$

Dolar

46,1053

Euro

53,0808

£

Sterlin

61,4178

Frank

57,7471

Gram Altın

6.340,7500

Bitcoin

2.915.743

$

Dolar

46,1053

Euro

53,0808

£

Sterlin

61,4178

Frank

57,7471

Gram Altın

6.340,7500

Bitcoin

2.915.743

Makale 08.06.2026 5 dk okuma

Bakan Çiftçi’nin duası milletimizin duasıdır

Paylaş:

Yüreği yangın yerine dönen İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’nin samimi duası, “Rabbim, bana bir gün de olsa Kudüs Valiliği’ni nasip et!” sözleri, milyonların vicdanında derin bir yankı uyandırdı. Bu, makam hırsı değil; işgal altındaki kutsal beldeye dair köklü bir hasretin, imanlı bir çığlığın ifadesiydi. Ne var ki Tel Aviv’den yükselen cevap, diplomasinin zerresini taşımayan, pervasız ve hakaret dolu bir üslupla geldi.

İsrail Savunma Bakanı Katz’ın Küstah Tehdidi

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Bakan Çiftçi’ye ve Türkiye’ye hitaben şöyle dedi: “Kudüs Konstantinopolis değil ve İsrail Devleti çökmekte olan Haçlı İmparatorluğu değil… Kudüs 3000 yıldır Yahudi halkının başkentidir ve sonsuza dek İsrail’in başkenti olmaya devam edecektir. Osmanlı çöktü ve bir daha asla geri dönmeyecek.” Katz, üstelik Atatürk’ü istismar ederek Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve Bakan Çiftçi’yi “ülkeyi karanlığa geri döndürmekle” suçladı.

Bu sözler, basit bir diplomatik karşılık değil; açık bir meydan okuma, tarihi çarpıtma ve Türkiye’ye yönelik tehdittir. Katz, sanki Kudüs’ü kanla ve gözyaşıyla yönetme tekelini elinde tutuyormuş gibi konuşuyor.

Kudüs’ün Gerçek Tarihi ve Kutsal Mirası

Kudüs, tek bir milletin değil, üç semavi dinin kutsal şehridir. Mescid-i Aksa, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Miraç yolculuğunun gerçekleştiği, Müslümanların ilk kıblesidir. Yüzyıllarca Osmanlı idaresinde adaletle yönetilmiş, farklı inançların huzur içinde bir arada yaşadığı bir belde olmuştur.

Katz’ın iddia ettiği gibi “3000 yıldır sadece Yahudi başkenti” söylemi, tarihi gerçekleri yok sayan bir çarpıtmadır. Kudüs’ün Müslüman ve Hristiyan mirası, binlerce yıllık kesintisiz bir varoluştur. Osmanlı’nın fethiyle İstanbul nasıl medeniyetin merkezi haline geldiyse, Kudüs de adalet ve hoşgörü timsaliydi. Bugün ise tanklar, buldozerler ve yerleşimcilerin şiddeti altında inim inim inlemektedir.

Gazze’de Yaşanan Barbarlık ve “Kendini Savunma” Yalanı

Katz, İsrail’in “her türlü tehdide karşı kendini koruma yeteneğini kanıtlamış güçlü bir devlet” olduğunu söylüyor. Peki bu “güç”, Gazze’de hastanelerin, okulların, sivil konvoyların bombalanmasında mı gösteriliyor? Kadınların, çocukların, bebeklerin katledilmesinde mi?

Uluslararası hukuk, insan hakları ve vicdan, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonları açık bir insanlık suçu olarak nitelendiriyor. “Kendini savunma” kisvesi altında sürdürülen bu vahşet, ne güvenlik ne de meşru müdafaa ile açıklanabilir. Tam tersine, işgalci bir zihniyetin, Filistin halkını topyekûn cezalandırma politikasıdır. Türkiye, bu zulme sessiz kalmamış, kalmayacaktır. Bakan Çiftçi’nin duası, işte bu vicdani duruşun en samimi yansımasıdır.

Atatürk’ü İstismar Etmek ve Tarihi Cehalet

Katz’ın en vahim hatalarından biri, Atatürk’ü ağzına almasıdır. Mustafa Kemal Atatürk, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini ortaya koymuştur. Ancak bu sulh, zulme boyun eğmek, mazlumun feryadına kulak tıkamak değildir. Atatürk, emperyalist işgallere karşı milli mücadeleyi vermiş bir liderdir.

Bugün Türkiye, aynı ruhla Filistin davasının yanında durmaktadır. Sayın Erdoğan liderliğindeki Türkiye, ne “karanlığa” dönmüştür ne de Osmanlı nostaljisiyle hareket etmektedir. Tam tersine, hem modern hem de kadim değerlerine sahip çıkan, güçlü ve onurlu bir duruş sergilemektedir. Katz’ın bu sözleri, Türkiye’nin iç işlerine kaba bir müdahale teşebbüsüdür ve kabul edilemez.

Mustafa Çiftçi’nin Duası Milletimizin Duasıdır

Sayın Mustafa Çiftçi’nin “bir gün de olsa” ifadesi, bir toprak talebi değil; Kudüs’ün özgür, barış içinde yaşanabilir bir şehir olması arzusudur. Bu, 85 milyon Türk milletinin ve tüm mazlum coğrafyaların ortak talebidir. Mescid-i Aksa’nın özgürlüğü, sadece Filistinlilerin değil, bütün Müslümanların onur meselesidir.

Osmanlı İmparatorluğu çökmüş olabilir, ancak onun adalet mirası, vicdanlarda yaşamaya devam etmektedir. Katz’ın “bir daha asla geri gelmeyecek” dediği ruh, bugün Türkiye Cumhuriyeti’nde ve mazlumların yanında duran tüm vicdanlarda yeniden yeşermektedir.

Kudüs Kırmızı Çizgimizdir

Zehirli dil kullanan Israel Katz ve benzeri zihniyetler şunu iyi bilmelidir: Kudüs, ne tanklarla ne de küstah tehditlerle zaptedilebilir. Tarih, zulüm üzerine kurulan düzenlerin er ya da geç çöktüğünü defalarca göstermiştir.

Türkiye, güçlü ordusu, dinamik ekonomisi ve köklü medeniyet birikimiyle, mazlumların sesi olmaya devam edecektir. Bakan Çiftçi’nin yangın yerine dönen yüreği, milletimizin ortak yüreğidir. O dua, dualarımızın başıdır.

Rabbim, Kudüs’ü zulümden kurtarmayı, Mescid-i Aksa’yı özgürleştirmeyi hepimize nasip eylesin.

Zulme karşı susmayan, adaleti haykıran bir Türkiye var olmaya devam edecektir. Kudüs bizimdir, Kudüs özgür olacaktır.

Şakir Kurter/TİMETÜRK

Etiketler:
Şakir Kurter
Şakir Kurter

Köşe Yazarı