$

Dolar

46,8356

Euro

53,6662

£

Sterlin

62,8496

Frank

58,2107

Gram Altın

6.270,3900

Bitcoin

3.000.549

$

Dolar

46,8356

Euro

53,6662

£

Sterlin

62,8496

Frank

58,2107

Gram Altın

6.270,3900

Bitcoin

3.000.549

Makale 07.07.2026 3 dk okuma

Bu cüretkarlığın sebebi ne?

Paylaş:

Son günlerde dijital mecralarda  akılalmaz bir tiyatro izliyoruz. Bir kadın, pervasızca dükkanlara dalıyor, tanımadığı erkekleri öpmeye çalışarak taciz ediyor. Sosyal medya videoları kahkahalarla paylaşılıyor, "mizah" malzemesi yapılıyor. Peki, gerçekten komik mi? Yoksa karşımızda duran şey, toplumsal çürümüşlüğün ve rollerin nasıl tepe taklak olduğunun trajikomik bir vesikası mı?

Gelin, bu cüretkarlığın perdesini biraz aralayalım.

Roller Değişince Suç Hafifler mi?

İlk kırılma noktası psikolojik ve sosyolojik algımızda yaşanıyor. Yıllardır sokakta, toplu taşımada kadına yönelik tacizi konuşuyor, lanetliyoruz; haklı olarak! Ancak fail bir kadın, mağdur bir erkek olduğunda toplum olarak neden bir an duraksıyoruz? Neden bazı yüzlerde o çarpık tebessüm beliriyor?

Buradaki cüretkarlığın ilk besin kaynağı, toplumsal cinsiyet rollerinin yarattığı o görünmez maskedir. Toplum, erkeği "her daim rıza gösteren", kadını ise "zararsız" kodladığı için, bu eylem bir suçtan ziyade bir "delilik" ya da "şaka" gibi pazarlanabiliyor. Oysa tacizin cinsiyeti olmaz. Failin kadın olması, atılan imzanın ahlaksızlığını ve mağdurun yaşadığı sınır ihlalini zerre kadar hafifletmez.

Sınırların Yok Oluşu ve "Ekran" Cüreti

Bu pervasızlığın bir diğer ayağı ise modern toplumun en büyük hastalığı: Sınır erozyonu. Artık kimsenin mahremiyetine, alanına, bedenine saygı duymak zorunda hissetmediği garip bir "her şey mübah" evresindeyiz. Tıklanma uğruna, dikkat çekme uğruna ya da sadece "yapabiliyorum" demek için başkalarının hayat sınırları paspas ediliyor.

Sormak gerekiyor: Bizi birbirimize bağlayan o görünmez toplumsal sözleşme ne ara bu kadar yırtılıp atıldı? Bir insanın, sırf kendi dürtüsü ya da şovu için, ekmek teknesinde duran bir esnafın hakkına, bedenine bu denli hoyratça tecavüz etme cüretini kendinde bulması hangi ara normalleşti?

Kime Güleceğiz, Kimden Utanacağız?

Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım. Eğer roller değişseydi, bir erkek dükkan dükkan gezip kadınları öpmeye çalışsaydı şu an infial yaratmış, adalet yerini bulmuştu. Haklı olarak! Peki, şimdi neden sessiz bir şaşkınlık ya da gayriciddi bir lakayıtlık hakim?

Bu cüretkarlığın sebebi, cezasızlıktan ziyade, toplumun bu acayipliği nereye koyacağını bilememesidir. Ama artık netleşelim: Toplumsal ahlak ve psikolojik sağlık, kişiye ve cinsiyete göre esnetilebilecek bir lastik değildir. Sokak ortasında sergilenen bu pervasızlık ne bir mizah unsurudur ne de geçici bir çılgınlık. Bu, toplumsal bağlarımızın, saygı ve sınır bilincimizin ne kadar alarm verdiğinin somut bir kanıtıdır.

Gözümüzü perdelere kapamayı bırakalım; çünkü sınırların yok olduğu yerde, yarın kimin hangi cüretle kapımızdan içeri gireceğini kestiremeyiz.

Ayşegül Sert/TİMETÜRK

 

Etiketler:
Ayşegül Sert
Ayşegül Sert

Köşe Yazarı