Ey Aliyev! Derdin ne? Başörtüsüyle, inancıyla, kendi halkının özgürlüğüyle uğraşmak sana ne kazandıracak?
Yılların 2026’yı gösterdiği bu çağda, insanlığın özgürlükten, demokrasiden ve insan haklarından söz ettiği bir dünyada, Azerbaycan’da yaşananlar insanın yüreğini sızlatıyor.
Biz Azerbaycan’a sıradan bir ülke gözüyle bakmadık. Ona kardeş dedik, dost dedik, kanımızdan ve canımızdan bildik. Sevinciyle sevindik, acısıyla üzüldük. Peki bugün ne oluyor? Kardeş bildiğimiz bu topraklarda insanların inançları, kıyafetleri ve özgürlükleri neden tartışma konusu hâline geliyor?
Ey İlham Aliyev, bugün hangi düğmeye bastın? Seni bu noktaya getiren ne?
Türkiye’nin zor zamanlarında elini uzattığı, iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarının güçlendiği bir dönemde, Türkiye’ye dönüp “Türkiye kendi işine baksın” deme cüretini nereden buluyorsun? Kardeşlik, işine geldiğinde hatırlanacak bir kavram mıdır? Dayanışma yalnızca ihtiyaç duyduğunda mı kıymetlidir?
Elbette her ülkenin kendi yönetimi ve kararları vardır. Ancak hiçbir yönetim, halkının temel haklarını görmezden gelme ayrıcalığına sahip değildir. Hiçbir siyasi güç, insanın inancını ve vicdanını baskı altına almayı kendinde hak göremez.
Azerbaycan laik bir ülke olabilir. Fakat laiklik, dindar insanları dışlamak değildir. Laiklik, bir insanın inancından dolayı baskı görmemesi; başını örten kadının da örtmeyen kadının da eşit haklara sahip olmasıdır. Özgürlük, yalnızca senin gibi düşünenlerin özgürlüğü değildir. Özgürlük, sana benzemeyenin de hakkını koruyabilmektir.
Peki, halkının inancıyla sorunun ne? Başörtüsü sana ne yaptı? Bir kadının başını örtmesi hangi devletin bekasını tehdit ediyor? Gencecik kadınların inançları yüzünden gözyaşı dökmesine neden olacak kararların arkasında hangi anlayış var?
Halkının inancını yok sayarak, kendi toplumunun bir kesimini ötekileştirerek nasıl huzur inşa edeceksin? İnsanların kalbine korku salarak mı güçlü olacaksın? Unutma, korkuyla susturulan insanların sesi bir gün mutlaka duyulur.
Kur’an’da insanın nankörlüğüne dikkat çekilir. Öyleyse insan, kendisine uzanan yardım elini, dostluğunu ve vefayı da unutmamalıdır. Bugün güçlü olmak, dün yanında duranları küçümsemek anlamına gelmez. Güç, başkasını susturmak değil; kendinden zayıf görünenin hakkını koruyabilmektir.
Sayın Aliyev, eğer laiklik özgürlük demekse halkına özgürlüğü yaşatmak zorundasın. Eğer devletin gücünden söz ediyorsan o gücü insanların inançları üzerinde baskı kurmak için değil, onların haklarını korumak için kullanmalısın.
Sana açıkça soruyorum: Bu kararların arkasında hangi düşünce var? Halkının bir kesimini neden karşısına alıyorsun? Ülkenin birliğini güçlendirmek yerine toplumsal yaraları derinleştirmenin kime ne faydası var? Emperyalizmin dünyayı yeniden şekillendirmeye çalıştığı bir dönemde, kardeş halkları birbirine düşürecek adımlardan kimin kazancı olacak?
Kendine gel Aliyev!
Bugün hâlâ geç değil. Bu yanlışlardan dönmek, halkının sesini duymak ve herkesin inancına saygı göstermek bir zayıflık değil, devlet adamlığının gereğidir. Başörtüsüyle uğraşmayı bırak. İnsanların vicdanına, inancına ve yaşam hakkına saygı duy.
Biz Azerbaycan halkıyla kavgalı değiliz. Bizim sözümüz, kardeş bildiğimiz Azerbaycan’ın insanlarını üzen, özgürlüklerini daraltan ve inançları üzerinden ayrıştıran her türlü anlayışadır. Çünkü bir yönetimin politikalarını eleştirmek, bir halka düşman olmak değildir. Tam tersine, kardeş bildiğin halkın acısına sessiz kalmamaktır.
Ve unutma: Bir annenin gözyaşı, bir genç kadının çaresizliği, bir insanın inancını özgürce yaşayamamanın verdiği acı hiçbir makamdan küçük değildir.
Makamlar değişir, iktidarlar gelir geçer, siyasi güçler bir gün ellerinden kayıp gider. Fakat geride bırakılan gözyaşları ve kırılan gönüller kolay kolay unutulmaz.
Ey Aliyev! Halkının gözyaşları üzerine huzur, baskı üzerine özgürlük, ayrımcılık üzerine kardeşlik inşa edemezsin.
Azerbaycan bizim kardeşimizdir. Kardeşimizin iyiliğini istemek, yanlış gördüğümüzü söylemekten vazgeçmek değildir. Bizim beklentimiz açık: İnancına, kimliğine ve yaşam tarzına bakılmaksızın herkesin özgürce yaşayabildiği bir Azerbaycan.
Çünkü gerçek güç, insanları susturmakta değil, onların gönlünü kazanmaktadır.
Kardeşlik sözle değil, zor zamanda gösterilen vefayla; devlet adamlığı ise güçle değil, adaletle ölçülür.
Buradan bir kez daha sesleniyorum: Yanlıştan dön, halkının sesini duy, özgürlüklerin önünü aç. Kardeşlik hukukunu zedeleme. Çünkü hiçbir siyasi makam, bir halkın onurundan ve insanın temel haklarından daha değerli değildir.
Vesselam.
Burhan Yazıcı/TİMETÜRK