$

Dolar

47,0434

Euro

53,7187

£

Sterlin

63,0486

Frank

58,2681

Gram Altın

6.225,5500

Bitcoin

3.006.060

$

Dolar

47,0434

Euro

53,7187

£

Sterlin

63,0486

Frank

58,2681

Gram Altın

6.225,5500

Bitcoin

3.006.060

Makale 11.07.2026 5 dk okuma

12. Adam ve sol zihniyet

Paylaş:

Milletine, devletine, maddi – manevi değerlerine, köklerine bu kadar “yabancı” – “muhalif” – “düşman” zihniyetin olduğu ve bunun da partilerle tescillendiği başka bir ülke daha var mıdır, çok da merak ediyorum!...

Dede Korkut’un da dediği gibi;

“Kahpe içerden olunca kapı kilit tutmaz oğul!

Halk içinde bozgunluk yapan “haindir” oğul!”

Ülkemiz değişik dönemlerde çeşitli badirelerden geçmiş, bunların ardında da; ya dönem dönem iktidardaki partiler ya yargı – ordu gibi vesayet unsurları ve onları dışarıdan besleyen mihraklar ya da bu unsurlarla birlikte hareket eden ve bir türlü iktidar olmayan / olamayan müzmin muhalif partiler olmuştur.

Geçmişten kaynaklı acı tecrübelerimiz olsa ve halen daha bunun etkilerini toplumun değişik katmanlarında görsek ve bunlarla yüzleşmek istemesek de bu zihniyetle mecburen de olsa mücadele etmek, bunları muhatap almak zorunda kalıyorsunuz. Bu zihniyeti temsil edenler, “istenmeyen ot” gibi burnunuzun dibinde bitiyor ve en değerli zamanınızı bunları ayıklamakla geçiriyorsunuz.

İnsanların “zihniyet” inin olmamasını düşünemezsiniz. Ayrıca herkes sizin gibi olmak veya düşünmek zorunda da değildir. Zaten insanoğlunu diğer canlılardan ayıran – belirgin kılan en önemli özellik; “Düşünen bir varlık” olması değil midir? Ancak düşündükleriniz – yaptıklarınız birilerine zarar veriyor ve toplum içerisinde “ayrıştırıcı” bir dil kullanıyorsanız o zaman da karşınıza “kanun silahı” çıkar ve hak ettiğinizi de alırsınız. Burada da “caydırıcılık” çok önemlidir. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu” adı altında mahkemelerle yüzleşip bir iki ay içerisinde tahliye olanların yerine farklı isimler geliyor ama bunlar ne bir türlü bitiyor ve ne de zihniyet ortadan kalkıyor.

Yıllar yıllar öncesine dönelim mi;

Hani “bir “sağ” dan, bir “sol” dan gençlerin asıldığı” ve bununla da gurur duyulduğu 1980 ihtilali sırasında yapılan zulümlerden herkes gibi Rize ve Rizeliler de payını almıştı. O günlerden bir anıyı değerli dostum – hemşehrimin ağzından dinleyelim;

“ – Polisler birer ikişer bizleri toplamaya başladı ve tam 12 kişi olduk. Polisler 12 kişiyi aldıklarını ve bizi karakola getirdiklerini anons ederken birimiz kaçtı, kaldık 11 kişi. Polisler bir taraftan bizleri karakola götürmeye ve diğer bir taraftan da “ne yapacağız ne edeceğiz!” diye kara kara düşünmeye başladılar. Rize’nin meşhur sokağı olarak bilinen “Kuyumcular Sokağı” ndan giderken simitçi de “taze simit, taze simit var!”  diye bağırıyordu. Polislerden biri “12. kişiyi buldum!” diyerek simitçiyi alıp bizimle birlikte karakola getirdi. Karakoldaki komiser bağırıp duruyor, 12. kişi (simitçi) bize ve biz de ona bakıp duruyoruz. Biz simitçiyi tanımıyoruz, simitçi de bizi tanımıyor, adam derdini anlatana kadar nezarette sabahladı ve bir ton dayak yedi, sonrasında da çıkıp gitti!...”

Bu ülke insanı o günlerden kolay kolay geçmedi; Herkesin hatıratında bir acı tecrübe veya yaşanmışlıklar var, öyle üst perdeden gazel okumak çok kolay. At izinin it izine karıştığı, bir yığın dayak ve işkencenin olduğu - kurunun yanında yaşın yandığı, simitçi misali masumların nezarete tıkıldığı ve “gözüm, kulağım!” diyene kadar bir ömrün neredeyse adına “zindan” – “tabutluk” – “hücre” veya “Medrese – i Yusufiye” denilen soğuk duvarlar arasında geçirildiği dönemlerin maddi – manevi hesabı sorulacak. Yok öyle yağma; bu hesaplar sorulmadan dünyadan göçmek yok.

Bu günlerde “Hak – hukuk – adalet”, “haksızlıklar yapılıyor!”, “AKP’nin, iktidarın yargısı” diye bas bas bağıranların ağababaları geçmişte ne masumlara kıydılar ve ne canları canansız bıraktılar, işkencelerin bin türlüsüyle muhatap oldular, bunlar unutuldu mu zannediyorsunuz. Evlat – baba – kardeş – koca yolu gözleyenlerin gözyaşları kurumadan ve onların hesabı sorulmadan bu dünyada rahata kavuşacağınızı zannediyorsanız çok beklersiniz!...

Öldürme ve öldürülmenin her türlüsüne karşı çıkmam bir tarafa yıldönümlerinde Sivas - Madımak Oteli’nde yanarak can verenleri unutmayanlar o olayın bir gün sonrasında öldürülen Erzincan - Başbağlar’daki masumlarla ilgili neden “paylaşım” yapmıyor ve hatırlamak istemiyorlar, onlar da “can” değil miydi, hele hele Alevilik kültüründe çok da büyük bir yeri olan “can” – “yoldaş” olmak sadece kelimelerde mi kalıyordu? İnsanlığınızı sevsinler sizin!...

Yarına bırakıp yanına bırakmayacak olan Allah; masumların, garip – gurebanın, mazlumların ve tüyü bitmemiş yetimlerin hakkının tek koruyucusudur, unutmamak dileğiyle!...

Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK

 

Etiketler: