2026 yılına ABD'nin Venezuela baskını ile girdik. Kovboylar Venezuela devlet başkanı Maduro ve eşini evinden kaçırarak! ABD gemisine, oradan da ana kıtaya götürdüler.
Karayip denizinin kenarındaki bu operasyon, Karayip Korsanları filmini akıllara getirdi. Bu denizlerde korsanlık bitmiyor demek ki.
Amerika, Venezuela devlet başkanını uyuşturucu ticaretinin tepesindeki yönetici olarak görüyor ve hedefe koyuyordu. Derdi uyuşturucu olsa Meksika ve Kolombiya dururken Venezuela'ya sıra mı gelirdi.
Denizden yaptığı askeri kuşatma ve Venezuela teknelerine yaptığı saldırılarla yıldırma, sindirme ve iktidarı silahsız ele geçirme gayreti boşa çıkınca Trump, askeri operasyonun düğmesine bastı.
Operasyonda ABD, kolluk kuvvetlerinin de kullanıldığını özellikle vurgulayarak olayı uyuşturucu karteline yapılan bir baskın olarak göstermeye çalıştılar.
Ama daha 24 saat geçmeden ülkeyi biz yöneteceğiz, petrol için geldik diyerek uyuşturucunun bahane olduğunu kendileri ilan etmiş oldu.
ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Maria Elvira Salazar; bazıları bizim Venezuela'ya neden müdahale etmemiz gerektiğini anlamıyorlar, Venezuela petrol şirketlerimiz için bir bayram yeri olacak diyerek ülkesinin niyetini net şekilde ortaya koyuyordu.
Herkes Venezuela'nın kuşatma altındaki yönetiminin daha dikkatli olmasını beklerdi. Ancak bir devlet başkanının evinden bu kadar kısa sürede alınması bir ülke için çok vahim. Buna isterseniz ihanet, isterseniz zaafiyet deyin fark etmez. Karşıdaki düşmanın Panama'da, Irak'ta ve başka ülkelerde bu tür operasyonlar yaptığını biliyorsanız ona göre hazırlıklı olacaksınız.
Venezuela halkı için de böylesi bir operasyonla devlet başkanlarının kaçırılması utanç verici ve aşağılayıcı bir durum. Muhalif olsanız da bu fark etmez. Maduro'nun yakalanmasından dolayı bazı muhaliflerin sevinç gösterilerine şahit olduk. Görüntüler akıllara Saddam Hüseyin'in devrilmesi sonucu Bağdat'da heykelini deviren ve sevinç gösterileri yapan, Libya'da Kaddafi'yi tartaklayan ve öldüren halkı akıllara getirdi. Sonrası malum. Onlar da hiç heveslenmesinler devleti onlara vermezler.
Trump ne dedi? “Venezuela'yı biz yöneteceğiz”
Vahşi batı geri döndü, ya da hiç gitmedi diyebiliriz.
Daha önce işgal ettikleri ülkelere demokrasi götüreceğiz, halkı diktatörlerin elinden kurtaracağız diyen ABD sömürge imparatorluğu şimdi bu yalana da ihtiyaç duymadan doğrudan petrol için geldiklerini söylüyor.
ABD Irak'a kitle imha silahları var diye gelmişti. BM güvenlik konseyinde yalan raporlarla dünyayı buna ikna ettiler. Ancak bir kesim ise bunun bahane olduğunu asıl amacın petrol olduğunu söylese de inandıramadı. Gerçekler sonradan ortaya çıktı ancak geriye yıkılmış sömürgeleştirilmiş bir ülke kaldı.
Dünya artık onların demokrasi, adalet, hukuk kavramlarını sömürgeci kimliklerine paravan yapmasına aldanmıyor, gerçekleri görüyor. Onlar da gizlemiyor artık. Eğer iyi niyetle gelmiş olsalardı bugün demokrasi ve refahın Irak'ta, Afganistan'da, Sudan'da, Libya'da, Somali'de, Panama'da hüküm sürdüğüne şahit olurduk.
Dünya yeni bir kaos dönemine girmiştir. Güçlü olanın kendi hukukunu uyguladığı bir dönem.
Bunu üç yıl önce Rusya Ukrayna'da yaptı. Gerekçesi ise Nazi teröristlerinin Ukrayna yönetimini ele geçirdiği ve ülkesi için tehdit oluşturduğu idi. Şimdi de ABD Maduro'nun ülkesi için tehdit oluşturduğu gerekçesi ile saldırdı. Rusya, ABD'ye göre haklıymış meğer.
Hakikat şu ki güçlü devletler çevrelerinde güçlü ve müreffeh devletler istemezler. İstemekle kalmayıp onları zayıf konumda tutacak stratejileri geliştirir ve uygularlar. Bu şekilde o ülkelerin yetişmiş beyinleri, servetleri, doğal kaynakları ve ucuz işgücü sömürü için kullanılsın.
Venezuela dünyanın en büyük petrol rezervine sahip ülkesi. Bunun yanında doğal gaz, altın ve diğer kıymetli madenler açısından da zengin bir ülke. Nüfusu 23 milyon. GSMH 48 milyar dolar. Kişi başı geliri yaklaşık 1.750 dolar. İşsizlik %24. Yani altı zengin, üstü fakir bir ülke. Batılılar için tam sömürmelik.
Venezuela müdahalesinin asıl saiki ABD-ÇİN güç mücadelesi. Tabi ki taraflar bunu açık dile getirmez. Venezuela, kara delik misâli büyüyen ABD'nin ulusal borç yükünü çevirmek ve petrol hegemonyasını devam ettirmek için sömürgeleştirilirken, rakip Çin'in de enerji tedarik zincirine vurulan bir darbedir.
Çin ve Rusya karşı çıksa da yapacak bir şeyleri yok. Rusya Ukrayna'da istediğini alabilmek için ABD ile sorun yaşamak istemiyor. ABD Çin'e de mesaj göndererek merak etme sana petrol vermeye devam edeceğim, yanlış bir şey yapma diyor. ABD ve Rusya'nın bu hamlelerine karşı Çin'den de böyle bir karşı hamle bekleyebiliriz.
Eğer ABD ve Çin üstü örtülü bir şekilde bu müdahale için anlaştılarsa durum çok vahimdir. Küçük devletler için tehlike çanları çalıyor demektir. Her iki kanattan yeni müdahaleleri bekleyebiliriz.
Venezuela halkı bu işgal ve sömürüye direnebilecek mi? Ülkenin mevcut yöneticilerinin ve halkın tavrı belirleyici olacak. Manzara pek ümitvar değil. Belki bir Bolivarcı direniş ateşi yeniden canlanır mı? Belli olmaz!
Bu arada, demokrasinin beşiği! Avrupa ülkelerinden gelen açıklamalar, merkantalist kolonyalizmin ruhunu şâd edecek cinsten. Macron, Maduro için göz yaşı dökmeyeceğini söylerken, İngiltere bu işte dahlimiz yok dedi. Bu yanlışa ortak olmadık mı demek istiyor yoksa Kanada için pozisyon mu alıyor? Almanya ise ABD müdahalesinin hukuki olarak karmaşık bir durum olduğunu ifade ediyor. Kem küm. Yani Ukrayna için aslan kesilenler Venezuela için eveleyip geveliyorlar.
Kısaca zayıflar güçlülerin sofrasında paylaşılıyor. Bir sonraki gelsin. Meksika mı? Kolombiya mı? Tayvan mı?
Dr. Yüksel KELEŞ \ Timeturk