Kıymetli Okuyucum,
Modern dünya, teknolojik gelişmelerle insanları birbirine hiç olmadığı kadar dijital olarak yakınlaştırmış olsa da, maddi çıkarlar ve toplumsal çekişmeler bireyleri manevi değerlerden uzaklaştırarak yalnızlığa ve psikolojik bir boşluğa itmiştir. Bu karmaşık yapı içerisinde, İslam'ın temel ibadetlerinden biri olan kurban, hem bireysel ruh dünyası hem de toplumsal dirlik açısından hayati bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır.
Aslında modern dünya yeniden tasdik etmiştir ki; Huzur İslam’dadır.
Şöyle ki; Kurban, kelime anlamı itibarıyla Allah’a yakınlaşmayı ifade eder. Kaynaklarda açıkça belirtildiği üzere, kurbanın ne eti ne de kanı Allah’a ulaşır; O’na ulaşacak olan tek şey kulun ihlâs ve samimiyetidir.
Modern insanın en büyük sorunlarından biri olan "biçimsellik ve samimiyetsizlik" çıkmazında kurban, eylemin arkasındaki asli amacı ve niyetin önemini hatırlatır. Bu ibadet, Allah’ın dininin işaretlerine (şeâir) gösterilen bir saygıdır ve kalplerdeki takvanın bir tezahürüdür.
Toplumsal boyutta ise kurban, modern dünyada zayıflayan sosyal dayanışma ve infak kültürünü yeniden canlandırır. Dünya adeta "küçük bir köy" haline gelmişken, insanlar arasındaki şefkat ve merhamet bağları kopma noktasına ulaşmıştır. Oysa müslümanlar, bir uzvu rahatsızlandığında bütün vücudu sarsılan tek bir beden gibidir. Kurban ibadeti, varlıklı olanın elindekini paylaşması yoluyla yoksulun halini anlamasını ve "veren elin alan elden üstün olduğu" gerçeğini yaşamasını sağlar. Bu yardımlaşma, sadece maddi bir destek değil, toplumdaki kırgınlıkları gideren ve kardeşliği pekiştiren manevi bir ilaçtır.
Modern çağın "daha fazla tüketim" hırsına karşı kurban, kişiye kanaat ve feragat (îsâr) bilinci aşılar. İnsan, en sevdiği varlık olan malından Allah rızası için vazgeçebilmeyi öğrenerek, nefsinin doymak bilmeyen arzularını dizginler. Kurban edilen her hayvan, bir bakıma insanın kendi bencil isteklerini Allah'ın iradesine feda etmesini sembolize eder.
Bir diğer anlamda ise kurban; Kulun kendisini yaratan Rabbinin rızası için feda edemeyeceği hiçbir şeyin olmadığının göstergesidir.
Emr-i İlahi için, tıpkı İbrahim (a.s) gibi gün gelip evladından, Hz. Peygamber (a.s) gibi baba ocağından, doğduğu vatanından vazgeçebilmektir.
Peki bizler Müslümanlar olarak, kurbanlarımızın haricinde başka neyimizi Allah için kurban verdik?
Zamanı bize bahşeden Rabbimize namaz için vakti mi?
Sağlığımızı bize ihsan edene Oruç için bir ayı mı?
Malı mülkü bize lütfedene fakir için zekat ve sadakayı mı?
Bizim kesilecek hayvandan başka vazgeçip feda edebileceğimiz başka kurbanlarımız var mıdır mesela?
Yoksa konfordan taviz vermek işimize mi gelmiyor!
Namaza vakit mi bulamıyoruz?
Oruç için sağlığımızın bozulmasını mı?
Zekat ve sadaka zamanı gelince fakire akıl vermek midir kurbanı anlamak?
Netice itibarıyla kurban ibadeti modern dünyada unutulan merhamet, şefkat ve kul olma şuurunun somut bir göstergesidir. Toplumun en zayıf kesimlerini gözeten bu ibadet, sosyal adaleti sağlar, bireyi yalnızlıktan kurtarır ve insanı asıl gayesi olan "Allah'a kulluk" merkezine geri döndürür. Bu yönüyle kurban, sadece dini bir vecibe değil, modern dünya insanının ihtiyaç duyduğu ruhsal ve sosyal sükûnet ilacının ta kendisidir.
Salih Kırmızı/TİMETÜRK