Kıymetli okuyucum
Şu kısacık dünyada yalnız başımıza yaşamamız pek mümkün görünmüyor.
Bununla birlikte kalbimize ve kalıbımıza denk birini veya birilerini bulmakta bazen zorlanıyoruz!
Sosyoloji ilmi der ki; En sık görüştüğün beş kişinin ortalamasısın.
Aklımızın, kalbimizin ve vicdanımızın uyum sağladığı kişi ve mekanların bize huzur verdiği hakikati inkar edilemediği gibi uyum sağlayamadığımız kişi ve mekanlardan edindiğimiz zarar ve huzursuzluğu da inkar etmek pek mümkün görünmüyor.
Büyüklerimiz; Kıratın yanında duran, ya suyundan ya da huyundan etkilenir demişler.
Hatta konuyla ilgili eskimeyen eskilerin deyişleri de yabana atılmayacak, kulak ardı edilmeyecek kadar kıymetlidir.
Ne demiş büyüklerimiz;
Beyaz karayı,
sinek yarayı,zengin parayı sever.
Tembel yatmayı, geveze atmayı,
Pazarcı satmayı sever
Şişe tıpayı, şarap kupayı,
Eşek sopayı sever.
Haylaz döveni, dalkavuk öveni,
Hergele seveni sever.
Sarhoş dostunu, ayı postunu,
Yaşlı bastonu sever.
İmam-ı Gazali Hz. buyurur ki; Alimin yanında duran ilme, cahilin yanında duran ise cehalete alışır ve meyleder.
Efendiler;
Hemen her meseleye siyasi ve parti gözlüğüyle bakmamız ve kişisel çıkar açısından değerlendirmemiz bizi ne hale getirdi farkında mısınız?
Öyle ki; Beş vakit namaz kılar, zil zurna sarhoşu savunur olduk!
Hacca gider, Kabe’nin önünde asrın hırsızlarına dua eder olduk!
Gece teheccüd namazında ahlaksızlıkta sınır tanımayan edep fukaralarına dua eder olduk!
Din ve devlet düşmanı olduğunu bildiğimiz halde zekatımızı ve kurbanımızı verir olduk!
Dilimizin sevdasına dinimize küfredene sesimiz çıkmaz oldu!
Futbol takımımıza duyduğumuz muhabbet bizim Allah’ımıza ve Peygamberimize yapılan hakareti görmezden gelmemize sebep oldu!
Birtakım beşeri kanun ve kuralları incitmemek için Allah’ın ve Peygamberin kanunlarını üç kuruşa harcar olduk!
Beyler bize ne oluyor!
Beyler ölüm var!
Beyler bu günler iyi günlerimiz!
Bizler böyle dünya menfaatlerimiz uğruna sustuğumuz müddetçe başımıza nice siyonist, emperyalist veya kemalistler musallat olacak!
Hani bizim dedemiz bir kuru ekmek ve şekersiz hoşafla Çanakkale’de düşmana geçit vermedi!
Ne oldu bize, tıka basa doyduğumuz, her gün çöpe attığımız nimetleri unutup devletin bize bakmaya mecburmuş hissine kapılmak da nedir?
Sözümün bu bölümü de gençlerimize! Sizi bekleyen tehlikenin farkında değilsiniz!
Elbette büyüklerde de kabahat var!
Size bu kadar ücretsiz ve bedelsiz hizmet sunulunca siz de devleti size bu hizmetleri sunmaya mecbur sandınız!
Size bedelsiz sunulan hizmetlerin bedelini nankörlükle ödemekten haya edin gençler!
Endişeliyiz gençler!
Sosyal medya algısının rüzgarına kapılıp bankamatik farelerini savunmanızdan endişe ediyoruz.
Havada karada ve denizde ahlaksızlıkta sınır tanımamış; densiz ve donsuzları savunmanızdan, onlara benzemenizden ve onlarla aynı safta olmanızdan endişeliyiz.
Gençler, sizler bizim umudumuz, bu Ümmet-i Merhûme’nin istikbali ve aziz mirasçılarısınız!
Salih Kırmızı/ TİMETÜRK
Etiketler: