Dolar

44,3439

Euro

51,5564

Altın

6.273,94

Bist

13.168,16

Hiç değişmeyen gerçeklik: din savaşları

1 Saat Önce Güncellendi

2026-03-24 00:09:49

Prof. Dr. Abdulvahap Akıncı

İnsanlık tarihini bir dinler tarihi çerçevesinde okumak mümkündür. Din ile bireyi veya toplumu ayrı düşünmek mümkün değildir. Dolayısıyla insanlık tarihini dinler tarihi çerçevesinde irdelemekte de fayda vardır.

Kimliğin en belirleyici öğesi olan din, tarihin de en belirleyici öğesi olarak öne çıkmaktadır. Farklı amaçları gerçekleştirmek için başvurulan en önemli kaynak hemen her zaman din olmuştur. Dinsel bir anlam ve meşruiyet yüklenmeden toplumları yönlendirmek pek mümkün olamamaktadır.

Nispeten yakın dönemlerde yaşanan olaylar silsilesi irdelendiğinde bile tarihin itici gücünün din olduğunu görmek mümkün olabilecektir.

İslam'ın hızlı bir şekilde dünyanın farklı coğrafyalarına yayılmasını “İslam”'ın “Cihad” kavramını bilmeden anlamlandırmak mümkün olamaz.

Aynı şekilde Haçlı Seferleri'ni de din olgusunu dikkate almadan anlamlandırmak mümkün değildir. Her ne kadar işin içinde Doğu'nun zenginliklerini elde etme dürtüsü olmuş olsa da, Kudüs'ü kurtarma, İslam'ı boğma anlayışı üzerinden ancak bu seferler gerçekleştirilebilmiştir.

Marksist veya kapitalist bir kafayla bütün olayları “maddi” öğeler çerçevesinde anlamlandırma gayreti bir yerden sonra çıkmaza girmektedir. İşin içinde maddi gerekçelerin bulunması, olayın dinsel gerekçesini görmekten bizi uzaklaştırmamalıdır.

Avrupa'da yaşanan bitmek tükenmek bilmeyen “Din Savaşları”'nı da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

Aydınlanma felsefesi ve sonrasında ortaya çıkan pozitivist kafa dinleri tarihi bir olgu olmanın ötesinde görmezden gelmiş olsa da durum değişmemiştir.

Laiklik noktasında en ileri giden toplularda bile dinin ne kadar belirleyici olduğunu görmemek için kör olmak gerekir.

Din-devlet ilişkisini net bir şekilde ayıran ABD'de bile halka anlatılan ile sistemin işleyişi arasında dağ kadar büyük fark vardır. Dünyayı sömürmenin en etkili araçlarından biri olan “dolar“ın üzerindeki semboller bile bu gerçeği görmek için yeterli kanıtları sunmaktadır.

ABD'nin Evanjelist/Siyonist devlet aygıtı varlığını ve mücadelesini kendi sapkın inancı doğrultusunda yürütmektedir. Gerek Irak'a karşı saldıran Bush'un gerekse daha sonraki başkanların sıklıkla “Haçlı Seferi” ibaresini kullanmaları tam da bundan kaynaklanmaktadır.

Modern dünya olarak kendini tanımlayan Batı'nın aslında Haçlı/Siyonist birlikteliğinin makyajlı hali olduğunu görmemekte ısrar edenlere diyecek tek söz var: Yolun sonu göründü; makyaj aktı…

Bugün yaşanan süreci de farklı okumamak gerekir. Birileri dünyanın zenginliklerini kontrol etmek istiyor olabilirler. Fakat bunu yaparken dini gerekçelendirmelerden de geri durmuyorlar. Büyük İsrail ile ilgili adımları artık kimse inkâr edemez.

Ortada bu gerçeklik varken bizim kendi içimizdeki parçalanmışlığımızın ne anlamı var?

Mezhep taassubu ile hareket etmemizin ortaya çıkardığı sonuç ortada. Bizim birlik olmamız lazım. İttihad-ı İslam (İslam Birliği) şuuruna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Prof. Dr. Abdulvahap Akıncı/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Isparta'ya şehit ateşi düştü

Haber Ara