$

Dolar

48,0792

Euro

56,1921

£

Sterlin

65,6451

Frank

60,0240

Gram Altın

7.107,3900

Bitcoin

3.704.400

$

Dolar

48,0792

Euro

56,1921

£

Sterlin

65,6451

Frank

60,0240

Gram Altın

7.107,3900

Bitcoin

3.704.400

Makale 23.08.2026 7 dk okuma

CHP’nin kaleleri mi yoksa CHP’li olmayanların tercihi mi?

Paylaş:

Ülke siyasetimiz hiçbir dönem bu kadar kirlenmemiş, “değer” ler – “kural” lar ayaklar altına alınmamış, dönekliklere de şahit olunmamıştı. Fırıldak Kubi, Sülün Osman’a şapka çıkartacak derecede ve dönme dolaplara rahmet okuturcasına olanları gördükçe gerçekten de “ne hâle geldik?” sorusuna cevap bile bulmakta zorlanıyorum.

Geçmiş dönemlerde “bağımsız” olmayıp siyasi partiler vasıtasıyla seçimleri kazanan yerelde belediyelere ve genelde de TBMM’ye girenlerin farklı nedenlerle başka partilere geçtiğini gördük. Bunlar bir veya en fazla iki elin sayısı geçmedi, geçmezdi de!... Günümüzde öyle mi, hayır!...

31 Mart 2019 yerel seçimi ile bu seçim sonrasında yapılan “2023 genel ve cumhurbaşkanlığı seçimi” ve “31 Mart 2024 yerel seçimleri” nden sonra ortaya çıkan nahoş görüntüler içte ve dışta rezil olmamızdan başka bir işe yaramadı. Ondan çok şey beklemesek de “demokrasi kültürü” bu hâle gelmemeli, getirilmemeliydi. Bana göre bunun en büyük sebebi; dava – ideolojileri geri plana bırakan, “kazanma” yı “tek hedef” olarak mubah - meşru gören “parçalı siyaset” ve Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildikten sonra %50+1’den dolayı mecburen kurulan “ittifak” lar yüzünden olmuştur.

Kurulan ittifaklarla birlikte Cumhurbaşkanı ERDOĞAN’ın ifadesiyle her ne kadar “benzemezler” in bir araya gelmesiyle masalar oluşturulmuşsa da seçim sonrasında bunların çil yavrusu gibi sağa sola savrulması ve sonrasında da “arınma” dan bahsetmeleri aslında bu kirleri hiçbir deterjanın temizleyemeyeceğini ortaya koymuştur. İlke, kural, etik değerlerden yoksun “ortak bir payda” da buluşmaktan aciz olanların daha doğrusu kalitesiz – seviyesiz bir muhalefetin karşısında da her daim kazanan bir iktidar olur. Muhalefet ne kadar sağlam olur ve dik durursa iktidar da bir o kadar tedbirli – temkinli davranır, tam tersi bir durum olursa muhalefet de “müzmin” olup gülünç bir duruma düşer. İşte AK Parti iktidarı bu gerçeğin ekmeğini yiyip suyunu içiyor.

Uhrevî, dünyevî, siyasî (dava, ideoloji, parti programı – tüzüğü), hiçbir görüşü birbirine uymayan partililerin sırf kazanma uğruna ne kadar değerleri varsa hepsini ayaklar altına almış olması; ne siyaset ne kalite ve ne de hiçbir şeyle bağdaşmaz. Bazı soruları muhataplarına yöneltelim mi;

Hangi şartlar altında hangi partiye girdin, aday olarak o partiye kabul edilirken kaç takla attın ve isminin “kesin- garanti” kazanılacak yere yazılması için ne kadar para verdin,

O cenah ya da partililerin / seçmenlerin oylarını nasıl aldın,

Kimlere sorarak veya kimlerin izinlerini alarak “pat!” diye başka partiye geçiyorsun,

Bahsedildiği gibi suç ve cezadan kaçıyorsan “adam gibi git cezanı çek!” veya suçun yoksa da millet kendi vicdanında seni aklasın,

Eğer ideoloji veya partini beğenmemeye başlayıp sende de “artık burada siyaset yapamam!” fikri oluştuysa neden seçime bir – iki yıl kala partini / yerini değiştiriyorsun?

Yukarıda sıralamaya çalıştığımız soruların bir cevabı – karşılığı yoksa yapılacak tek şey; seçimlere kadar ses çıkarmamak ya da “bağımsız” kalarak seçime yakın gelecek olan tekliflere göre karar vermektir. Tam tersi bir durumda yapılan – yapılacak olan her şey; korkaklık, kaypaklık, yalpalamak ve döneklik olur!...

“Değişim zamanı” diyerek CHP’yi “değiştirme” ye değil de daha doğrusu “dönüştürme” ye (sonrasında da anlaşıldı ki “bölme” ye) çalışan zihniyet ve odaklar, milletvekili ve belediye başkanlarını daha çok “sağ” a yakın olan ama sağcı (!) olmayan solcu görünümlü kişilerden seçtiler. Sözüm ona solcu olmayanlar sırf kazanma uğruna – geçmişi MHP’li ve sonrasında da ANAP’lı olan İMAMOĞLU gibi - CHP’li oldular. İMAMOĞLU’nun akıl hocaları ve ÖZEL’in ulusalcı arkadaşları CHP’yi ele geçirip kendilerine göre dizayn ve yerel seçimlerde de başarı elde ettiler.

“Kale” olarak gördükleri yerler için “gazoz kapağı koysak, ceket assak da kazanırız!” deyip “başarı” (!) elde ettiklerini zannedenlerin kazandıktan sonra imza attıkları para kuleleri, belediyelerdeki yolsuzluk – usulsüzlük – hırsızlık – rüşvet – irtikap – pavyon masalarındaki delege avcılığı pazarlıkları ayyuka çıkınca her halükârda “operasyonlar” kaçınılmaz oldu ve gerçekten de “temizlik” başladı. Bu zaten beklenilen bir şeydi, öyle de oldu. Çünkü, hançerleyen; hançerleneceği günü de beklemeliydi!...

CHP’li büyükşehir – il ve ilçe belediyelerine yapılan operasyonlarda bazıları içeri tıkılsa, bazıları da istifa edip AK Parti saflarına katılmış olsa da bu süreç devam edeceğe benziyor. Aynı şekilde mutlak butlan kararının çıkıp Kemal KILIÇDAROĞLU’nun yeniden eski görevine getirilmesinden sonra “arınma” (!) sürecine giren CHP, içindeki ifrazatları ihraç etmiş ve kalan 91 milletvekili de CHP’den istifa edip Yeni Parti’yi kurmuştu. Bu süreçte AK Parti’ye geçen ve Yeni Parti’de kalanlarla birlikte manşetler atılmaya başlanmış; “CHP kalelerini kaybediyor!”.

İstifa eden – ihraç edilenlerin kurduğu Yeni Parti’den sonra CHP; gerçekten de kalelerini mi kaybetmeye başladı, buralar CHP’nin kalesi miydi, parti mi veya adaylar mı kazanıyor yoksa ceket – gazoz kapağı koyulsa onlar da kazanır mı, ittifaklar mı etkili oldu? Bu soruları daha fazla arttırmak mümkündür. Ancak CHP’li belediyelere baktığımız zaman son 35 yıllık siyaset içerisinde birçoğu neredeyse çeyrek asır ve bazıları da 2 -3 dönemdir kazanıyordu. Hem ideolojik nüfusun yoğunluğu ve hem de birkaç dönemdir kazanmış olmalarından dolayı buralar “CHP’nin kalesi” ydi. Eğer etken buralardaki başkan – milletvekili dediğimiz adaylar değilse ve sonraki seçimlerde tekrar CHP kazanırsa demek ki oralar CHP’nin kalesidir ve adaylar da önemli değildir. Yok eğer CHP buraları kaybederse hiçbir zaman “kale” olmadığı gibi buralar Yeni Parti’nin dizayn ve projesi olmuş olacaktır. Mevcut belediye başkan ve milletvekilleri başta AK Parti olmak üzere gittikleri ya da gidecekleri partilerde aday gösterilip kazanırlarsa oralar ne “kale” ve ne de “garanti” olmayan yerlerdi, deriz ve bunu da görmek için 1-2 yıl beklemek yeterli olacaktır.

CHP; köklü, asırlık bir parti olabilir ama zihniyeti – vesayet anlayışı ve medet umduğu odaklar çok gerilerden geldiği ve bunlar da miadını doldurdukları için artık bu parti de “tek başına iktidar” olamayacak derecede zavallı bir hâle geldi. Hele hele başkanlık sistemiyle birlikte “cumhurbaşkanı” kazandıramayacaklarına göre artık o parti içerisindeki “yıllanmışlar” oturup anılarını yazsınlar. Yazacakları anılarda; Bu milletin kuyusunu nasıl kazmışlar, bu devleti bu hâle nasıl getirmişler, kalkınmaya – ekonomik hamlelere nasıl engel olmuşlar, mütedeyyin insanlara nasıl zulmetmişler, savunma sanayiyle ilgili yapılanları toprak altında nasıl çürütmüşler gibi soruların cevaplarını yazsınlar ki biz bu kitapları almasak da kendi cenahları alıp okusunlar, belki aklanır – paklanır ve arınmış olurlar!..       Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK

                   

Etiketler: