Dolar

44,0680

Euro

51,2016

Altın

7.301,96

Bist

12.792,81

Tarihe ışık tutan müze: Dünyanın en büyüğü, Seka Kağıt Müzesi

Dünyanın en büyük kağıt müzesi özelliğini taşıyan Kocaeli'deki Seka Kağıt Müzesi, 1934'ten 1990'lı yıllara kadar kullanılan dev üretim makineleriyle Türkiye'nin kağıt sanayisindeki tarihi gelişimini ziyaretçilerine sunuyor. 12 bin 345 metrekarelik alanda kurulu 4 katlı ve 18 salonlu yapı, endüstriyel mirası gelecek nesillere aktarıyor. 

1 Saat Önce Güncellendi

2026-03-08 11:22:50

Tarihe ışık tutan müze: Dünyanın en büyüğü, Seka Kağıt Müzesi

Kocaeli'deki Seka Kağıt Müzesi, geçmişten günümüze kağıt sanayinin tarihsel geçmişine ışık tutuyor. Dünyanın en büyük kağıt müzesi olma özelliğini taşıyan 12 bin 345 metrekarelik alanda kurulu 4 katlı ve 18 salonlu yapı, endüstriyel mirası gelecek nesillere aktarıyor.

70 METRE UZUNLUĞUNDAKİ KAĞIT MAKİNESİ

AW657321_02

Türkiye'nin kağıt ihtiyacının önemli bir bölümünü uzun yıllar boyunca karşılayan ve binlerce kişiye istihdam sağlayan tesis, 2004 yılında faaliyetini durdurmasının ardından uygulanan endüstriyel dönüşüm projesiyle 2016'da müze olarak hizmete açıldı.
Müzenin sergi alanlarında 70 metre uzunluğundaki kağıt makinesi, tonlarca ağırlığındaki çelik silindirler, hamur sistemleri ve dönemin enerji panoları öne çıkıyor.

"BU MAKİNELER İLERİ MÜHENDİSLİK ÖRNEĞİ"

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Müzeler Şefi Hüseyin Saban, müzede sergilenen makinelerin dönemin ileri mühendislik örnekleri olduğunu belirtti. Makinelerin yaklaşık yüzde 90'ının Alman menşeli olduğunu aktaran Saban, "1934'lü yıllarda Almanya'dan trenlerle getirilen parçalar burada monte edildi. O dönemin endüstriyel üretim standartlarına göre oldukça gelişmiş bir sistem kurulmuş" dedi.

AW657321_04

"TÜRKİYE'NİN İLK KAĞIT MÜHENDİSLERİ VE USTALARI BURADA YETİŞTİ"

İlk yıllarda üretim hattında Alman mühendislerin görev yaptığını, kurulum ve ilk işletme süreçlerinin onların kontrolünde yürütüldüğünü anlatan Saban, aynı dönemde Türk gençlerinin de çıraklık ve kalfalık sistemiyle üretim hattında eğitim aldığını kaydederek, "1950'li yıllara gelindiğinde tesis tamamen Türk mühendis ve ustaların kontrolüne geçti. Yani burada yalnızca kağıt üretilmedi; aynı zamanda Türkiye'nin ilk kağıt mühendisleri ve ustaları da yetişti" diye konuştu.

TEK BAŞINA ÜRETİM HATTI: 1 NUMARALI KAĞIT MAKİNESİ

AW657321_01

Fabrikanın en eski üretim hattını oluşturan "1 numaralı kağıt makinesi" hakkında teknik bilgiler veren Saban, J.M. Voith firmasına ait 1934 yapımı makinenin 70 metre uzunluğunda ve 2,65 metre eninde olduğunu dile getirdi. Saban, makinenin tek başına komple bir üretim hattı gibi çalıştığını belirterek, şöyle konuştu:
"Sistem; oluşum bölümü, pres sistemi, 48 kurutma silindiri ve perdah kalenderden oluşuyor. Tüm üniteler mekanik olarak senkronize çalışacak şekilde tasarlanmış. Hamur ilk olarak tel bölümünde ince bir tabaka halinde yayılıyor. Vakum sistemiyle suyun büyük kısmı burada uzaklaştırılıyor. Ardından pres bölümünde mekanik basınç uygulanarak nem oranı düşürülüyor. Daha sonra 48 silindirli kurutma grubuna giriyor. Silindirler kademeli ısı transferi sağlayarak kağıdın kontrollü şekilde kurumasını sağlıyor. Son aşamada kalender bölümünde yüzey düzgünlüğü ve kalınlık standardı sağlanarak bobin haline getiriliyor."

AW657321_03

HAMUR HAZIRLAMADA FİZİKSEL PARÇALAMA SÜRECİ

Hamur hattındaki makinelerin üretim kalitesi açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Saban, "Schleifer makinesi"nin tomrukları yüksek mukavemetli taş sistemiyle mekanik olarak liflerine ayırdığını, bunun tamamen fiziksel bir parçalama süreci olduğunu anlattı.
Liflerin daha sonra teksif makinelerinde elenerek yabancı maddelerden arındırıldığını ifade eden Saban, "Refiner'lar lifleri saçaklandırarak yüzey alanını artırıyor. Liflerin birbirine tutunma kapasitesi bu aşamada yükseliyor. Bu da doğrudan kağıdın mukavemet değerini etkiliyor. Yani dayanıklılık burada belirleniyor. Politiks çoklu karıştırıcı sistemdir. Hamurun homojenliği, yoğunluğu ve katkı maddelerinin dağılımı bu aşamada kontrol edilir. Üretimde kalite standardının korunması için kritik bir ünitedir" şeklinde konuştu.
Saban, enerji altyapısının da mekanik üretim sistemine entegre planlandığını bildirerek, sözlerini şöyle tamamladı:
"1934'lü yıllara ait Siemens marka elektrik panosu hala sergileniyor. Alternatörle üretilen enerji bu pano üzerinden dağıtılıyordu. Güç santrali sistemi, beş ayrı üretim hattına enerji sağlayacak şekilde tasarlanmıştı. Schleifer'den başlayan süreç, teksif, refiner ve hamur depoları üzerinden 1 numaralı kağıt makinesine ulaşıyordu. Tüm makineler entegre bir sistem olarak çalışarak üretimi tamamlıyordu. Bu yapı, döneminin tam anlamıyla endüstriyel mühendislik örneğidir."

AW657321_09

Kaynak: İHA

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Haber Ara