$

Dolar

47,7016

Euro

55,0553

£

Sterlin

64,3725

Frank

58,7458

Gram Altın

6.496,2500

Bitcoin

3.068.790

$

Dolar

47,7016

Euro

55,0553

£

Sterlin

64,3725

Frank

58,7458

Gram Altın

6.496,2500

Bitcoin

3.068.790

Makale 07.08.2026 6 dk okuma

Carry Trade yerine sürdürülebilir alternatif kalkınma bankacılığı

Paylaş:

TÜİK'in 3 Ağustos'ta açıkladığı verilere göre temmuz ayında yıllık enflasyon yüzde 31,75'e geriledi. Aylık artış yüzde 1,78, çekirdek enflasyon ise yüzde 30,98 seviyesinde gerçekleşti. Piyasa beklentisi olan yüzde 31,80'in az altında kalan bu veri, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini gösterse de TCMB'nin yüzde 26'lık yıl sonu hedefinin uzağında bir tablo çiziyor. Enflasyondaki bu yapışkanlık TCMB'yi politika faizini yüzde 37'de sabit tutmaya ve kredi kanalını sıkı tutmaya itiyor.

Nitekim TCMB'nin Banka Kredileri Eğilim Anketi'ne göre 2026'nın ikinci çeyreğinde işletme kredilerinde standartlar belirgin biçimde sıkılaştı, KOBİ'lere ve büyük ölçekli firmalara yönelik kredi koşulları benzer şekilde daraldı. Bankalar bu ortamda daha seçici davranırken, özellikle finansmana en çok ihtiyaç duyan KOBİ kesimi kredi talebini artırsa da karşılığını bulamıyor.

Carry Trade'e Alternatif Kalkınma Bankacılığının Rolü

Dünya Gazetesi'nin Orta Vadeli Program verilerine dayanan hesaplamasına göre Türkiye'deki toplam sıcak para stoku 320 milyar dolara yani GSYH'nin yaklaşık yüzde 19'una ulaşmış durumda, bu oran akademik literatürde güvenli kabul edilen yüzde 1-3 bandının çok üzerinde bir seviyeyi işaret ediyor. Küresel risk iştahındaki ani bir değişimde hızla ülkeyi terk edebilecek ve kendisine yeni rota çizebilecek bu sermaye Türkiye ekonomisi için kırılgan bir yapı anlamına geliyor.

İşte tam bu noktada Kalkınma Bankacılığı, Carry Trade'e yapısal olarak sağlıklı bir alternatif sunuyor. TKYB gibi kalkınma bankaları, Avrupa Yatırım Bankası, Dünya Bankası, Japonya Uluslararası İş Birliği Bankası (JBIC) ve Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) gibi kuruluşlardan sağladığı uzun vadeli döviz kaynağını doğrudan üretken yatırıma yönlendiriyor. Bu kaynak, carry trade sermayesinin aksine kısa vadede geri çekilebilecek sıcak bir para değil, KOBİ'lerin temiz enerji yatırımlarından altyapıya, düşük karbonlu üretimden kadın istihdamına kadar somut projelere kilitlenmiş, yurt içi faiz döngüsünden bağımsız, istikrarlı bir finansman kanalı.

TKYB'nin 2026 ikinci çeyrek itibarıyla 214,6 milyar TL'lik aktif büyüklüğe ve kredi portföyünün yüzde 96'sı sürdürülebilirlik temalı olacak şekilde 126,4 milyar TL'lik kredi hacmine ulaşmış olması, bu modelin krediye erişimin daraldığı bir dönemde ne kadar kritik bir işlev gördüğünü gösteriyor.

Londra ve Malezya'da Katılım Fonları Nasıl İşliyor?

İngiltere, 2014'te 200 milyon sterlinlik devlet sukuku ihraç ederek Müslüman nüfusun çoğunlukta olmadığı ülkeler arasında bu adımı atan ilk ülke olmuştu. Bu sayede Körfez ve Asya kaynaklı sukuk ihraççıları, batılı emeklilik fonları ve varlık yöneticileri gibi geleneksel sermaye piyasası oyuncularına doğrudan erişim kazanıyor. Malezya ise 2001'de ilk modern sukuku ihraç etmesinden bu yana, sukuk doğrudan ulusal kalkınma finansmanının ana aracı haline geldi. Malezya Sermaye Piyasası Kurulu'nun 2014'te öncülük ettiği “Sürdürülebilir ve Sorumlu Yatırım (SRI) Sukuk” çerçevesi, yenilenebilir enerji ve altyapı projelerini finanse etmek için özel olarak tasarlandı. Bugün Malezya, küresel sukuk ihraçlarının en büyük payına ev sahipliği yapan ülke konumunda ve gelişmiş sermaye piyasası altyapısı sayesinde bu liderliğini koruyor.

Sukuk İhraçlarında Türkiye ve Dünya

Küresel sukuk piyasası 2025'te tarihi bir eşiği aştı, tedavüldeki toplam sukuk hacmi 1 trilyon doları geçerken, yıllık ihraç hacmi yaklaşık 265 milyar dolarla tüm zamanların rekorunu kırdı. Bu piyasanın üç ana merkezi hâlâ Londra, Dubai ve Kuala Lumpur. Türkiye tarafında ise TKBB verilerine göre katılım bankaları 2026'nın ilk yarısında 119,5 milyar liralık sukuk ihracı gerçekleştirdi; 2013'ten bu yana biriken toplam hacim 861,5 milyar liraya ulaştı ve TKBB yıl sonu için 250 milyar liralık bir toplam büyüklük öngörüyor.

Türkiye'nin yıllık sukuk ihraç hacmi (yaklaşık 2,5-3 milyar dolar karşılığı) küresel 265 milyar dolarlık yıllık ihracın yalnızca yaklaşık yüzde 1'ine denk geliyor yani Malezya ve Körfez ülkelerinin çok gerisinde. Türk bankalarının Malezya ringgiti cinsinden ihraç yapabiliyor olması, Türkiye'nin bu iki merkezle (Londra'nın sunduğu global yatırımcı erişimi, Malezya'nın sunduğu derin katılım sermaye piyasası) organik bağlar kurmaya başladığının somut bir göstergesi.

Türkiye'nin Geleceği İçin Neden Önemli?

Kalkınma bankacılığının bu işlevi, aslında katılım finansla da doğal bir kesişim noktası oluşturuyor. TKYB, Türkiye'nin ilk düşük karbonlu ekonomiye geçiş tahvilini, ilk sosyal sukukunu ve ilk buğday fiyatına endeksli sukukunu ihraç eden banka olarak bu köprüyü fiilen kurmuş durumda. Her iki model de ortak bir felsefeyi paylaşıyor; kısa vadeli spekülatif getiri yerine, reel varlığa ve somut projeye dayalı, uzun vadeli ve toplumsal fayda odaklı finansman. Sukuk araçlarının gerçek ekonomik faaliyete dayanma ilkesi ile kalkınma bankacılığının üretken yatırıma yönlendirme misyonu, pratikte aynı hedefe hizmet ediyor.

Türkiye'nin geleceği açısından bu kesişimin önemi büyük. Yüksek faizin krediyi kısıtladığı, carry trade'in kırılgan bir döviz girişi yarattığı bir konjonktürde, katılım esaslı kalkınma bankacılığı modeli yeşil dönüşüm, KOBİ finansmanı ve üretim kapasitesi artışı için istikrarlı, uzun vadeli ve faiz döngüsünden bağımsız bir kaynak sunabilir. Bu, hem enflasyonla mücadele sürecinin reel sektörü boğmasını önleyecek hem de ülkeyi sıcak para bağımlılığından kurtaracak yapısal bir adım olarak değerlendirilmeli.

Tayfun Kaan Gündüz/TİMETÜRK

 

 

 

 

Etiketler: