Son dönemde en çok tartışılan konu olan İsrail’in Azerbaycan ile yakın ilişkileri ve hatta sosyal medya üzerinden en fazla tartışma açılan konulardan biri bu noktada Azerbaycan’a Filistin hassasiyeti üzerinden yöneltilen eleştiriler, Azerbaycan’ın Başörtüsü yasakları bunların hepsi bir arada tartışma konusu olurken sonuçları özellikle halk tabanında kırılmalar ve eleştirilerin artmasını da beraberinde getiriyor.
Azerbaycan’ın İsrail ile yakın ilişiklerini anlamak için tarihsel anlatıma gitmemiz gereklidir bize bugünün anlamını tarihsel ilişkiler ve iki ülke arasındaki gereklilikleri gösterecektir.
SSCB’nin dağılmasının ardından Azerbaycan 30 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan etmiş bağımsızlık sonrası ilk tanıyan ülke Türkiye olurken hemen arkasından İsrail Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanımıştır. Bu tanıma şu açıdan önemlidir, İsrail’in nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerle resmî ve stratejik ittifaklar oluşturabileceğini göstermiştir özellikle bölgede tamamen ayrılan yapısı ile dünyada müttefik kazanımlarını arttırmaya devam edebilmiştir ayrıca İran’a karşı İsrail’in stratejik bir müttefik kazanmasına olanak sağlamıştır. Ayrıca Dağlık Karabağ noktasında da İsrail’in lobilerinden destekler gerçekleşmiş Ermeni lobilerine karşı bir alan bulunmuştur.
Başlangıç noktasında ikili yakınlaşmanın iki temel sebebi söz konusudur bu Azerbaycan için özellikle Ermeni lobisinin faaliyetlerine karşı ABD Kongresinden destek almak ve enerji kaynaklarının keşfi, geliştirilmesi ve paylaşılmasına yönelik ortak çıkarlara dayanmaktadır. Bu iki temel direk Azerbaycan-İsrail ilişkilerini iyi seviyede tutmaya yetmiştir.
Enerji tedariki noktasına baktığımızda ise İsrail için Azerbaycan çok kritik seviyede bir müttefiktir diyebiliriz zira İsrail bölgede yaşadığı sorunlar nedeniyle petrol ve doğalgaz ihtiyacının çoğunluğunu Azerbaycan’dan sağlamaktadır. 1992’den bu yana Azerbaycanlı petrol şirketleri İsrail’e doğrudan petrol sevkiyatı gerçekleştirmektedir. 2016 tarihinde İsrail ithal ettiği petrolün %24’ünü doğrudan Azerbaycan’dan karşılıyordu bu belirli aralıklarla %40’lı yüzdeliklere kadar çıkıyordu günümüzde ise Enerji piyasası veri analiz firmalarının verilerine göre, Azerbaycan ham petrolü İsrail'in toplam ham petrol ithalatının yaklaşık %40 ila %46'sını karşılıyor. Ayrıca Azerbaycan devlet enerji şirketi SOCAR İsrail’in Tamar gaz sahasında yüzde 10 hisse alması ve Akdeniz’de gaz arama lisansı elde etmesi ile ilişkiler güçlenirken Azerbaycan, Rus enerji etkisini kırarak Avrupa’da önemli bir alan kazanmış oldu.
Enerji ilişkilerinin yanında diğer kritik öneme sahip konu askeri ilişkilerdir. İsrail, Azerbaycan savunma sektörüne silah ve teknolojiler sağlayan ülkelerden biri konumunda yer almaktadır. 2010’ların başında silah tedariki noktasında Rusya en temel ülke iken 2016 sonrasında İsrail açık ara öne çıkan ülke olmuştur. Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün raporlarına göre de (2016–2020 ve 2019–2023 periyotları), İsrail, Azerbaycan’ın toplam silah ithalatının yaklaşık %60 ila %69’unu tek başına karşılamıştır. Bu çerçevede şunu da unutmamak gereklidir Azerbaycan’da 2020 sonrasında artan Türkiye tedarikleri daha ağır basmaya başlamıştır.
Son dönemde İsrailli Ari Arms şirketi, Azerbaycan Savunma Sanayii Bakanlığı ile ortak girişimler yürütme yolunda ilerlemektedir. İsrailli şirket ile Azerbaycan arasında Azerbaycan’da Batı standartlarına uygun ateşli silah üretimi yapılması planlamalar arasında gözükmektedir. Son dönemde İsrailli şirketlerin Azerbaycan’daki faaliyetleri ağırlıklı şekilde savunma sanayi ve teknoloji transferi üzerine yoğunlaşmakta diyebiliriz. Ari Arms, Elbit Systems, Israel Aerospace Industries gibi şirketler Azerbaycan’da yoğun faaliyetler yürütüyorlar. Genel çerçevede hem silah ve savunma teknolojisi hem de enerji iş birlikleri ile ticaret hacimleri oldukça yükseliyor bu da ortaya bir müttefiklik çıkarıyor.
İsrail’in Azerbaycan politikasında temel noktası bahsettiğim gibi ekonomik ve güvenlik odaklı şekilde ilerliyor. Enerji güvenliği ilk sırada gelirken güvenlik çerçevesinde İran’a karşı bir dengeleme unsuru gözüyle bakıyor zira Azerbaycan’ın modernleşmiş ordusu ve istihbarat iş birliği İran’ın kuzeyinde de İsrail’i etkili kılıyor.
Son dönemde diğer tartışılan konu şüphesiz Azerbaycan’da başörtüsü yasakları zira bu Türkiye’de üst kurumlardan tepki gelmesini beraberinde getirdiği gibi halk nezdinde de büyük eleştiriler almış durumda. Bu noktada da Azerbaycan’ın aldığı bu karar aynı zamanda eğitim haklarının ideolojik fikirlere teslim edilmesidir zira başörtülü gençlerin derslere alınmaması eğitim hakkı kaybıdır.
Azerbaycan’ın din politikasını biraz daha anlamak için özellikle laiklik vurgusu ve İran bağlantısını iyi şekilde bilmekte gereklidir. Azerbaycan dini alanı sıkı şekilde kontrol eden bir devlet mekanizmasına sahip diyebiliriz. Azerbaycan’da yer alan Din İşleri Devlet Komitesi üzerinden tüm dini gruplar kayıt altında ayrıca dini yayınlar denetleniyor ve sansürlenebiliyor. Bu noktada İran etkisi Azerbaycan’ı oldukça etkiliyor zira İran, Azerbaycan’ı dini-ideolojik etki alanlarından biri olarak görüyor. Azerbaycan ulusal laik kimliği altında dini alanı sıkı şekilde kontrol ediyor bunu büyük ölçüde İran’ın dini etkisini kırmak amacıyla gerçekleştiriyor. Fakat şunu net şekilde söylemek gereklidir en kritik konu şüphesiz eğitim hakkıdır ve bu asla ideolojik bakış açısına göre engellenemez.
Mustafa Metin Kaşlılar/TİMETÜRK