Dolar

43,0228

Euro

50,4939

Altın

5.987,53

Bist

11.498,38

Mahçupyan: AK Parti'yi vuracak darbe Gülencilerden değil

Etyen Mahçupyan, OHAL kapsamında yürütülen soruşturmaların, açığa almaların AK Parti'nin sonu olacağını söyledi...

10 Yıl Önce Güncellendi

2016-09-16 15:05:24

Mahçupyan: AK Parti'yi vuracak darbe Gülencilerden değil

Karar Gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan, bugünkü "At izi ararken it izi mi buluyoruz?" başlıklı yazısında 15 Temmuz'da düzenelenen darbe girişimi soruşturmasının "cadı avına döndüğü" iddiasına konu olan kamudaki tasfiyelerle ilgili olarak, "Türkiye'yi demokrasi olmaktan çıkaracak ve AK Parti'yi vuracak olan darbe Gülencilerin değil, bu hataların sonucu olacak" dedi. Mahçupyan, 'At izi ararken it izi mi buluyoruz?' başllıklı yazısında "Eğer bu tür suistimallere izin verilirse üçüncü şahısların sebep olduğu bütün yanlışlar AKP'ye yazılacaktır ve açıkçası iktidarın buna verebileceği bir cevap da yok. Hükümet at izi arıyor ama it izlerine takılıp kalmasına çalışanlar daha başarılı gibi…" dedi

İşte Etyen Mahçupyan'ın yazısından bir bölüm:

Kamusal etkinliği olan her türlü kuruma yerleşmiş Gülencilerin ‘temizlenmesi' konusunda geniş bir fikir birliği var. Öte yandan yaşananlar iki kaygıyı öne çıkarıyor. Gülen'e dini/kültürel ihtiyaçları nedeniyle ve yapılan hizmetlere sempati duydukları için yakın olanların darbeci ‘Gülencilerden' ayrıştırılması gerekiyor. Ayrıca Gülen örgütlenmesi, hatta cemaati ile hiçbir ilişkisi olmayan kişilerin de ‘temizlik torbasına' atılmamasına dikkat edilmesi gerek.

Sonuçta Türkiye'yi demokrasi olmaktan çıkaracak ve AK Parti'yi vuracak olan darbe Gülencilerin değil bu hataların sonucu olacak. Çünkü ülkedeki rejimin niteliğini tanımlayan şey darbe girişimi değil, meşru hükümetin ona nasıl tepki verdiğidir. Bu meselede sorunlardan birinin ispiyonculuk ve kişisel kariyerizm olduğu görülüyor. ‘Gülenci' yaftası yapıştırılan insanları işlerinden etmek, hayatlarını karartmak çok kolay ve bu davranış sanıldığından çok daha yaygın olarak Türkiye'nin kurumsal kültürünün içine yerleşmiş durumda.

***

Ancak ikinci bir sorun kaynağı daha var: Hükümet, Gülencilere karşı tedbir almak uğruna bir bürokratik hizmet kategorisini tümüyle mağdur eden adımlar atabiliyor. Bunlardan biri ‘Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı' (ÖYP) uyarınca akademik hayata girmiş yaklaşık 15 bin kişinin statülerinin ‘50/d'ye dönüştürülmesi. Meselenin teknik yanı şöyle: Üniversitelerdeki akademik kadroya üç tür alım söz konusu. Birinde üniversiteler kendi kadrolarını tayin edip alımları bizzat yapıyorlar. Bu aslında ‘medeni' bir ülkede olması gereken yöntem… Ancak bizdeki kurumsal kültürü veri aldığımızda, farklı grupların üniversitelere hakim olma yolunu açabiliyor ve nitekim Gülencilerin bu yöntemi kendi lehlerine kullandıklarından şikayet edilmekteydi. İkinci alım türü YÖK'ün doğrudan üniversitelere araştırma görevlisi yerleştirmesi ki ÖYP sistemi burada işlevsel. Mülakatın olmadığı, sınav sonuçları ile diploma puanının dikkate alındığı bu sistemde kayırma imkanı kalmıyor. Üçüncü alım türü ise 50/d diye tabir edilen, sadece yüksek lisans ve doktora dönemi için geçerli olan ve üniversitelerin yetkisinde olan bir istihdam türü.

1 Eylül'de çıkan KHK ile ÖYP sistemi lağvedilmiş oldu ve o usulle işe alınmış binlerce insanın iş güvencesi elinden alındı. Oysa bu sistem özellikle yüksek lisans ve doktora programı olmayan üniversitelerin öğretim görevlisi ihtiyacını karşılamak açısından çok kıymetliydi. Çünkü akademisyen adayları söz konusu programları olan okullarda eğitilip sonra asıl iş akdi kurdukları okula dönüyorlardı. Hatta bu dönüşü
sağlama almak uğruna genç adaylara bazen yüklü senetler bile imzalatılıyordu…

***

Böylece YÖK üzerinden uygulanan ve nesnelliği garanti etmeyi hedefleyen sistem ‘FETÖ ile mücadele' uğruna uygulamadan kalkmış oldu. Yaratılan mağduriyeti küçümsemek mümkün değil… (Örnekler için Hidayet Ş. Tuksal'ın serbestiyet.com'daki yazısına bakılabilir). Ancak bunun ‘FETÖ ile mücadele' için doğru bir adım olduğu da şüpheli. Bu 15 bin kişi arasında Gülen sempatizanları da vardır, ama bunlar nesnel bir sınavla seçilmişler. Öte yandan muhtemelen büyük çoğunluğun Gülen'le hiçbir ilgisi bulunmuyor.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!!!

Rıza Karakuş
Dediğiniz gibi toplumda at izi ile it iznin birbirine karismasindan dolayı bir huzursuzluk yok vatandaş olarak gorevden almaları nokta atışı olarak görüyor daha derinlemesine inilmesi kamu vicdanını rahatlatır. toplumda adaletin bir an once tecellisinden başka bir kaygısı ve endişemiz yoktur hele seçim derdi hiç yok VATAN MEVZUBAHİS
nuh
aç tavuk kendini bugday ambarında zannediyor
Murat AKIN
Etyen Bey, en iyi en akli basinda liberal yazarlardan biridir. Ama liberal yazarlarin en buyuk hendikapi olan islam (dunyada boyledir)Etyen'inde cikmaz bir hendikapidir. Dindarlarin basarisiz olmalari ve yenilgiye ugratilmalari icin herturlu dumeni cevirir ve en acimasiz olanlari soyler ve yaparlar. Bati dunyasinda terore karsi alinan en acimasiz tedbirleri ise gormezlikten gelirler. YUh olsun bu tarafsiz gecinen tarafli. liberal gecinen koleci zihniyete. Allah sabredenlerle beraberdir.
mehmet selim polat
Etyen Mahcupyan,Musluman olmamasina Rgmen Dogrulari Yazmis,Dogruluk esastir,Bu yazidan dolayi Tebrik ederim.
mahmut
yav kardeşim sana kim mikrofon uzatıyor seni kim muatab alıyor kim senin reklamını yapıyor senin son kullanma tarihin geçti
mb07
'Türkiye'yi demokrasi olmaktan çıkaracak' Amaç zaten demokrasiden kurtulmak. Demokrasi bir toplumun içinde kaynaşamamış grupların birlikte yaşayabilmesini sağlamak için kullanışlı. Toplum kaynaşsa ve gruplar birleşse(toplu vurdukça yürekler misali) demokrasiye gerek olmaz. Ülkeyi iyi yöneten olduktan sonra ister seçimle gelsin, ister babadan oğula geçsin, zaten amaca ulaşılmış demektir.

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

Muğla merkezli DEAŞ operasyonunda 11 tutuklama

Haber Ara