Hicri 15’inci yüzyıl sancılı başladı. 1979 yılında ve hicri 1400 yılının başında; 20 Kasım 1979'da Cüheyman el-Uteybi ve Muhammed bin Abdullah el-Kahtani, Kabe’de mehdilik adına bir kalkışma başlattılar. Yabancı güçlerin de yardımıyla baskın etkisiz hale getirildi lakin geride bir hayli maddi ve manevi hasar bıraktı. Mehdilik kalkışması mehdilik inkar cereyanına dayanak olmuştur. Muhammed Hıdır Hüseyin gibi ulema bu meseleye parmak basmıştır. Çıkış bastırılmış Mehdi meselesi ise tartışma konusu olmuştur. Karmati baskınından sonra tarihte bu cesamette ve çapta başka bir baskın olmamıştır. Kabe baskınından 40 küsur yıl sonra da el bürhe adıyla anılan ikinci aizin yani sığınmacının zuhur edeceği ve Kabe’ye sığınacağı rivayet edilmiştir. İlgili haberler beklenti ve dalgalanmaları artırdı ise de beklenen sürede gelen giden olmamıştır. Üzerinden 48 yıl geçmesini rağmen bu haber henüz gerçekleşmiş değil.
1447 senesi zorlu bir yıl olmuştur. Gazze yerle bir edildi ve onun dışında İran ile İsrail ile ABD amansız bir savaşa tutuştular. Savaş bir ateşkes ve bir barış anlaşmasıyla birlikte taçlandı. 1447 yılı bir felaket yılı oldu. Kimileri 1448 yılı için umutlu. Bu yılın, elem/acı yılından sonra emel yılı alacağını ve Hazreti Yusuf’un rüyasında olduğu gibi bereketli bir yıla tekabül edeceğini varsayıyor. Bu anlamda kimileri 1448 yılını Yusuf Suresi’nin 49’uncu ayeti kapsamında görüyor. Mealen: Sonra bunun ardından bir yıl gelecek; artık o yıl insanlar bolluğa kavuşacaklardır.
Lakin Gazzeli birisinin rüyası bu yılların ardışık yıllar olacağını öngörüyor. Belki bereketli yıl (fihi yugasu ennas) onların nihayetinde zuhur edecektir. Gökyüzünde yılların yazılı olduğu bir küme sallanmaktadır. 2026 yılına dair herhangi bir işaret bulunmamaktadır. Vasıfsız bir yıl olarak değerlendirmek mümkündür. 2027 yılının karşısında ise amu’l fena yani yok oluş ve harap yılı olarak bir ibare düşülmüştür. Bu da en azından rüyaya göre 2027 yılının daha bir çetin geçeceğini haber vermektedir.
2028 yılının karşısında ise amu’l hurub yazmaktadır. Belki de hadislerde beyan edilen Melheme-i Kübra yılı olabilir. Harpler yılı olarak taayyün etmektedir. 2029 yılı ise açlık yılı olarak taayyün etmektedir. Savaşları açlığın takip edeceği izahtan varestedir. Belki de Yusuf Suresinde bahsedilen yıl, akabinde gelen yıldır. Amun fihi yugasu’n nas yani insanların suya ve berekete kavuşacakları yıl olabilir. Yaşadığımız yılların mahiyetinde Zülkarneyn kıssası ve Yusuf kıssasından alınmış bölümleri var. Bu yıllardaki 2027 yılına tekabül eden fena yılından kasıt nedir elbette tam olarak bilemiyoruz. Ahmet Yasin’in İsrail’in zevali müjdesi olabilir mi? Acaba bahse konu İsrail’in yerle bir olması hak ile yeksan olması mıdır? Ardından da Melheme-i Kübra zuhur edebilir. Batı ile İslam dünya sırasında bir kapışma kaçınılmaz olur.
Cezayir’de yayınlanan al Şuruk gazetesi yazarlarından Sultan el Bürkani 1447 yılını elerken veya hasat ederken 1448 hicri yılının asimetrik bir yıl olabileceğinden söz ediyor. İslam dünyasının yaralarını sarmaya ihtiyacı var. Siyasi ve sosyolojik olarak tarihteki en dip noktalarından birisini yaşıyor. Yine de yeni yıldan ve yıllardan umutlarımızı kaybetmedik. Lakin kendimizi gözden geçirmeli ve muhasebe etmeliyiz. Çalışırsak umut da vardır. Ve leyse lil insani illa ma sea! İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.
Mustafa Özcan/TİMETÜRK