“Hadi güzelim, şeker ezelim. Bu sene de bekar gezelim!” diye başlayan bir türkümüz vardı. Ben bu türküyü Cumhuru Hançerleyenler Partisi’ne dönen CHP’lilere armağan ederek yazımıza devam edeceğim;
Mutlak butlan kararının çıkmasıyla birlikte yeniden CHP’nin başına getirilen Bay Kemal; parti içerisindeki birkaç ismi “arınma” (!) marifeti - bahanesiyle ihraç etmiş, ÖZEL döneminde ihraç edilenleri yeniden CHP’ye almış ve birçoğuna da Parti Meclisi, MYK (Merkez Yönetim Kurulu), YDK (Yüksek Disiplin Kurulu) gibi kurullarda görevler vererek bir nevi taltif ve ÖZEL kadrosunun çoğunu da diskalifiye etmişti. Buna da “arınma” demiş ama CHP’ye oy kazandıran, başta İBB olmak üzere diğer büyükşehirleri ve İstanbul ilçelerinin çoğunu kazanan, Türkiye genelinde – bilhassa Anadolu’da – destek turlarına çıkan İMAMOĞLU ve ÖZEL’e dokunmaya cesaret edememiş, tabii ki yersen!...
(Partide tutulması gereken belediye meclis üyeleri, belediye başkanı, il başkanı, üye ve delege, milletvekili ve grup başkan vekilleri gibi CHP’lilerin “arınma” adı altında ikna edilmeyip imha ve ihraç edilmeye çalışılması aslında “ya benimsin ya kara toprağın!” şarkısının vücut bulmuş halidir. Topyekûn arınmanın (!) daniskasını yaşayan CHP, beşikteki bebekleri bile güldürmeye başladılar, inandırıcılıklarını da kaybettiler.)
Parti içerisindeki kadrosu ve birkaç ağır topunun ihraç edildiğini, yalnızlaştırılmaya çalışıldığını ve yeniden partide yer edinemeyeceğini anlayan ÖZEL, artık ya yeni parti kuracak ya var olan bir partiye geçecek ya da mevcut bir partiyi devralacak. Kaldı ki DSP (Demokratik Sol Parti)’yle başlayan irtibatın etik dışılığı ortaya çıkınca yeni alternatifler geliştiren ÖZEL, eğer bir partiyi devralamazsa yeni bir partiyi kuracağı üst perdeden dillendirilmektedir.
KILIÇDAROĞLU sonrasında parti genel başkanlığına getirilmiş olsa da bir türlü özgürleşemeyen ÖZEL genel başkanlığındaki CHP; içerdeki üst akıl ve dışardaki mihraklar sayesinde fonlanan – dizayn edilen bir parti haline gelmişti. CHP’nin artık “sol” bir parti değil “sağ” kalmaya çalışan bir parti olduğu ve yeni yüzyılın ANAP’ı (Anavatan Partisi) haline geldiği ve dört eğilimi temsil etmeye çalıştığı her kesimden fark edildi. Kaldı ki büyük bir oranda bunda da başarılı olunmuştu. Bu durum, CHP içerisindeki ulusalcı – Kemalist kanadı ciddi derecede rahatsız ederken partiyi İMAMOĞLU’nun etki ve güdümünden kurtarmak gerektiği de söylenmiş ama alınan oyların bu kadro sayesinde alındığı da unutulmuştu.
ÖZEL’in sık sık “baba ocağı” diye tarif ettiği ama – yine eski tüfek bir CHP’li olan Faik ÖZTRAK’ın da deyimiyle – “babanızın ocağı olabilir ama babanızın bakkalı, çiftliği değildir” şeklinde eleştirilerle muhatap olmak zorunda kalan ÖZEL ve tayfası artık bu partide barınamayacaklarını anlamış ve yeni parti kurmak için kolları sıvamıştı.
Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla Türk siyasi hayatına yeni bir partinin katılacağını öğrendik. Bu partinin kurulacağı o kadar çok dillendirildi ki hatta adının “İstiklal Partisi” (İP) olacağı bile söylenmişti. Parti kurulmasına ve yeni partilere bu kadar çok ihtiyacımızın (!) olduğu bu günlerde bu partinin kurulacak olması da eminim çok faydalı olacaktır, şaka bir tarafa!...
(Ben de bu partinin kurulacağından ve adından o kadar emindim (!) ki yazacağım yazının başlığını “Sizi “İP” e Götürecekler” diye koyacaktım ama akabindeki gelişmelere ve partinin isminin bu olmayacağının söylenmesi üzerine bu fikrimden vazgeçmiştim.)
Yozlaşan, kaliteden bu kadar çok uzaklaşılan başka bir ülke daha var mıdır, bilmiyorum. İyice maskara, çoluk çocuğun ağzında sakız ve ellerinde oyuncak olduk. Koca koca adamların siyasi nezaket ve politik kurallardan bihaber yaşadığı, devlet adabından nasibini almayan kişilerin sebep olduğu rezilliklerin bini bir para olmuş çirkeflikleriyle yüzleşiyoruz, yazıklar olsun!...
Ülkemizde sayıları 160’a dayanan siyasi parti olduğu ve alfabemizde de harf kalmadığı için artık herkes kafasına göre bir isim uydursun, nasıl olsa tabela partileri yığını haline geldik.
CHP’den ayrılıp parti kuracak olan ÖZEL ve kadrosuna bizler de hasbelkader bazı isimleri önerip işlerini kolaylaştıralım mı;
Adları rüşvet, yolsuzluk, irtikap, hırsızlık olaylarına karıştıkları için “Türkiye Hırsızlar Partisi” (THP),
Her şeye balıklama atladıkları ve kirli işlerini ellerine yüzlerine bulaştırdıkları için “Cumburlop Partisi” (CP),
Milletin karşısına arınıp çıkmaları ve yeniden kendilerini ifade edebilmeleri için “Türkiye Arınma Partisi” (TAP),
Sürekli yolsuzluk, hırsızlık, irtikap, rüşvet ve meyhanelerle anıldıkları, bunların etrafında toplanıp kendilerine göre kitleleri sürükledikleri için “Birleşik İttifak Partisi” (BİP) adıyla bir parti de kurabilirler, nasıl olsa milleti BİP’lemeye alıştılar.
Kemikleşmiş oy ve kitlelerini bir tarafa bırakıp dört eğilimle toplama motora döndükleri ve dokundukça çoğaldıkları için “Amip Partisi” (AP),
Meydanları “hak, hukuk, adalet” sesleriyle inim inim inletenler (!) “Hak ve Adalet Partisi” (HAP) ismiyle bir parti kurabilirler ve böylelikle milletimize pardon kendi yandaşlarına HAP’ı yutturabilirler.
İlerleyen süreç içerisinde ÖZEL ve CHP’nin başka ne tür gelişmelere gebe kalacağını hep birlikte izleyeceğiz.
Unutmayalım ki;
“Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler!...”
Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK