Dolar

43,9695

Euro

51,4604

Altın

7.542,86

Bist

13.346,43

İran için iki büyük kırılma

2 Saat Önce Güncellendi

2026-03-03 00:36:08

Dr. Yüksel Keleş

İran ve Şii dünyası için son otuz beş yılda iki büyük stratejik kırılma yaşandı. Bunlardan ilki İran'ın bölgede önünü açarken diğeri kolunu kanadını kırdı.

Bunlardan ilki Saddam'ın Kuveyt'i işgali ile başlayan ve Irak'ın Amerika tarafından işgali ile sonuçlanan “Körfez Savaşı”. İkincisi ise Hamas'ın başlattığı “Aksa Tufanı Operasyonu” dur.

Saddam'ın Amerika tarafından Kuveyt'i işgal etmesi için kışkırtılması sonucu başlayan süreç, Saddam'ın ve Irak'ta Sünni iktidarın sonunu getirirken İran'a yakın Şiilerin yönetime gelmesi sonucu İran'ın önünü açmıştı. Sadece Irak'ta açmakla kalmamış Irak üzerinden Suriye ve oradan da Lübnan'a uzanan Şii hilalinin kuzey cephesini aktif hale getirmişti.

Molla rejimine düşman olan Amerika'nın Irak'ta Saddam'ı devirerek İran yanlısı Şii bir yönetimi iş başına getirmesi kimi çevreler tarafından garipsense de bu hamle ile Amerika, Müslüman Sünni dünyayı İran ile dengelemek ve körfez Arap ülkelerinin koruyuculuğuna soyunmak için böyle bir strateji uygulamıştı. Böylece bölgeye askeri ve siyasi olarak uzun süreli yerleşmenin de önü açılmış oluyordu.

Çoğu kimse Amerika'nın Irak'ı işgalini başarısız ve kötü sonuçlanmış bir operasyon olarak görmektedir. Aksine son derece başarılı olmuş amacına ulaşmış bir işgaldi. Bu işgal sayesinde Amerika Ortadoğu'ya yerleşirken, birçok ülkede kalıcı üsler elde etmiş, bir yandan petrolü sömürürken diğer yandan İran tehdidi vesilesiyle Arap ülkelerine milyarlarca dolar silah satışı imkanına kavuşmuştur.

Amerika-İsrail saldırılarında öldüğü iddia edilen (doğrulanmamıştır) İran'ın eski cumhurbaşkanlarından Ahmedinejad yaptığı bir konuşmada Amerika'nın Irak ve Afganistan işgallerine yardım ettiklerini itiraf etmişti. Bugün Amerika ile iş tutmanın ne kadar yanlış olduğu görülmüş oldu.

Irak işgali sonrası önü açılan İran, hem Amerika hem de İsrail için Ortadoğu coğrafyasında çok kullanışlı bir aparat olarak senelerce iş görmüştür. Nihayet Arap ülkelerinin etkisizleştirilmesinin akabinde fişinin çekilmesi vakti bugün gelmiştir.

İran, etkisi altına aldığı Irak, Suriye, Lübnan, Yemen gibi ülkeler üzerinden Şii hilali projesi ile Sünni Arap ve İslam dünyasında bir nevi terör estirirken, kendi içinde yaşadığı çürümüşlüğü ve yozlaşmayı ülke dışı operasyonlarla bugüne kadar örtmeyi başarabilmiştir. Ancak bugün yaşananlar, İran devlet teşkilatının ne kadar zaaf içinde olduğunu ortaya koymuştur. Kendi devlet başkanını ve üst düzey isimleri koruyamayan, istihbaratı ve savunması çökmüş bir ülke.

Ne yazık ki son 30 yılda Ortadoğu coğrafyasında Arap ülkelerinin bölünme parçalanma ve etkisizleşme projesi başarıyla uygulanmış, İsrail'in önü açılmış, konumu güçlenmiştir. Öyle ki Arap ülkeleriyle İbrahim anlaşmaları yapmaya başlamıştır. Bu anlaşmaların özü, “Ey İsrail artık seni kabul ediyoruz, seninle savaşmayacağız barışıp ticaret yapacağız, ortak olacağız”dır. Bunu en güzel gösteren Arap ülkesi ise Birleşik Arap Emirlikleri'dir. Körfezde İkinci İsrail olarak nitelendirilmektedir.

İran için stratejik ikinci kırılma “Aksa Tufanı Operasyonu” dur. Gazze işgali sonrası gelişen olaylar İran Şii hilâli kavramını paramparça ederken, İran ana karasında da hayat memat mücadelesine dönüşmüştür.

Aksa tufanı, İsrail'e Lübnan Hizbullah'ını çökertme fırsatı verirken, Hizbullah'ın destekçisi Nusayri-Şii Suriye'de Esad rejiminin de sonunu getirmiştir. Yemen'de de Hûsiler üzerinde kurulan baskı ile vekil güçlerini kaybeden İran bugün gelinen noktada kendi evinde vurulmaktadır.

Amerika ve İsrail'in İran politikalarını hiçbir zaman haklı görmüyoruz. Ancak İran'ın kendi kazdığı kuyuya düştüğünü de görmek durumundayız. Vekil güçler üzerinden Arap İslam coğrafyasında oluşturduğu istikrarsızlık ve saldırganlık bugün Hiçbir Müslüman ülkenin (Kısmen Irak) desteğini alamamasının bir nedenidir. Türkiye ve Körfez ülkelerine her fırsat bulduğunda düşmanlık yapan İran, sırtını dayadığı Rusya ve Çin'den de aradığı desteği görememiştir. Yapayalnız bırakılmıştır.

Türkiye Amerika ve Batı'nın baskılarına rağmen her fırsatta İran yönetimine ve halkına desteğini sürdürmesine rağmen, Karabağ savaşında, Suriye'de ve birçok meselede Türkiye'nin karşısına hasım olarak çıkmaktan geri durmamıştır. Türkiye'yi kendine rakip olarak görmüştür. Bugün kimin kendisi için apaçık bir rakip ve düşman olduğunu anlamış olmalı. Ancak iş işten geçmiştir.

Tüm yaşananlara rağmen İran'ın bu süreci az hasarla atlatması için Türkiye ve İslam ülkeleri gerekeni yapmalıdır. İran'da yaşanacak bir iç savaş, bölünme ve parçalanma tüm çevre ve komşu ülkeleri derinden etkileyecektir.

Dr. Yüksel KELEŞ/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Öğretmen Fatmanur Çelik cinayetinin detayları ortaya çıktı

Haber Ara