$

Dolar

46,4454

Euro

53,2802

£

Sterlin

61,3998

Frank

57,7464

Gram Altın

6.276,8800

Bitcoin

2.914.693

$

Dolar

46,4454

Euro

53,2802

£

Sterlin

61,3998

Frank

57,7464

Gram Altın

6.276,8800

Bitcoin

2.914.693

Makale 19.06.2026 3 dk okuma

Cuma mesajı: Zindan çilesi ve mazlumun haysiyeti

Paylaş:

Kıymetli Okuyucum,
İnsanlık tarihi boyunca hakikat davası güdenlerin yolu her daim çetin olmuş, bu uğurda ödenen bedellerin başında ise "zindan" gelmiştir. Zira hakikat yolcuları gül’e talip olmuşlardır. Gül de dikensiz değildir.
Necip Fazıl Kısakürek'in ifadesiyle; mazlum, kendi haline göre değil, zulmediciye nisbetle sıfatlanandır. Bugün, haksız yere dört duvar arasına itilmiş bir Müslümana, sadece "hapis yattı" diye önyargıyla yaklaşan, iftiralara çanak tutan "sözde" Müslümanların tavrı, aslında kendi ruhlarındaki derin boşluğun ve omurgasızlığın bir tezahürüdür.

Tarihin seyrine yön verenlerin, hatta bugün okullarda ve üniversitelerde fikirleriyle ders kitaplarının zenginleştiği bir çok filozofun, bilge insanın ve alimin hayatını incelediğimizde karşımıza zindan, sürgün ve mustazaf bir hayat çıkmaktadır.

Necip Fazıl’ın Reis Bey piyesinde tasvir ettiği gibi, merhameti idamlık bir suç gören taş kalpli bir kanun tatbikçisinin buz gibi iç dünyası bile müthiş bir sarsıntıyla yerle bir olabilir. Ancak asıl acınası olanlar; hakikati araştırma zahmetine girmeyen, zindanı bir "çile mekanı" değil de bir utanç lekesi gibi gören omurgasızlardır. Oysa tarih; Sokrates’ten İmam-ı Azam’a, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den (r.a.) Muhammed Mursi’ lere ve günümüze kadar, zulmün karşısında dik duranların haklılığını şehadetle ve onurla taçlandırmıştır.
Kaldı ki; ABD, Çin, İsrail ve daha nice zalimlerin zindanlarındaki Müslüman Ayşe’ler, Fatıma’lar Ali’ler ve Hasan’lar onur ve haysiyet abidesi olarak mahşere dirilirken; belki değil, bil ki bugün imtiyaz sahibi bir çok sözde Müslüman yüzü kara olarak dirilecektir.
Prof. Dr. Fuat Sezgin gibi bir dâhi’ nin de 1960 askeri darbesiyle üniversiteden men edilen "147’ler" listesinde yer alarak kendi vatanından ayrılmak zorunda bırakılması ve ardından gazete manşetlerinin yazdıkları bizlere utanç olarak yeter. Bilim tarihine ömrünü adayan bir filozofun, "sakıncalı" görülüp sürgüne itildiği bir iklimde, mahkûmiyet kararlarını veya hapishane duvarlarını birer "suçluluk karinesi" olarak görmek, cehaletin en koyusu olsa gerek!
Zindan, bir Müslüman için Medrese-i Yusufiyye’ dir; ancak haksız yere hapis yatan bir mazluma önyargıyla yaklaşmak ve iftiralara alet olmak, iman kalesinde açılmış derin bir gediktir. Müslüman "arı peteğini örer gibi" fikrine ve kardeşine sadık kalmalıdır. Unutulmamalıdır ki; zindanlar boşalır, iftiralar gün gelir ayağa dolanır; fakat mazluma atılan o kirli iftiralara inananların ruhlarındaki "omurgasızlık" lekesi ebediyen kalır. Müslüman, kardeşinin onurunu kendi onuru bildiği sürece vadedilen o kutlu menzile, büyük dirilişe ulaşacaktır.
Salih Kırmızı/ TİMETÜRK

Etiketler:
Salih Kırmızı
Salih Kırmızı

Köşe Yazarı