SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKATÜRKİYEDÜNYAYAŞAMEKONOMİSPORFETVAİSLAMÇEVİRİSAĞLIKTEKNOLOJİFOTOVİDEO

İstanbul’un kış tarihi

30.01.2010

Yavuz Bahadıroğlu

Günlerdir kış şartlarındayız. Her yer buz. Isı günlerdir sıfırın altını gösteriyor. Tabiatıyla, “İstanbul’da böyle kış görülmedi” diyenler var... Ama İstanbul tarihinde öyle kışlar var ki, bugünlerde yaşadığımız bahar gibi kalır.


Bu tarihin “magazin” yüzüdür. Bugünkü yazımızda tarihin kışla ilgili magazin yüzüne bakacağız...
Bu çerçevede, İstanbul’da, bilinen en eski donma olayı 378 kışında gerçekleşmiş, o yıl Haliç ve Boğaz’ın bazı bölgeleri kalın bir buz tabakasıyla örtülmüştür...
401 kışında Bizans İmparatoru Arkadius zamanında Haliç ve Boğaz kısmen donmuş, İstanbul 20 gün kadar kutup şartlarında yaşamıştır... Halk, o dönemde, bunun “İlahi bir ceza” olduğunu düşünmüş, bu “ceza”dan da, İmparator III. Leon’u sorumlu tutmuştur...
“İmparator sarayının kapısının üstündeki İsa tasvirini kaldırmasaydı, başımıza bunlar gelmeyecekti” şeklinde dedikodular şehri çalkalamıştır...
739’da Boğaziçi bir kez daha buzlarla kaplanmıştır...
755’te Haliç ve Boğaz’la birlikte Karadeniz’in bir bölümü, 763 kışında ise Haliç’in ve Boğaz’ın tamamı donmuştur.
Bazı buz kitlelerinin büyüklüğü şehir sularının yüksekliğini geçince, lânetlendiklerini düşünen halk büyük bir korkuya kapılmış, günlerce evlerinden dışarı çıkmamışlar.
Daha yakınlara gelirsek: 1030 yılı kışında İstanbul Boğazı tümüyle buzullarla kaplandı. O kadar ki, Rumeli yakasından Anadolu yakasına yürüyerek geçenler oldu...
Şair Haşimî 1030 kışını şöyle tasvir eder:
“İstanbul-Üsküdar arası dondu, oldu muhkem kış,
“Yürür havf etmeyip âdem geçer her canibe buzda;
“Yol oldu Üsküdar’a Akdeniz dondu bin otuzda...”
1168 yılının 31 Ocağında Haliç donmuş, kimi maceraperest İstanbullular Balat’tan Hasköy’e yürüyerek geçmişler... Manzara öyle muhteşemdir ki, devrin meşhur şairlerinden Hevayî, kaleme sarılıp tarih düşmüştür:
“Bin yüz altmış sekizin evvel-i hamsîninde,
“Dondu derya-yi Sitanbul, hele bu hikmete bak!
“İki karışa yakın oldu kalınlığı buzun,
“Yürüdü karadan işler gibi halk Hasköy’e çâk.
“Buzdan küprü Balat’dan kurulub Hasköy’e dek,
“Karşu geçmeğe yahud olmadı muhtac-ı Burak (Karşı tarafa geçmek için Ata ihtiyaç olmadı).
“Kaldı farkolmadan âkil ile divane bu kış,
“Halk dizildi suyun üstüne misâl-i bardak.
“Ne cesaretdir o buz üstünde muallak yürüye,
“Çenesi levh-i havâle-veş öterken, tak tak...”
09 Şubat 1621’de Boğaziçi ve Haliç yine donmuş, insanlar Üsküdar’dan Galata’ya, buzlar arasında sıkışan kayıkları seyrede ede yürümüşlerdir.
Haliç’in ve İstanbul Boğazı’nın donmasını sadece Bizans halkı “ceza” olarak görmemiş, Osmanlılar da, 1740 Şubat’ında Haliç’in ve Boğaz’ın bir kısmının donmasını bayramın ilk günüyle arifenin karıştırılması neticesinde bir gün önce oruç açılmasına bağlamışlar, bu yüzden devrin padişahı Sultan I. Mahmud’u şiddetle eleştirenler bile olmuştur.
1755 yılında Haliç ve Boğaziçi’nde yine büyük bir donma olayı yaşanmıştır. Bu tarihte Haliç’in bütünü ile Boğaz’ın önemli bir bölümü donmuş, halk, Defterdar ile Sütlüce iskeleleri arasında yürümüştür...
Tarihçi Vasıf, kendi tarihinde olayı şöyle anlatıyor:
“Buz üstünden geçen geldi, bana yaz dedi tarihin,
“Deniz 68’de dondu, buzdan bendeniz geçtim!”
(“Bendeniz” kelimesindeki oyuna dikkat: “Ben, deniz geçtim”).
Neşati ise şöyle yazmış:
“Lütfen ve mana ana dedi Neşati tarih,
“Be meded, dondu bin otuzda soğuktan derya!”
1823’te Sultan II. Mahmud döneminde de kış çok soğuk geçmiş, hem deniz hem de çeşmelerdeki sular donmuştur.
Şair Seyyid Haşimî 1929 kışını, “Yol oldu Üsküdar’a, bin otuzda Akdeniz dondu!” mısralarıyla ifade etmiştir.
1878’de kış yine çok ağır geçmiş, bu yüzden Sultan II. Abdülhamid, Ruslar’la savaşan ordusuna yardım gönderememiştir.
1929 kışı da son derece ağırdır. Kayıtlara göre ağaçlarda donan kuşlar yere düşmüş, kedilere ziyafet olmuştur.
24 Şubat 1954’te İstanbul Boğazı’nın sularına bakanlar buz parçaları ve minyatür buzdağları görüp hayretler içinde kalmışlardır.
Çünkü Tuna’dan Karadeniz’e inen büyük buz blokları, Boğaz’a kadar gelmiştir...
Bu tarihte Poyrazköy-Rumeli Kavağı arasında yürüyerek karşıdan karşıya geçenler olmuştur.
Son bir not: Evliya Çelebi, Erzurum soğuğunu anlatırken, damdan dama atlayan kedilerin bile donduğundan bahseder.
Sözün özü şu ki, İstanbul’un tarihi, şiddetli kışlarla doludur. Bazen Haliç donmuş, bazen Boğaz Haliç’le birlikte yaya yolu olmuştur.
Bu arada, karla etkin mücadele eden ve bu konuda tam not alan Büyükşehir Belediye Başkanı’nın şahsında tüm ekibi kutluyorum.

VAkit






    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR