Dolar

44,3439

Euro

51,5534

Altın

6.291,54

Bist

13.168,16

Evlilik değişim mi yoksa dönüşüm mü ?

2 Saat Önce Güncellendi

2026-03-24 00:08:44

Ayşegül Sert

Birini sevdiğinizde, aslında en başta onu olduğu gibi seversiniz.

Gülüşünü, alışkanlıklarını, bakışını, hatta bazen sizi sinirlendiren davranışlar bile gözümüze hoş görünür, şöyle düşünürüz. Hele bir evlenelim ben onu istediğim kalıba sokarım.

Ama evlilik başladıktan sonra, çok yavaş ve fark edilmeden bir şey değişir.
Sevdiğiniz o özellikler, zamanla “düzeltilmesi gereken şeylere” dönüşür.

Ve bir gün kendinizi şu cümleleri kurarken bulursunuz:
“Ben sadece onun iyiliğini istiyorum.”

“Ne söylüyorsam sevdiğimden söylüyorum.”

“Sevmesem ağzımı bile açmam.”

İşte tam da bu cümleler, çoğu zaman iyi niyetin arkasına saklanmış bir kontrol arzusunun başlangıcıdır.

Evlilikte en büyük hatalardan biri, eşini değiştirmeye çalışmaktır.
Çünkü bu çaba, çoğu zaman sevgiyle değil; beklentiyle, hayal kırıklığıyla ve bazen de fark edilmemiş korkularla beslenir.

Birçok insan, evlendiği kişiyi değil; onun “olabileceği kişiyi” sever.
Evlilikten sonra o görünmez proje hayata geçirilmeye başlanır:
“Biraz daha sorumluluk sahibi olmalı…”
“Daha anlayışlı olmalı…”
“Daha ilgili olmalı…”
“Benim istediğim gibi davranmalı…”

Sürekli eleştirilen, yönlendirilen ve değiştirilmeye çalışılan bir insan zamanla iki şeyden birini yapar:
Ya kendinden vazgeçer…
Ya da ilişkiden.

İlkinde, karşınızda artık tanıdığınız kişi yoktur.
Sessizleşmiş, içine kapanmış, “yanlış yapmamak” için yaşayan biri vardır.
İkincisinde ise, aranızdaki mesafe her geçen gün biraz daha büyür.
Konuşmalar azalır, dokunuşlar azalır, anlayış azalır…
Ve bir gün aynı evin içinde iki yabancıya dönüşürsünüz.

Oysa çoğu çiftin fark etmediği şey şudur:
İlişkileri yıpratan şey, farklılıklar değil; o farklılıklara tahammülsüzlüktür.

Bir insanı değiştirmeye çalışmak, aslında ona şu mesajı vermektir:
“Olduğun halin yeterli değil.”

Bu düşünce, sevginin en sessiz ama en derin yaralarından birini açar.

Burada önemli bir denge vardır.
Elbette hiçbir ilişki “olduğu gibi kabul et ve sus” demek değildir.
İlişkilerde ihtiyaçlar konuşulur, sınırlar çizilir, beklentiler ifade edilir.
Ama bu süreç, birini yeniden şekillendirme çabasına dönüştüğünde, sevgi yerini mücadeleye bırakır.

Değişim, baskıyla değil; kabul ile başlar.

Evlilik bir “düzeltme projesi” değildir.
Evlilik, iki kusurlu insanın birbirine rağmen değil, birlikte yürümeyi öğrenmesidir.

Belki de kendimize sormamız gereken en dürüst soru şudur:
“Ben eşimi gerçekten olduğu gibi seviyor muyum, yoksa kafamdaki versiyonuna mı aşık oldum?”

Çünkü gerçek sevgi, değiştirmeye çalışmaz.
Gerçek sevgi, görür… anlar… kabul eder… Birlikte büyümeye alan açar.

Evlilikte asıl mesele, eşinizi istediğiniz kişiye dönüştürmek değil;
onunla birlikte, ikinizin de kendiniz olabildiği bir “biz” kurabilmektir.

Ayşegül Sert/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Isparta'ya şehit ateşi düştü

Haber Ara