5 – Etnik siyaset güden parti, oyun dışında bırakılmamalı ve kendi çizgisinde kalmalıdır.
Ülkemiz siyaseti “ayrıştırma” – “ötekileştirme” ye prim vermez ve hele hele terörü destekleyen onlarla arasında mesafe koymayanlara karşı cephe alır ve böyle bir durumda ötekileştirmenin dik âlâsını yaşatır. Son 35 yıllık süreç içerisinde bunu da tecrübe ettik, nasıl mı;
1991 genel seçimlerinde Erdal İNÖNÜ liderliğindeki Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) listelerinden TBMM’ye giren – o dönemlerde bugünkü HDP ve DEM partilerinin siyasi altyapısını da hazırlamış olan - Halkın Emek Partisi (HEP) milletvekillerinin ilk Meclis macerası da başlamış oldu ama ne macera!...
“Kürt siyasi hareketi” olarak yola çıkmış olsalar da yaptıkları ve söyledikleriyle birlikte aslında PKK terör örgütünün Meclis’teki uzantıları olarak anıldı ve böyle de muameleye tabi tutuldular. “Terör örgütüyle aranıza mesafe koyun, Türkiye partisi olun!” dendikçe bunlar tam tersini yapmış ve asla yollarından (!) dönmediler. Bu da onların sürekli olarak “siyasî yasaklı” hâle gelmelerine ve partilerinin de kapanmalarına sebep oldu. Bu ülke, kendine uzatılan hain el ve emelleri kırar. Etnik siyaset yapacaksanız kaide ve kurallarına göre yapmanız gerekir.
Terör örgütünün arkasına saklanarak yıllardır “Kürt siyasi hareketi” nin temsilcisi olduklarını söylemiş olsalar da başlangıcından bugüne kadar geçirdiği sürece daha doğrusu kapatılan partilerin geçmişine bir bakalım;
HEP (Halkın Emek Partisi); 07 Haziran 1990 tarihinde kuruldu. 1991 seçimlerinde SHP (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) listesinden 18 milletvekiliyle Meclis’e girmiş ve 14 Temmuz 1993 tarihinde AYM (Anayasa Yüksek Mahkemesi) tarafından kapatılmıştı.
DEP (Demokrasi Partisi); HEP’in kapatılma ihtimaline karşı 21 Haziran 1991 tarihinde kuruldu. Tansu ÇİLLER’in başbakanlığı zamanında yapılan tutuklamalar ve siyasi yasaklar neticesinde 16 Haziran 1994’te AYM tarafından kapatılmıştı.
HADEP (Halkın Demokrasi Partisi); 11 Mayıs 1994 tarihinde kuruldu, %10’luk seçim barajını aşamayınca Meclis dışında kaldılar. 13 Mart 2003’te AYM tarafından kapatıldı.
DEHAP (Demokratik Halk Partisi); 24 Ekim 1997 tarihinde kuruldu. HADEP’in kapatılma sürecinin yaşandığı yıllarda aktif bir siyaset gütmeye çalışsa da 2002 seçimlerinde % 10 seçim barajı altında kaldı ve 19 Kasım 2005 tarihinde kendini feshetti.
DTP (Demokratik Toplum Partisi); 09 Kasım 2005 tarihinde kuruldu. Parti tüzüğü ve Türk siyasetine kazandırdığı (!) “eş başkanlık” uygulamasını getiren ilk ve tek parti oldu, sonraki partilerinde de aynı uygulamaya devam ettiler. 11 Aralık 2009 tarihinde AYM tarafından kapatıldı.
BDP (Barış ve Demokrasi Partisi); 02 Mayıs 2008 tarihinde kuruldu. DTP’nin kapatılıp Ahmet TÜRK ve Aysel TUĞLUK’un milletvekilliklerinin düşürülmesi sonrasında bunlar dışında kalan diğer milletvekilleri bu partiye geçerek Meclis’te grup kurdular. Daha sonrasında DBP (Demokratik Bölgeler Partisi) olarak yeniden yapılandılar.
HDP (Halkların Demokratik Partisi); 15 Ekim 2012 tarihinde kuruldu. Bu parti kendileri dışında sol marjinal parti ve gruplarla aynı çatı altında birleşerek seçime girdi. 07 Haziran 2015 tarihinde yapılan seçimlerle %13,1 oy alarak % 10 barajını geçmiş ve 80 milletvekili çıkarmıştı.
DEM (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi); 25 Kasım 2012 tarihinde kuruldu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP’yle ilgili açtığı kapatma davasına karşılık partide yer alan tüm milletvekilleriyle birlikte daha önceki partilerinin başına gelen durumu yaşamamak adına “Eşitlik ve Demokrasi Partisi” ile “Yeşiller ve Sol Gelecek (Yeşil Sol Parti)- (YSP)”yle birleşmesiyle kurulmuştu. HDP çatısı altındaki milletvekilleri DEM’e geçerek bu çatı altında siyaset yapmaya devam etmiştir. Bu parti, siyasi hayatına devam etmekte olup hem “çözüm süreci” ne katkıda bulunmaya çalışmakta ve hem de dağılma – yok olma sürecine giren PKK’yla olan irtibatlarını koparttıklarını söylemektedirler. Bunları da artık zaman gösterecektir.
Bu ülkede siyaset yapmak, parti kurmak – açmak, bakkal açmaktan kolay olduğu için yeter ki yasal yollara başvurun, oyun içerisinde oyun kurmayın, kurulan oyunların parçası olmayın. Yani “legal olun, illegal değil!”
Herkesin kendine göre “haklı” bir dava ve ideolojisi olsa da çıktıkları / çıkacakları yollarda onları güller değil dikenler bekler. Zahmete girmeden, alın teri dökmeden, mücadele etmeden, vakit ve nakit harcamadan başarı beklemek; hem safdillik olur ve hem de gülistan yerine bataklığa doğru sürüklenmiş olursunuz.
Bugün sayıları 190’a dayanan siyasi partileri; amaç, çıkış noktası, dava ve ideoloji olarak beş ana grup altında topladık. Beş ana grubun oluşturduğu partiler bile sayıca çok olmasına rağmen yapacak da bir şey yoktur. ABD’deki gibi “Cumhuriyetçiler” ve “demokratlar” adı altında iki partimiz olsa iyi olacak da hem siyasi konjonktür hem ideoloji ve hem de güdülen davalar buna müsaade etmiyor, millet olarak da partilileşmeyi çok seviyoruz. Siyasi partiler; Amerika’daki gibi iki cepheli olmasa da gerekirse teklif ettiğimiz gibi beş grup halinde yeniden yapılanmalı ve kökten – radikal çözümlerle parti açma ve kapatmalara da son vermeliyiz.
2018’den bu yana siyasi hayatımıza giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve ittifaklardan dolayı daha çok hedef tahtasına oturtulmamak adına AK Parti (veya herhangi bir çatı parti), CHP, MHP, SP ve DEM Parti şeklinde 5 ana kategoride birleşme sağlanmalıdır. Böylelikle siyasetimiz hem kurumsallaşmış hem gerçek manada kalite getirilmiş ve hem de tam manasıyla beklenildiği gibi arınma olur. Bu, zannedildiği gibi o kadar da zor değildir.
Netice itibariyle;
Birbirine benzeyenlerin bir arada olması lazım. Beyaz koyunların, siyah koyunların arasında ne işleri var, değil mi?!...
Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK