Direksiyonun başına geçtiğimde ilk fark ettiğim şey sessizlik oluyor. Kia EV6 ile yola çıktığımda motor sesi yerine yolun, lastiklerin ve hatta bazen kendi düşüncelerimin sesini duyuyorum. Hele 800 volt mimarinin sunduğu hızlı şarj deneyimini yaşadığınızda, elektrikli otomobilin yalnızca farklı bir otomobil olmadığını daha iyi anlıyorsunuz.
Bu, ulaşım anlayışının değişmesi.
Ben bir elektrikli araç kullanıcısı olarak bunu artık kâğıt üzerinde değil, günlük hayatımda görüyorum. Şarj ediyorum, yola çıkıyorum, kilometrelerce ilerliyorum ve her geçen gün elektrikli otomobilin hayatımızın daha fazla parçası olması gerektiğine biraz daha inanıyorum.
Çünkü mesele yalnızca otomobil değil.
Mesele enerjiyi nasıl kullandığımız, şehirlerde nasıl hareket ettiğimiz ve gelecek nesillere nasıl bir şehir bırakacağımız.
Tam da bu noktada elektrikli araçların görünür olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun sembollerinden biri de dünyada giderek daha fazla uygulanan yeşil plaka.
Yeşil plaka, bana göre sadece farklı renkte bir plaka değildir. Sıfır emisyonlu bir aracın trafikte kolayca tanınmasını sağlayan, elektrikli mobiliteye verilen değeri gösteren bir işarettir.
Dünyanın farklı ülkelerinde bunun örneklerini görüyoruz. Birleşik Krallık'tan Polonya'ya kadar farklı tasarımlar ve farklı uygulamalar var. Bazı ülkelerde yeşil detaylar kullanılırken, bazı yerlerde daha belirgin yeşil plakalar tercih ediliyor.
Üstelik bu uygulamanın anlamı yalnızca görsel değil.
Bazı ülkelerde yeşil plakalı araçlara şehir merkezlerindeki belirli bölgelere erişim, park veya ulaşım konusunda çeşitli kolaylıklar sağlanabiliyor. Yani plaka, elektrikli araçları sadece tanımlayan değil, onları şehir hayatında teşvik eden bir sisteme dönüşebiliyor.
Bence Türkiye'nin de bu konuyu daha fazla konuşması gerekiyor.
Çünkü elektrikli otomobil artık “bir gün hayatımıza girecek” bir teknoloji değil. Hayatımıza girdi bile.
Bugün yollarda elektrikli araçlar var. Şarj istasyonları her geçen gün artıyor. Otomobil üreticileri yeni modeller çıkarıyor. Kullanıcılar elektrikli araçların sessizliğine, performansına ve düşük kullanım maliyetlerine alışıyor.
Kia EV6'nın direksiyonuna geçtiğimde bunu çok net hissediyorum.
Eskiden otomobil denildiğinde aklımıza motor sesi, egzoz ve yakıt istasyonu gelirdi. Şimdi ise batarya, şarj gücü, 800 volt mimari ve şarj istasyonları konuşuyoruz.
Bu değişim aslında sandığımızdan çok daha büyük.
Ben elektrikli araçların Türkiye'de daha görünür, daha anlaşılır ve daha fazla teşvik edilen bir ulaşım seçeneği olması gerektiğine inanıyorum. Yeşil plaka da bunun sembolik ama önemli adımlarından biri olabilir.
Çünkü bazen bir dönüşümün başlaması için sadece teknoloji yetmez.
O teknolojiyi görünür kılmak, insanlara anlatmak ve toplumun günlük hayatında karşılığını oluşturmak da gerekir.
Belki bir gün Türkiye sokaklarında yeşil plakalı araçları gördüğümüzde, “Bu farklı bir otomobil” demeyeceğiz.
“Bu, değişen ulaşımın kendisi” diyeceğiz.
Ve bana göre o gün, geleceğin geldiğini fark ettiğimiz gün olacak.
Adem Eyüpoğlu/TİMETÜRK