$

Dolar

49,4928

€

Euro

55,2909

£

Sterlin

65,3846

₣

Frank

59,3154

₺

Gram Altın

6.522,4000

₿

Bitcoin

4.030.054

$

Dolar

49,4928

€

Euro

55,2909

£

Sterlin

65,3846

₣

Frank

59,3154

₺

Gram Altın

6.522,4000

₿

Bitcoin

4.030.054

Makale 15.10.2026 10 dk okuma

Azerbaycan Yahudileri ve iki ülke arasında kurulan toplumsal bağlar

Paylaş:

Azerbaycan’daki Yahudi yaşamını anlamak için yalnızca Bakü ile İsrail arasındaki anlaşmalara bakmak yeterli değildir. Okullar, sinagoglar, ailelerin göç hikâyeleri, sanatçılar ve kamu hayatındaki kişiler daha eski ve daha geniş bir bağ anlatır. Bu toplum Azerbaycan’ın kültürel mirasının parçasıdır; İsrail’le ilişkilerin gelişmesini de kolaylaştırmıştır. Ancak Yahudi vatandaşları bir dış devletin uzantısı gibi görmek, hem farklı kimlikleri hem de kendi yaşamlarını gözden kaçırır.

Samira Mammadova’nın 2026’da Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi’nde yayımlanan “Azerbaijan–Israel Relations in the International System (1991–2009)” makalesi, ülkedeki Yahudi toplumunu diplomatik yakınlaşmayı kolaylaştıran bağlardan biri olarak ele alır. Dünya Yahudi Kongresinin “Community in Azerbaijan” profili ise Dağ Yahudileri, Aşkenaz ve Gürcü Yahudilerinin farklı tarihlerini anlatır. Bu çeşitlilik önemlidir: Dağ Yahudilerinin tarihsel dili Cuhuri, İbraniceyle aynı değildir. Azerbaycanlı Yahudilerin kültürü yalnızca İsrail kimliğine veya tek bir dile indirgenemez.

Kuba yakınındaki Kırmızı Kasaba, bu mirasın en görünür yerlerinden biridir. Erin Levi’nin TIME için hazırladığı 2024 tarihli “Museum of Mountain Jews” yazısı, eski Karchogi sinagogunda kurulan müzeyi anlatır. Müzede tarih, müzik, halılar ve aile hafızası ziyaretçilere sunulur. Müze müdürü Igor Shaulov’un “Müzeyi zengin tarihimizi göstermek ve herkesi karşılamak için açtık” sözü, kültürel mirasın dış dünyaya açılması amacını özetler. Alıntı İngilizceden çevrilmiştir. Böyle bir kurum, hem kültürün korunmasına hem de insanların birbirini tanımasına katkı sağlar.

Bu mirasın geleceğinde göçün önemli bir yeri vardır. Dünya Yahudi Kongresi profilinin verdiği 7.800–16.000 aralığı 2009’a ait bir tahmindir. Modern.az’ın 15 Nisan 2026 değerlendirmesi ise 2019 sayımında 5.094 kişinin Yahudi olarak kaydedildiğini aktarır. Bunların hiçbiri doğrudan 2026 nüfusu değildir. Cemaat tahminleriyle etnik kimlik sayımı farklı kapsamları ölçebilir. Göçle oluşan aile bağları da toplumun etkisinin yalnızca ülkede yaşayan kişi sayısıyla ölçülemeyeceğini gösterir.

Eğitim, bu bağların günlük hayatta sürdüğü alanlardan biridir. Bakü Uluslararası Çokkültürlülük Merkezinin 2024 raporu, Bakü’de 2003’te Yahudi tarihi, kültürü ve İbranice öğretimi yapılan okulun açıldığını kaydeder. Aynı rapora göre Haydar Aliyev Vakfı ile Or Avner Vakfının desteklediği Chabad Or Avner eğitim kompleksi 2010’da açılmıştır. Eğitim kurumları çocukların genel öğrenimi ile ailelerinin kültürel mirasını bir araya getirir. Okulu yalnızca dinî bir kurum olarak anlatmak da, kültürel yönünü dışarıda bırakmak da eksik olur.

Haziran 2025’te Bakü’de Yahudi okullarının öğrencilerine yönelik bir eğitim etkinliği düzenlenmesi, ilişkinin güncel bir örneğidir. CrownHeights.info’nun 18 Haziran 2025 tarihli haberine göre İsrail’in ilgili kurumları ve Yahudi Ajansıyla bağlantılı Ofek Israeli etkinliğinde dersler, ibadet ve ortak yemekler yer almıştır. Bu tür faaliyetler, uluslararası temasların yalnızca diplomatik toplantılardan ibaret olmadığını gösterir. Ancak göçle ilgili kuruluşların faaliyetleri, Azerbaycan’daki her Yahudi ailenin aynı tercihi yaptığı anlamına gelmez; ülkede kalmak veya göç etmek kişisel kararlardır.

İbadet ve cemaat hayatında da kurumsal destek görülmektedir. Dinî Kurumlarla Çalışma Devlet Komitesinin 3 Mayıs 2024 açıklamasına göre sekiz Yahudi dinî cemaati kayıtlıdır. Resmî 2024 çokkültürlülük raporu sinagogların yenilenmesini ve cemaatlere mali desteği anlatır. Aynı komitenin 11 Eylül 2026 haberi, Dağ Yahudileri sinagogundaki Roş Haşana törenine devlet temsilcilerinin katıldığını kaydeder. Bu örnekler Yahudi yaşamının kamusal görünürlüğünü gösterir; ülkedeki bütün bireylerin deneyimini tek başına açıklamaz.

Aliyev’in 10 Eylül 2026’da Yahudi toplumuna gönderdiği mesaj bu yaklaşımın güncel ifadesidir. Cumhurbaşkanlığının yayımladığı metinde Yahudi toplumunun “yurttaş dayanışmasının güçlenmesine özgün bir katkı” yaptığı belirtilir. İngilizceden çevrilen bu kısa alıntı, Yahudi vatandaşların ulusal toplumun parçası olarak sunulduğunu gösterir. Mesaj ayrıca dil ve kültürün korunmasına değinir. Bu söylemin değeri, vatandaşlık ile kültürel farklılığın birlikte tanınmasıdır; uygulamanın değerlendirilmesi ise okullar, ibadet imkânları ve kişilerin deneyimleri üzerinden yapılmalıdır.

Bakü’deki Aşkenaz cemaatinin hahamı Şneor Segal’ın anlatımı, günlük hayattan bir örnek sunar. Steve Linde’nin JNS için hazırladığı 25 Temmuz 2025 tarihli “A place to walk proudly as a Jew” söyleşisinde Segal, “Azerbaycan’da Yahudi olmak hakkında bir kez bile olumsuz bir söz duymadım” der. Aynı söyleşide, Pesah öncesinde geciken matsa sevkiyatının yetkililerin yardımıyla yetiştirildiğini anlatır. Alıntı İngilizceden çevrilmiştir. Bu, destek ilişkisini somutlaştıran bir tanıklıktır; tek kişinin olumlu deneyimi, ayrımcılığın hiç yaşanmadığına dair genel bir ölçüm yerine geçmez.

İki ülkenin liderleri de bu toplumsal bağı diplomatik bir değer olarak kullanmaktadır. Netanyahu, 13 Aralık 2016 Bakü ziyaretinde ilişkiyi “Müslümanlarla Yahudilerin, her iki taraf için daha iyi bir gelecek sağlamak üzere birlikte çalışmasının bir örneği” olarak tanımlamıştır. Raphael Ahren’in The Times of Israel’deki aynı tarihli haberinden Türkçeye çevrilen bu sözler, ortaklığın kültürel yönüne verilen önemi gösterir. İsrail açısından Azerbaycan’la yakınlık, Müslüman bir ülkeyle kapsamlı iş birliğinin mümkün olduğunu anlatan bir örnektir. Bununla birlikte Azerbaycanlı Yahudilerin kendi yaşamı, devletlerin diplomatik mesajlarından daha geniştir.

Sosyal medyanın kısa ve ironik dili, bu toplumsal bağların anlaşılmasını da etkileyebilir. Karabağ’daki İsrail desteğini “kardeş ülke” söylemiyle tartışan paylaşımlar, devletler arasındaki ilişkiyi görünür kılarken farklı kimlikleri tek bir başlık altında toplayabilir. İsrail hükümetinin kararlarıyla Azerbaycanlı Yahudilerin yaşamını özdeşleştirmek, toplumun kendi tarihini ve farklı görüşlerini geri plana iter. Bu nedenle siyasi eleştirinin konusu açık tutulmalıdır: Bir silah sözleşmesini veya dış politika kararını tartışmak, Yahudi vatandaşlar hakkında toplu bir yargıya dönüştürülmemelidir. Aynı dikkat olumlu anlatımda da gereklidir; tanınmış bir Yahudi kişinin başarısı, bir devletin bütün politikalarına destek verdiği anlamına gelmez.

Kamu hizmetindeki tarihsel isimlerden Yevsey Gindes bu genişliğin iyi bir örneğidir. Azerbaycan Tıp Tarihi Müzesinin biyografisine göre Yahudi kökenli çocuk hekimi, 1918–1919 döneminde Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti sağlık bakanı olarak görev yapmıştır. Gindes’in katkısı, İsrail devleti kurulmadan önce Azerbaycan’ın sağlık kurumlarının gelişimine uzanır. Bu nedenle Yahudi toplumunun ülkeye katkısını yalnızca bugünkü dış ilişkiler üzerinden okumak tarihsel açıdan yetersizdir.

Siyasette Yevda Abramov ile Yosef Shagal farklı aidiyetleri temsil eder. Azerbaycan Millî Meclisinin kayıtları, Abramov’un milletvekilliğini ve Azerbaycan–İsrail parlamentolar arası çalışma grubundaki görevini doğrular. Knesset’in biyografisi ise Bakü doğumlu Shagal’ın 1990’da İsrail’e göç ettiğini ve İsrail parlamentosunda görev yaptığını gösterir. Biri Azerbaycan’ın siyasi hayatında, diğeri İsrail’de etkili olmuştur. Bu fark, Azerbaycan’da doğmuş olmak, Azerbaycan vatandaşı olmak ve etnik Azeri olmak arasındaki ayrımın önemini ortaya koyar.

Albert Agarunov ise Azerbaycan’ın ulusal hafızasında özel bir yere sahiptir. Los Angeles Başkonsolosluğunun “A Jewish National Hero of Azerbaijan” biyografisi, Yahudi kökenli tank komutanının 1992’de Karabağ’da hayatını kaybettiğini ve Millî Kahraman unvanı aldığını anlatır. Agarunov’un anılması, Yahudi kimliği ile Azerbaycan’a aidiyetin birlikte temsil edildiği güçlü bir örnektir. Bir kişinin ülkenin tarihindeki yeri, onun kökeninden çok yaşamı ve yaptığı seçimlerle anlaşılır.

Bilim ve sanatta Lev Landau ile Bella Davidovich dünya çapında tanınır. Nobel Vakfının Landau kaydı, Bakü doğumlu fizikçinin 1962 Nobel Fizik Ödülü’nü kazandığını doğrular. Robert Adelson’un AllMusic biyografisi de Bakü doğumlu piyanist Davidovich’in uluslararası sanat yaşamını anlatır. Bu isimler, Bakü’nün çok kültürlü çevresinin yetiştirdiği kişiler olarak değerlendirilebilir. Onları modern Azerbaycan devletinin temsilcileri gibi sunmak yerine, şehrin bilim ve sanat mirasındaki yerleriyle ele almak daha doğrudur.

Bu kültürel bağ yalnızca geçmişte kalmamıştır. Azerbaycan Diaspora Komitesinin 2023 tarihli “Azerbaijan was represented at Eurovision Book Contest” açıklaması, ABD’de yaşayan Yahudi kökenli müzisyen ve yazar Ella Leya’nın “The Orphan Sky” romanıyla Azerbaycan’ı temsil ettiğini belirtir. Bakü doğumlu Leya’nın edebiyatı, göç etmiş bir sanatçının doğduğu ülkeyle bağını sürdürmesine örnektir. Steve Linde’nin 2025 JNS yazısı da o yıl Eurovision’da Azerbaycan’ı temsil eden grubun solisti Asaf Mishiyev’in Dağ Yahudisi toplumundan geldiğini kaydeder. Bu örnekler Yahudi kültürel varlığının güncel sanat hayatında da görünür olduğunu gösterir.

Spor alanında Valery Belenky ve Emil Sutovsky öne çıkar. Uluslararası Jimnastik Şöhretler Salonunun biyografisine göre Bakü doğumlu Belenky, 1992 Olimpiyatları’nda takım altını ve bireysel çok yönlü yarışmada bronz kazanmıştır. Sutovsky ise Bakü doğumlu İsrailli satranç büyükustası ve uluslararası satranç yöneticisidir. Michael Rahal’ın FIDE için 7 Ağustos 2023’te Bakü’de yaptığı söyleşi, onun yönetim rolünü anlatır. Bu kariyerler, aynı şehirde başlayan hayatların farklı ülkelerde ve kurumlarda devam edebildiğini gösterir.

İş dünyasında God Nisanov, Zarakh Iliev ve German Zakharyaev, özellikle Rusya’daki faaliyetleri ve Dağ Yahudisi kültürüne destekleriyle tanınır. Jewish Telegraphic Agency’nin 22 Eylül 2020 tarihli müze haberi, Kırmızı Kasaba’daki Dağ Yahudileri Müzesinin finansmanına katkılarını kaydeder. Dünya Yahudi Kongresinin 2 Haziran 2022 açıklaması ise Nisanov’un ABD yaptırımları sonrasında başkan yardımcılığının sona erdiğini bildirir. Bu nedenle eski görevleri güncelmiş gibi yazmamak gerekir. Kültürel himaye veya ekonomik güç de tek başına devlet politikasını kontrol etmenin kanıtı değildir.

Azerbaycan Yahudilerinin iki ülke arasındaki en kalıcı katkısı, birbirini tanıyan aileler, kültürel kurumlar ve kişisel hikâyeler üzerinden kurulan bağdır. Bu bağ devletler arasındaki iş birliğini kolaylaştırabilir; ancak toplumun bütün üyeleri aynı siyasi görüşü paylaşmaz. Okulların, sinagogların ve müzelerin geleceği, uluslararası ortaklıkların yanında kültürün kuşaklara aktarılmasına bağlıdır.

TİMETÜRK Genel Yayın Yönetmeni/ Adem Şahin

Etiketler:
Adem Şahin
Adem Şahin

Köşe Yazarı