$

Dolar

46,2517

Euro

53,6197

£

Sterlin

62,1786

Frank

58,2075

Gram Altın

6.255,0700

Bitcoin

2.936.018

$

Dolar

46,2517

Euro

53,6197

£

Sterlin

62,1786

Frank

58,2075

Gram Altın

6.255,0700

Bitcoin

2.936.018

Makale 11.06.2026 3 dk okuma

Cuma Hutbesi: Eğitimde milli ruh ve sınav kıskacında gençlik

Paylaş:

Kıymetli Okuyucum,
Bugünlerde eğitim dünyamız, İstanbul Erkek Lisesi Vakfı ve Alman vakıflarının Milli Eğitim Bakanlığı ile girdiği hukuki ve fikri mücadelenin gölgesinde kalmış görünüyor. Bu gerginlik, aslında sadece bir yönetim ya da vakıf meselesi değil; temelleri Tanzimat’a kadar uzanan “milli maarif” ile “yabancı ekoller” arasındaki o kadim çatışmanın güncel bir yansımasıdır.

Nurettin Topçu’nun yıllar önce “Türkiye’nin Maarif Davası”nda dile getirdiği, yabancı okulların milli kültüre saplanan birer hançer olduğu yönündeki sert eleştirilerini hatırlamamak elde değil. Topçu, bu okulların Türk gençlerini Batı piyasalarına diploma hazırlayan kurnazlar haline getirdiğini savunurken, eğitimin asıl gayesinin “millet ruhunu” inşa etmek olduğunu vurguluyordu. Ancak bu kurumsal savaşların gürültüsünde asıl meselemiz olan gençlerimiz, merkezi sınavların ve yeni eğitim modellerinin yarattığı belirsizlik sarmalında adeta nefessiz kalıyor.

LGS ve YKS gibi üç harfli kabuslar, bugün gençlerimiz için sadece birer akademik ölçme aracı değil, aynı zamanda ruhsal bir tükenişin kaynağı haline gelmiş durumda. Yapılan araştırmalar, merkezi sınavların öğrenciler açısından orta düzeyin üzerinde bir kaygı yarattığını, özellikle aile ve çevre baskısının bu stresi tetiklediğini açıkça ortaya koyuyor. Gençlerimiz kendilerini “yarış atı” olarak değil, öğrenci olarak hissetmek istediklerini her fırsatta dile getirseler de, sistem onları sadece “test çözen makineler” olmaya zorluyor.

Eğitim deyince; Sezai Karakoç’un "Diriliş" ideali, eğitimin toplumsal faydasını anlamak adına bize ışık tutar. Karakoç’a göre eğitim, sadece bir meslek edinme süreci değil, bir "hakikat davası" ve ruhsal bir uyanıştır. "Diriliş Nesli", iyiliği emretmek ve kötülüğü menetmek yolunda ilerleyen, toplumun maddi ve manevi imarı için çalışan bir öncü kadrodur.

Bize lazım olan, teknik bilgiyi manevi kültürün temeline yerleştiren bir "Milli Mektep" anlayışıdır. Sanat, edebiyat, tarih ve felsefeden yoksun bir eğitim, ruhsuz bir makineleşmeden başka bir şey üretmez.

Geleceğimiz, CV'si kabarık uzmanların değil; şahsiyeti sağlam, hakikat aşkıyla yanan ve toplumun derdiyle dertlenen "insanların" omuzlarında yükselecektir.
Salih Kırmızı/TİMETÜRK

Etiketler:
Salih Kırmızı
Salih Kırmızı

Köşe Yazarı