24 Şubat 2022 tarihinde Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi ile üzerinden uzun yıllar geçti bugün savaşı derinlemesine incelediğimizde cephe hattının kitlenmiş vaziyette olduğunu net şekilde görebiliyoruz. Rusya belirli ilerlemeler sağlasa da bu çok küçük bölgeleri kapsıyor ayrıca cephe hattında Ukrayna karşı taarruzlarla hala Rusya’yı geri itebilme kapasitesine sahip durumda. Bu noktada cephede büyük ve geniş başarılar söz konusu değil.
Cephe hattında kilitlenme iki ülkenin askeri stratejilerinde sürekli değişimler yaşanmasına neden oluyor bu da özellikle yıpratma savaşının en net örneklerinden biri durumunda Rusya açısından bakıldığında Ukrayna şehirlerine ve askeri altyapılara şiddetli saldırılarda bulunuyor fakat durum dengelenmiş durumda zira Ukrayna’da Moskova’da ya da Rusya sınırından 1000 kilometre içeride İHA saldırıları düzenleyebiliyor ve ağır altyapı hasarları verebiliyor bu noktada durum dengelenmiş durumda. Bu dengelenme aslında Rusya’nın bir savaş ekonomisine dönmesine rağmen savaşı devam ettirme noktasında zorlandığını gösteriyor. Ukrayna’da ise net bir sorun söz konusu hava savunma sistemleri çok hızlı tükeniyor bu nedenle Rusya’nın hava saldırılarını karşılamakta zorlanıyorlar. Bu savaşın sistematik boyutu bu noktada diğer kritik konu ise Rusya’nın Avrupa’daki hibrit savaşı diyebiliriz Avrupa’yı da panikleten konu bu ve Avrupa’da artan silahlanmanın da sebebi doğrudan bu.
Avrupa ülkeleri bugün bakıldığında sürekli bir savaştan bahsediyor ve bu savaşa hazırlanılması gerektiği üzerinde duruyor. Rusya özellikle hibrit savaş yöntemini ağır şekilde kullanıyor bugün örneklerine baktığımızda savaşın başından bu yana uyguladığı ve yaptırımlara karşı oluşturulan gölge filolar kritik öneme sahip Rusya bu gölge filolar ile yaptırım altında bulunan petrolünü satma gayretinde fakat Avrupa Birliği geniş yaptırımlarla bunu olağanüstü şekilde engellemeye çalışıyor zira Rusya’nın petrol üzerinden kazancının kesilmesi savaş makinasının durması demektir. Rusya bu gölge filo yani sigortasız tankerlerle demirlerini sürükleyerek fiberoptik kablolara zararlar veriyor. NATO bu noktada tatbikatlar ile bunu engelleme ve koruma çerçevesinde yöntemler izlemeye başlamış durumda fakat bu Avrupa’nın en büyük paniklerinden biri zira modern Avrupa’nın görünmez omurgası bu kablolar bilindiği üzere küresel veri trafiğinin neredeyse tamamı denizaltı fiberoptik kablolardan geçer diğer yandan finans işlemleri için kritik bir konu zira bu kablolar ve hatlar trilyon dolarlık finansal işlemler için kritik askeri açıdan ise NATO ve ABD askeri haberleşmesinin önemli bir kısmı da bu kablolara dayanır. Rusya bu kablolara zarar vererek NATO’nun eşik değerini ölçüyor ve sürekli olarak Avrupa’yı tetikte tutuyor.
Avrupa’yı Rusya konusunda panikleten bir diğer hibrit tehdit İHA’lar ile hava sahası ihlalleri üzerinedir. Polonya, Estonya, Litvanya ve Danimarka’da hava sahası ihlalleri sürekli hale gelmiş durumda yakın zamanda Romanya’da hava sahası ihlali ve Almanya’da Leipzig/Halle Havalimanı üzerinde mühimmat yüklü İHA tespitleri… bunlar doğrudan Avrupa ülkelerini yıpratmak üzerine kurulu hibrit savaş tehditleri ve Avrupa bu noktada tehditlere karşı oldukça savunmasız diyebilirim. Rusya bu açıkları kullanarak Avrupa’nın sınırını test etmeye devam ediyor.
Avrupa’da yaşanan diğer bir sorun siber saldırılar Rusya bu noktada sahte hesaplar üzerinden Avrupa Dışişleri Bakanlıkları ve Savunma Bakanlıkları üzerinde siber saldırılar yaratarak Ukrayna’ya giden silah güzergahlarını, müzakere metinlerini ve savunma şirketlerin üzerinden yazışmaları yakalamaya çalışıyor. Ayrıca NATO ülkelerindeki hava, deniz, demiryolu hatları üzerinde ki güvenlik kameraları üzerinde ciddi siber saldırılar yaratarak takip sistematiği oluşturuyorlar. Bu işin standart boyutu iken Avrupa’yı çekindiren konu doğrudan enerji tesislerinin siber saldırılara uğraması mesela Polonya’da enerji şebekelerine 2025 tarihinde ciddi bir saldırı gerçekleştirildi ve büyük arızalar oluştu. Norveç’te baraj sistemleri ele geçirilmiş Danimarka’da ise su idaresi üzerinde siber saldırılar yaratılarak birçok haneyi susuz bırakmışlardı. Bu saldırılar doğrudan Rusya merkezli saldırılar olarak kayda geçmişti.
Avrupa’da bu noktada saldırılar sürekli hale gelmiş durumda ve Rusya’ya karşı en şahin bakış Almanya içerisinde diyebiliriz. Almanya özellikle ilk işgal gününden itibaren güvenlik mimarisini tamamen değiştirmiş durumda İstihbarat kurumlarından Savunma Bakanlığa kadar askerileşme ve güçlendirilme arttırılmış durumda. Bu noktada diğer bir konu Almanya’da tartışılıyor ve Rusya’ya bakışı bu çerçeveye taşıyor o da aşırı sağ görüşün seçimlerde başarılı olma tehlikesi yani AfD… bu sadece Almanya değil Fransa’da da bu şekilde ilerliyor.
Aşırı sağ Almanya’da AfD Fransa’da ise Ulusal Birlik Partisi ve lideri Marina Le Pen üzerinden ilerliyor bu iki parti kritik zira bu partiler hem Almanya’da hem Fransa’da Rusya’ya bakışı değiştirmeye çabalıyor. Bu partiler Rusya ile olan ilişkilerin canlandırılması noktasında ortak fikirlere sahipler. Ukrayna’daki savaşın Avrupa için tehlikeler yarattığına ve enflasyon verilerini yukarı çektiğine inanıyorlar. Ayrıca Rusya’dan ucuz gaz alınmasını ve yaptırımlarla yasaklanmış olan Nord Stream gaz hattının tekrardan işlevli hale getirilmesini savunuyorlar. Bu noktada hem Almanya hem de Fransa’daki merkez partiler net şekilde tutum alırken aşırı sağ partilerin Rusya’ya bakışı tamamen farklı ayrıca aşırı sağ partilerin Avrupa’nın temel ilkelerine tamamen zıt bakışları da bu ülkelerde en büyük tehlike olarak görülüyor.
Rusya’nın bu iki parti özelinde söylemek gerekirse ciddi propagandası söz konusu Fransa’da 2027 tarihinde yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Rusya müdahalesi sebebiyle Paris Savcılığı tarafından soruşturma başlatılmış durumda. Daha önce de Marine Le Pen ve Partisi Kırım’ın ilhakı döneminde Rus bankalarından kredi almış ve bu sebebiyetle Fransız mali savcılığı tarafından soruşturma açılmıştı. Özellikle 2022 işgal sonrasına bakarsak bu Marine Le Pen’in başındaki en büyük sorunlardan biri ve Fransa’nın merkezi partilerinin çekinceleri de Rusya tehdidi
AfD ise Almanya’da doğrudan Kremlin ile örtüşen bir politika takip ediyor bu sebebiyetle Almanya’da aşırı sağa bakış daha gergin durumda. Çekya İstihbarat Servisi daha önce “Voice of Europe” Kremlin bağlantılı bir haber portalı olduğunu belirtmişti. Avrupa’da Rusya yanlısı anlatı yaymak ve aşırı sağ politikacıları doğrudan fonlamak amacıyla kullanılan bu portal Rusya yanlısı iş insanı Viktor Medvekçuk tarafından finanse edildiğini açıklamıştı. Bu noktada bir Alman Milletvekilinin bu portal üzerinden para aldığını tespit etmişti. Bunun gibi birçok olay aşırı sağ partilerin Rusya tarafından etki ajanı olarak kullanılan isimler barındırdığını ortaya koymuştu. Bu çerçevede özellikle Almanya’da tartışılan kritik konu AfD’nin seçimleri kazanması ve İçişleri Bakanlığı gibi kurumları ele geçirmesi ihtimallerine karşı Sosyal Demokrat Parti (SPD) vasıtasıyla yasal düzenlemelerle gizli ve hassas bilgilerin aşırı sağın eline geçmemesi yönünde çalışmalar düzenleniyor ayrıca eyalet düzeyinde ki kurumlarda da istihbarat ve terörle mücadele gibi hassas konuların AfD’nin kontrolünde olması tehlike olarak görülüyor. “Operationsplan Deutschland” yani Almanya’nın olası bir kriz veya savaş durumunda ülke ve NATO savunmasını nasıl organize edeceğini belirleyen planlarda AfD yoluyla Rusya’nın eline geçmesinin en büyük korkuyu oluşturduğunu belirtmemiz gerekiyor.
Rusya özellikle Avrupa’da artan bu gerginlikten memnun ve aşırı sağ partiler doğrudan Rus kanallarıyla finanse edilebiliyor. Rusya hem Avrupa’da seçimleri aşırı sağ partiler ile tehdit etmek istiyor ve Avrupa siyasetine doğrudan müdahale denemeleri yapıyor diğer yandan yukarıda belirttiğim hibrit savaş yöntemleriyle Avrupa’yı yıpratmaya ve test etmeye çalışıyor. Avrupa’da bazı istihbarat yetkilileri de özellikle Rusya’nın önümüzdeki yakın dönemde NATO’nun tepkisini ölçmek adına sınırlı ölçekli eylemlere başvurabileceğini belirtti. Bu noktada Çekya İç Güvenlik Servisi yetkilileri NATO sınırlarında ihlaller ve provokasyonların artacağı noktasında uyarılar yaptı. Bu noktada Avrupa’ya doğrudan saldırılar net şekilde beklenemez fakat Avrupa’yı tedirgin eden ve sürekli teyakkuz halinde tutacak sınırlı hareketler yaşanabilir diyebilirim.
Mustafa Metin Kaşlılar/TİMETÜRK