sonra fark ediyorsak vay bizim halimize!

İnsanlığı etkisi altına alan ve nesillerin ahlakını tarumar eden sinema ve medya cephesinde nice canları, nice aileleri ve nice devlet adamlarını kurban verdik.

Sorarım size; nice namuslu insanların, nice kıymetli devlet adamlarının ve nice din adamlarının; medya ve sözümona sinema camiasında köşelerden ve ekranlardan ahkam kesen, kendisini seçilmiş, asil ve aydın diye tarif eden soytarıların iftiralarıyla hayatları kararmadı mı?

Kendisini sanatçı diye adlandırıp; her fırsatta dini ve Müslümanları aşağılayan, namaz ve başörtüsü ile dalga geçen, bir imam hatip ile akut köpeğini karşılaştıracak kadar soyu belli olmayan, öldüğünde ise cenaze namazının kılınmasını istemeyip yakılmasını istediği halde ısrarla cami avlusununun kirlenmesine sebep olanlar neyin peşindedir?

Rol icabı soyunarak gençleri teşhirciğiliğe özendiren, kimin eli kimin cebinde bir senaryo ile yuvaların ortasına ateş topunu bırakan sözde aydınlar, toplumun değerlerini hiçe sayarak namaz kılan çocukları birer suç örgütü üyesiymiş gibi gösteren gazeteci ve haber spikerleri sizi de unutmadık!

Ölünüze rahmet dilememek için her türlü elektrik ve elektronik temennilerde bulunan efendiler; lütfen mezar taşınıza Fatiha yerine Mozart’ın 40 numaralı senfonisini yazdırır mısınız.
Müslüman kardeşim, adına spor diyerek küfür ve hakaret etmeyi, sanat diyerek gayri meşruyu meşru göstermeyi, moda diyerek teşhirciliği, siyaset ve politika diyerek yalanı, din diyerek ideolojik taassupları sana yedirmeye çalışan birtakım müsveddelere karşı meşru ve helal olan her mevzide olman gerektiği gibi yetişmek ve bu mevzilere de doğru insan yetiştirmek mecburiyetinde olduğunu unutma.

Salih Kırmızı/TİMETÜRK

Etiketler:
Salih Kırmızı
Salih Kırmızı

Köşe Yazarı