$

Dolar

46,4855

Euro

53,1678

£

Sterlin

61,7812

Frank

57,4845

Gram Altın

6.262,5200

Bitcoin

2.971.252

$

Dolar

46,4855

Euro

53,1678

£

Sterlin

61,7812

Frank

57,4845

Gram Altın

6.262,5200

Bitcoin

2.971.252

Makale 23.06.2026 5 dk okuma

Batı İsrail’den uzaklaşıyor mu?

Paylaş:

Uluslararası siyasette bazı değişimler vardır ki önce küçük işaretlerle kendini gösterir. Bir açıklama gelir, ardından bir eleştiri yükselir, sonra yıllarca söylenmesi mümkün olmayan sözler normalleşmeye başlar. Bugün Batı ile İsrail arasındaki ilişkilerde yaşanan gelişmeler, işte böyle bir kırılmanın habercisi olabilir.

Önce ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’e yönelik eleştirel ifadeleri gündeme geldi.

Ardından Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in Tel Aviv yönetimine yönelik uyarıları dikkat çekti.

Sonrasında Avrupa Birliği çevrelerinden gelen ve İsrail’in politikalarını apartheid uygulamalarına benzeten açıklamalar uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu.

Tek başına bakıldığında bunların hiçbiri tarihi bir kopuş anlamına gelmez.

Ancak hepsi bir araya geldiğinde önemli bir gerçeğe işaret ediyor:

Batı dünyasında İsrail’e yönelik sorgulama alanı giderek genişliyor.

Devletlerin Dostu Değil Çıkarı Vardır

Uluslararası ilişkilerde duyguların değil çıkarların belirleyici olduğu sık sık söylenir.

Gerçekten de devletler kalıcı dostluklar üzerinden değil, kalıcı çıkarlar üzerinden hareket eder.

Bu nedenle bugün Washington ve Brüksel’de yaşanan tartışmaları sadece ahlaki kaygılarla açıklamak eksik kalır.

Asıl mesele, İsrail’i koşulsuz savunmanın Batı’ya maliyetinin giderek artmasıdır.

Gazze’de yaşanan trajediler karşısında verilen görüntü, Batı’nın yıllardır savunduğu insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti söylemlerini ciddi biçimde aşındırmıştır.

Dünyanın farklı bölgelerinde milyonlarca insan artık şu soruyu yüksek sesle soruyor:

“Evrensel olduğu söylenen değerler gerçekten herkes için mi geçerli?”

Bu soru sadece İsrail’i değil, İsrail’i koruyan güç merkezlerini de hedef almaktadır.

Batı Dünyayı Kaybettiğini Fark Ediyor

Uzun yıllar boyunca Batı, uluslararası sistemin kurallarını belirleyen merkez olarak hareket etti.

Ancak bugün tablo farklıdır.

Afrika yükseliyor.

Asya ekonomik ağırlığını artırıyor.

Körfez ülkeleri küresel sermayenin yeni merkezleri haline geliyor.

Latin Amerika kendi siyasi ve ekonomik alternatiflerini oluşturmaya çalışıyor.

Bu yeni tablo karşısında Batı’nın en büyük korkusu yalnızlaşmaktır.

Çünkü dünya nüfusunun büyük bölümü, Gazze konusunda ortaya çıkan çifte standartları dikkatle izlemektedir.

Washington ve Brüksel’deki karar alıcılar artık şu gerçekle yüzleşmektedir:

İsrail’i savunmanın maliyeti, geçmiş dönemlere göre çok daha yüksektir.

Yirminci Yüzyılın Jeopolitiği Sona Eriyor

İsrail’in kuruluşundan itibaren üstlendiği rolü anlamak için yirminci yüzyılın güç dengelerine bakmak gerekir.

Soğuk Savaş döneminin güvenlik anlayışı içinde Ortadoğu, büyük güç rekabetinin merkezlerinden biriydi.

O dönemde İsrail, Batı için stratejik bir ileri karakol olarak değerlendiriliyordu.

Ancak bugün dünya aynı dünya değil.

Soğuk Savaş sona erdi.

Tek kutuplu düzen aşınıyor.

Çok kutuplu bir sistem şekilleniyor.

Yeni dönemde güç sadece askeri üslerden veya güvenlik ittifaklarından ibaret değil.

Enerji koridorları, ticaret yolları, teknoloji ağları ve ekonomik ortaklıklar çok daha belirleyici hale geliyor.

İşte bu nedenle bazı strateji çevrelerinde şu soru tartışılıyor:

Yirminci yüzyılın güvenlik mimarisi, yirmi birinci yüzyılın gerçeklerine ne kadar cevap verebilir?

Coğrafyanın Sahipleri Sahneye Çıkıyor

Dünya yeni bir denge ararken, coğrafyanın önemi yeniden keşfediliyor.

Tarih boyunca medeniyetlerin yükselişinde coğrafya belirleyici oldu.

Deniz yollarını kontrol edenler ticareti yönetti.

Kıtaların kavşak noktalarında bulunanlar siyaseti şekillendirdi.

Bugün de benzer bir süreç yaşanıyor.

Küresel güç merkezleri değişirken, kendi coğrafi avantajlarını doğru kullanan ülkeler öne çıkıyor.

Bu durum Türkiye açısından da son derece önemlidir.

Türkiye’nin Yükselen Stratejik Ağırlığı

Türkiye sadece bir ülke değil, aynı zamanda bir geçiş noktasıdır.

Karadeniz ile Akdeniz arasında…

Asya ile Avrupa arasında…

Enerji hatları ile ticaret koridorları arasında…

Eşsiz bir konuma sahiptir.

Son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmeler, bu konumun değerini daha da artırmıştır.

Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan enerji güvenliği tartışmalarına, Orta Doğu’daki krizlerden yeni ticaret yollarına kadar pek çok konuda Türkiye artık denklemin merkezinde yer almaktadır.

Bu nedenle dünya ekseni değişirken Türkiye’nin ağırlığı da artmaktadır.

Değişen Sadece İsrail’e Bakış Değil

Belki de asıl mesele İsrail değildir.

Belki de yaşananlar, çok daha büyük bir dönüşümün parçasıdır.

Çünkü değişen sadece Batı’nın İsrail’e bakışı değildir.

Değişen, dünyanın güç haritasıdır.

Eski ittifakların sorgulandığı, yeni merkezlerin ortaya çıktığı bir döneme giriyoruz.

Bu süreç sancılı olacaktır.

Ancak tarihin yönü açıktır.

Dünya artık tek merkezli değildir.

Ve yeni çağın kazananları, değişimi en erken görenler olacaktır.

Bugün Batı’dan yükselen eleştirel sesler, belki de yaklaşan büyük dönüşümün ilk işaretleridir.

Zaman gösterecek.

Fakat görünen o ki yalnızca dengeler değil, dünyanın ekseni de değişiyor.

Şakir Kurter/TİMETÜRK

Etiketler:
Şakir Kurter
Şakir Kurter

Köşe Yazarı