$

Dolar

48,2538

Euro

55,9646

£

Sterlin

65,4154

Frank

59,6389

Gram Altın

6.908,7400

Bitcoin

3.799.760

$

Dolar

48,2538

Euro

55,9646

£

Sterlin

65,4154

Frank

59,6389

Gram Altın

6.908,7400

Bitcoin

3.799.760

Makale 31.08.2026 5 dk okuma

Ankara iki cepheyi birden nasıl yönetiyor?

Paylaş:

Bir yanda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın haftalardır süren Orta Doğu diplomasisi, diğer yanda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bizzat yürüttüğü ve doğrudan Karadeniz ile Ukrayna savaşına odaklanan Rusya temasları.

Bunların İngiltere’de yaşananlarla olan bağlantıları nedir?

Fidan ve Kalın'ın Orta Doğu Temasları

Ağustos ayı boyunca Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın diplomatik trafiği neredeyse tamamen Orta Doğu'nun sakinleştirilmesi üzerine kuruldu. Fidan, 17 Ağustos'ta İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve ateşkesin devamına yönelik müzakerelerdeki son durumu ele aldı. Ertesi gün Katarlı mevkidaşı Al Sani ile Hürmüz'deki seyrüsefer güvenliğini, aynı gün Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ile de İsrail'in İdlib'deki bir askeri havaalanına düzenlediği saldırının ardından bölgesel gelişmeleri değerlendirdi. 20 Ağustos'ta ise Mısırlı ve Suudi Arabistanlı mevkidaşlarıyla ayrı ayrı görüşerek Gazze barış planının uygulanmasında ortaya çıkan aksaklıkları ve atılabilecek adımları masaya yatırdı. Fidan ayrıca Ağustos ayı içinde Mısır'a giderek Türkiye-Mısır Ortak Planlama Grubu'nun ikinci toplantısına, Libya'da ise Trablus'ta bir dizi üst düzey görüşmeye katıldı.

MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın temasları da aynı çizgide ilerledi. Sayın Kalın, 3 Ağustos'ta İstanbul'da Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye ile bir araya gelerek Gazze'de kalıcı ateşkesin sağlanmasını ve barış planının ikinci aşamasına geçiş yol haritasını görüştü. Aynı ay içinde Irak'a yaptığı ziyarette Bağdat, Kerkük, Erbil ve Süleymaniye'de geniş bir yelpazede temaslar kurarak güvenlik-istihbarat iş birliğini ve 'Terörsüz Türkiye' sürecini masaya yatırdı. Ankara'da ise Libya Ulusal Birlik Hükümeti yetkilileriyle görüştü.

Kısacası, Türkiye'nin istihbarat ve diplomasi kurumları aynı haftalarda Gazze, Suriye, Irak, Libya ve İran-Hürmüz hattını eş zamanlı olarak yönlendirdi.

Başkan Erdoğan'ın Bişkek'te Putin'le Karadeniz Randevusu

Bu Orta Doğu trafiğiyle tam eş zamanlı olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan bizzat ikinci bir cepheyi yönetmek üzere yola çıkıyor. Başkan Erdoğan, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov'un davetiyle 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde Şanghay İş birliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi'ne katılmak üzere Bişkek'e gidecek ve 1 Eylül'de genişletilmiş formatta düzenlenecek zirve oturumunda hitap edecek. Katılımcı liderlerle ikili görüşmeler gerçekleştirecek. Zirvenin en dikkat çekici randevusu ise Kremlin'den geldi, Rusya Devlet Başkanı Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, Putin'in 1 Eylül'de Bişkek'te Erdoğan ile bir araya geleceğini ve görüşmede 'Karadeniz'deki durum ve genel olarak Ukrayna konusunun' ele alınacağını açıkça duyurdu. Erdoğan ile Putin'in en son 1 Eylül 2025'te Çin'in Tianjin kentindeki ŞİÖ Zirvesi'nde bir araya geldiği hatırlanırsa, bu görüşmenin tam bir yıl sonra ve yine bir ŞİÖ zirvesi vesilesiyle gerçekleşmesi de ayrı bir simetri oluşturuyor. Putin'in aynı zirve kapsamında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Hindistan Başbakanı Modi, Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile de görüşecek olması, Erdoğan'ın bu masaya NATO lideri sıfatıyla oturduğunu ve Batı-dışı bir güç toplantısının tam ortasında Rusya ile Karadeniz/Ukrayna görüşmesi yapan istisnai konumunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Londra Bağlantısı Aynı Haftaya Sıkışan Bir Gerilim Harita

Ankara'nın aynı haftada hem Orta Doğu'yu hem Karadeniz-Rusya hattını birden yönetme çabası, aslında NATO'nun doğu ve güney kanatlarında biriken gerilimin, Polonya ve Romanya'da art arda düşürülen Rus dronlarından, NATO'nun 'sahte bayrak' provokasyonu uyarılarına kadar ne denli çok cepheli hale geldiğinin bir başka göstergesi.

Burada dikkat çekici olan şu; Türkiye'nin Karadeniz/Ukrayna dosyasını Putin ile doğrudan masaya yatırdığı tam da bu hafta, İngiltere'nin başkent dışı bir hükümet merkezi kurmuş, kraliyetin sembolik ağırlık merkezini dağıtmış ve Moskova ile diplomatik temsil kanalını daraltmış olması, tesadüften öte bir okumayı hak ediyor. Ankara bir yandan Fidan ve Kalın eliyle Orta Doğu'daki krizleri yönetirken, diğer yandan bizzat Erdoğan eliyle Karadeniz/Ukrayna hattında Moskova ile doğrudan temas kurmayı sürdürüyor. Londra ise olası bir tırmanma senaryosuna karşı kurumsal yapısını sessizce dağıtmış görünüyor. Bu üç hattın aynı takvime denk gelmesi, NATO içi gerilimin artık tek bir coğrafyayla sınırlı olmadığını, ittifakın güney (Orta Doğu-Hürmüz), doğu (Karadeniz-Ukrayna) ve kendi başkentleri (Londra) düzeyinde eş zamanlı olarak yönetilmeye çalışıldığını gösteriyor.

Sonuç olarak Ankara'nın bu hafta sergilediği tablo, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu tartışırken sıkça vurgulanan 'köprü ülke' rolünün, artık tek bir coğrafyayla sınırlı olmayan, eş zamanlı çok cepheli bir denge yönetimine dönüştüğünü gösteriyor.

Tayfun Kaan Gündüz/TİMETÜRK

 

 

 

 

 

Etiketler: