İran ahlaken sabıkalı bir rejim. Mısır devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mürsi, Tahran ziyareti sırasında bir konuşma yaptı. Konuşmayı ters yüz ettiler. Tanınmaz hale getirdiler. Suriye halkının mazlumiyetinden bahsederken bunu Bahreyn'e çevirdiler. Büyük bir skandal koptu. Lakin İran rejimi veya ayakları bu gibi skandallara doymuyor. Aksine skandallardan besleniyor! Hiç İstifini bozmuyor! Teflon bir rejim. Bu olaylar ispatlı ve belgeli iken birileri hala İran'ı desteklemekte ısrar ediyor! Bu olsa olsa bir hastalık belirtisi olabilir. Anlık çeviride Suriye ibaresi Bahreyn oluvermişti! İran ondan sonra da tutumunu ve davranışını hiç değiştirmedi. Dikine dikine gitti! Kısaca İran bildiğini okuyor. Söze ve sahibine zerre kadar ehemmiyet vermiyor. Bu sansürü kendilerine karşı da uyguluyorlar. Ali Hamaney ' ikilik çıkarmayın, yetkililere güvenin' dese de onlar güvenmemekte ısrar ediyorlar. Zira Ali Hameney'in kendisi de çift dilli idi. Gücünü bu özelliğinden alıyordu. Konuşmasında Abbas Arakçı Irak'a ve benzeri ülkelere gittiklerinde kahramanlar gibi karşılandıklarını lakin içeriye döndüklerinde hain muamelesi gördüklerini söylüyor. Müzakerenin kitabını yazan adamı müzakereci diye alaya alıyor ve yaftalıyorlar. Sanki Radyo Televizyon Kurumu gibi milli kurumlar kendilerini devlet ricalinin üzerinde görüyor. Abbas Arakçı bir televizyon konuşmasında Trump'ın 28 Şubat'ta gerçekleştirdiği saldırıyı sonuna kadar götürmesi halinde İran rejiminin oktan çökmüş olacağını haber veriyor. Kıl payı ile rejimin son anda yıkılmaktan kurtulduğunu söylüyor. Trump'ın ikircikliği rejimin ayakta kalmasını sağlamış. Trump altılı toplantıyı bombalaması halinde İran'ın lidersiz kalma pozisyonuyla karşı karşıya kalacağını söylüyor.
Bazen Radyo ve Televizyon Kurumu Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın ifadelerini veya konuşmalarını kesiyor ve ona istediği kıvamı veriyor. Pezeşkiyan Hamaney'in konuşmalarında ABD ile müzakerelere karşı çıktığını lakin gerçekte müzakerelerden yana bir tutum sergilediğini söylüyor. Hamaney'in ülkeyi tıkanmışlıktan ve ne savaş ne barış halinden çıkarmak için müzakerelere onay verdiğini ifade ediyor. Bu resmiyette müzakereleri reddetme anlamına gelse de gayri resmi olarak müzakerelere onay verdiği anlamına geliyor. Dolayısıyla resmi zemin üzerinden radikal söylemini sürdürebiliyor. Çok vitesli bir ülke.
Algı ile kitleleri teshir edebiliyor. Radyo ve Televizyon Kurumunu yöneten radikal kadro ise Hamaney'in gerçek tavrının bilinmesini istemiyor. Bu eğilimleriyle çekişiyor. Bu itibarla cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın bu yöndeki sözlerini sansürlüyor. Sosyal medya asrında bu tür sansürlerin etkili olmayacağı belki aksi kanaatleri besleyebileceği ifade ediliyor. Daha önce Meclis Başkanı Kalibaf'ın konuşmasını da benzeri şekilde sansürlenmişlerdi. Bu kamuoyunda rejimin kurumlarına dair güven zedelenmesine neden olacağı kaygısına yol açıyor
Sahi içeride ve dışarıda rejime destek verenler böyle ölçü tutturamayan rejimin nesine itimat ediyorlar? İran’da kim kimin üzerinde ya da kim kimin altında belli değil. Referans sistemi laçka ya da anarşisi var. Son derece keyfi bir referans sistemi ve rejim var. Uluslararası sorunlarının bir kısmı da bundan kaynaklanıyor. Cumhurbaşkanının güvende olmadığı bir sistemden kim güvende olabilir? Beni Sadr'ı elediler. Mir Hüseyin Musevi ve Mehdi Kerrubi de kızağa çekildi. Çocuklarını yiyen devrimden kime hayır gelir?
Mustafa Özcan/TİMETÜRK