$

Dolar

47,3462

Euro

53,9014

£

Sterlin

62,9983

Frank

57,7957

Gram Altın

6.206,0500

Bitcoin

3.071.834

$

Dolar

47,3462

Euro

53,9014

£

Sterlin

62,9983

Frank

57,7957

Gram Altın

6.206,0500

Bitcoin

3.071.834

Makale 28.07.2026 4 dk okuma

160 kW, ÖTV ve düşük donanım duvarı

Paylaş:

Dünya artık daha uzun menzilli, daha güvenli, daha akıllı ve yazılım odaklı otomobilleri konuşuyor. Türkiye ise ne yazık ki hâlâ vergi dilimlerini.

Bu durum yalnızca fiyatları artırmıyor. Aynı zamanda Türkiye'nin ulaşabildiği teknolojiyi de sınırlandırıyor.

Benim kullandığım Kia EV6 bunun en somut örneklerinden biri.

Bir dönem Prestige Long Range ve GT-Line gibi üst donanımlı paketleriyle satılan EV6, bugün yalnızca Standard Range versiyonuyla satışta bulunuyor. Bunun temel nedeni teknolojik bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluk.

Daha büyük batarya...

Daha güçlü motor...

Daha gelişmiş güvenlik sistemleri...

Head-Up Display...

360 derece kamera...

Premium ses sistemi...

Elektrikli ve hafızalı koltuklar...

Isı pompası...

V2L teknolojis…

Bütün bu donanımlar aracın vergisiz maliyetini yükseltiyor. Sonrasında devreye ÖTV giriyor ve birkaç yüz bin liralık donanım farkı, nihai satış fiyatında milyon liraya yaklaşan farklar oluşturabiliyor.

Sonuçta Kia EV6'nın üst paketleri, fiyat olarak premium markalarla yarışan seviyelere ulaşıyor.

Peki tüketici ne yapıyor?

Üst paketi almaktan vazgeçiyor.

Daha küçük bataryaya yöneliyor.

Daha düşük donanımı tercih ediyor.

Hatta bazen elektrikli otomobilden tamamen vazgeçiyor.

Bu yüzden Türkiye'de elektrikli otomobillere ilgi azalmadı ama yüksek vergili elektrikli otomobillere olan talep düştü.

Bir başka önemli konu ise uzun yıllardır sektörün gündeminde olan 160 kW motor gücü eşiği.

Elektrikli otomobiller her geçen yıl daha verimli motorlara kavuşuyor. Bugün birçok orta sınıf aile otomobili bile 160 kW'ın üzerinde güç üretiyor. Bu güç yalnızca performans anlamına gelmiyor; daha verimli enerji yönetimi ve gelişmiş sürüş karakteri anlamına geliyor.

Buna rağmen vergi sistemindeki bu eşik, üreticileri motor gücünü sınırlamaya veya Türkiye'ye daha düşük performanslı versiyonları getirmeye yönlendiriyor.

Teknoloji ilerliyor.

Bataryalar gelişiyor.

Yazılımlar gelişiyor.

Şarj hızları artıyor.

Ama Türkiye'deki vergi sınırları yıllardır aynı mantıkla ilerliyor.

Sonuç olarak dünya yeni nesil elektrikli otomobilleri konuşurken biz hâlâ hangi motor gücünün hangi vergi dilimine girdiğini tartışıyoruz.

Bir diğer konu ise Çin menşeli elektrikli otomobillere yönelik uygulamalar.

Türkiye'nin yerli üretimini koruma hedefi elbette önemli. Ancak rekabetin tamamen sınırlandırılması uzun vadede tüketicinin aleyhine sonuçlar doğurabilir.

Bugün Skywell, MG, Voyah, Zeekr, Li Auto, Xiaomi ve XPENG gibi markalar; batarya teknolojisi, yazılım, otonom sürüş sistemleri ve donanım seviyeleri açısından dünyanın en yenilikçi üreticileri arasında yer alıyor.

Bu markaların Türkiye pazarında daha erişilebilir şekilde yer alması, yalnızca tüketiciye daha fazla seçenek sunmakla kalmaz; aynı zamanda pazardaki rekabeti artırarak tüm üreticileri daha iyi ürünler ve daha rekabetçi fiyatlar sunmaya teşvik eder.

Türkiye'nin elektrikli otomobil dönüşümünü hızlandırmak istiyorsak artık sadece satış rakamlarını konuşmamalıyız.

Vergi sistemini teknoloji dostu hâle getirmeliyiz.

160 kW motor gücü eşiği, günümüz teknolojisi dikkate alınarak yeniden değerlendirilmelidir.

Matrah ve ÖTV yapısı, daha güvenli ve daha donanımlı araçları cezalandıran bir mekanizma olmaktan çıkarılmalıdır.

Elektrikli otomobiller üzerindeki vergi yükü, ülkenin enerji dönüşümü ve sanayi hedefleriyle uyumlu şekilde gözden geçirilmelidir.

Uluslararası rekabeti etkileyen düzenlemeler de teknoloji transferini, yatırım ortamını ve tüketicinin seçeneklerini birlikte değerlendiren bütüncül bir bakışla ele alınmalıdır.

Çünkü elektrikli otomobil geleceğin değil bugünün teknolojisidir.

Biz bu teknolojiyi vergiyle yavaşlatırsak, yalnızca otomobil pazarını değil; inovasyonu, rekabeti ve dönüşümü de yavaşlatmış oluruz.

Türkiye'nin ihtiyacı daha az teknoloji değil, daha fazla teknolojiye erişimdir.

Daha az seçenek değil, daha fazla rekabettir.

Ve en önemlisi, geleceğin otomobillerini bugünün vergi anlayışıyla değerlendirmek yerine, geleceği destekleyen bir vizyonla şekillendirmektir.

Bir sonraki köşe yazımda görüşmek dileğiyle…

Adem Eyüpoğlu/TİMETÜRK

Etiketler:
Adem Eyüpoğlu
Adem Eyüpoğlu

Köşe Yazarı