DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Türköne: İslâmcı ajan-provokatörler

Mümtazer Türköne, Ali Bulaç ile beraber başlayan İslamcılık üzerinden devlet eleştirisine devam ediyor...

10.07.2015 06:11:29

Zaman Gazetesi yazarı Mümtazer Türköne, bugünkü "İslâmcı ajan-provokatörler" başlıklı yazısında Ali Bulaç'ın başlattığı İslamcılık tartışmasını devlet ajanlığına götürerek devam ettirdi. Ajan hikâyeleri, Soğuk Savaş yıllarının en çok ilgi gören geyik muhabbetiydi, ifadesine yer veren Türköne, "AK Parti İslâmcılığı, meğer devletle geçmişte kirli ilişkileri olan çok özgün bir örgütlenme türü ile bağlantılı imiş. Tarlalar sürülmüş, senelerce hasat alınmış ve bazı kişilerin önü açılmış. İslâmcı diye bildiğimiz kişilerden duyup da inanmakta güçlük çektiğimiz “devlete nasıl karşı çıkarsınız?” lafının sebebi artık anlaşılmış olmalı. 17/25 Aralık soruşturmaları patladığı anda Yalçın Akdoğan'dan işittiğimiz “Millî Ordu'ya kumpas kuruldu” keşfiyatını, ancak uzun bir geçmişi olan o kirli ilişkilerin tecrübesinden damıtarak açıklayabilirsiniz," dedi.

İşte Mümtazer Türköne'nin yazısından bir bölüm:

İslâmcılık tartışmasına bıçak gibi saplanan “MİT ajanlığı” boyutu, basit bir entrika-komplo hikâyesi değil. Ali Bulaç'ın ifşaatında bugünlere ışık tutacak çok esaslı ayrıntılar var. Her şeyden önce bir İslâmcıya önerilen ajanlık görevi, İslâmcıları veya İslâmcı örgütleri değil Risale-i Nur Hareketi'ni hedef alıyor. Ali Bulaç kendisine İslâmcılar hakkında değil Nurcular hakkında bilgi toplamak üzere ajanlık önerildiğini özellikle vurguluyor. Bugünün Hizmet Hareketi gibi, dünün Risale-i Nur Hareketi de kanun dairesi dışına çıkmayan, barışçı ve Bediüzzaman'ın ifadesi ile “müspet” bir hareketti. Devletin o dönemki sahiplerinin, özenle siyaset dışında kalmaya çalışan bu harekete husumetlerinin sebebi acaba ne idi? Neden laikliğe alenen savaş açan, “şeriat esaslarına dayalı bir devlet nizamı” peşinde koşan İslâmcılar değil? Bu soruya verilecek cevap bugünün “paralel paranoyası”nı da açıklıyor. İktidar ve güç sahipleri her dönemde kolaylıkla nüfûz edip yönlendirdikleri siyasal akımlardan değil, topluma yayılmış ve güven alanı oluşturmuş sivil hareketlerden korkuyor.

Ajan hikâyeleri, Soğuk Savaş yıllarının en çok ilgi gören geyik muhabbetiydi. Bir ülkenin kaderini toplumsal dinamiklere değil de siyasal entrikalara, kişisel ihtiraslara bağladığınız zaman hemen ajan mavraları imdadınıza yetişirdi. İstihbarat örgütleri, masonik gizli kardeşlik locaları, ajan-provokatörler katar katar trenleri yerinden uçurup ters istikamete doğru raya yerleştirebilir ve birbirleri ile çarpıştırabilirdi. Komplolarla her şeyin açıklandığı bir tür düşünce tembelliği bu hikayelerin cazibesi ile yerleşti. Sovyetler dağıldıktan sonra bu efsaneler anlatım kolaylığı sağladığı ve ilgi çektiği için sadece popüler televizyon dizilerinde yaşamaya devam etti; bir de bugünün İslâmcılık tartışmasında.

Veysel Ayhan'ın önceki gün gazetemizde yer alan MİT analizi birçok balonu tek bir dokunuşta patlatıyor. Devletin koskoca istihbarat birimi, Deli Petro'nun nam salan özel teşkilatı gibi sadece tek bir kişiye hizmet ediyor. Ölçümüz çok basit. Veysel Ayhan'ın sıraladığı ses ve görüntü kayıtları ya MİT tarafından servis edildi, ya da bu teşkilat içerde yapılan bu operasyonları deşifre edemeyecek kadar beceriksiz. Her iki durumda da bu teşkilatın ülkeye faydası değil zararı var demektir. Bu teşkilatı kapatsak ülkenin güvenliğinde herhangi bir gedik açılır mı? Yoksa devletinize ve hukukunuza daha fazla mı güvenirsiniz? Belli ki bu teşkilat, gizlilik zırhının koruması altında kişisel çıkar ve hesapların görüldüğü bir panayıra dönüşmüş. Delili işte tartıştığımız bu hikâyenin içinde duruyor.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!!!

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

M.N.A

seden daha büyük ajan provokatör dünyada yok

metehan kansua

Kendisi İsrail ve Amerikaya ajanlık yapan bir gazetenin yazarı. Aynada saldırdığı kendi görüntüsüdür.

lol

Bu camele bi bedua edecem simdi kendi cocuklarini kendi elleriyle gomsun diye....neyse buyukluk bizde kalsinn.

Ali Şahin

GÖRÜNEN O Kİ; İSLAMCILIK ÜZERİNDEN PARALEL YAPI TEMİZE ÇIKARILMAK İSTENMEKTEDİR. GERÇEK ŞU Kİ; PARALEL YAPI HER ŞEYDEN ÖNCE TEORİK VE PRATİK BOYUTUYLA İSLAMA KADETMİŞ BİR İHANET HAREKETİDİR. BAŞKA DEĞİL! iSLAMCILIK TARTIŞMALARI BU GERÇEĞİ ÖRTEMEZ.

murad

Senin gibi birinin yeri ve meselesi saman gazetesi ve okuyucularidir. Stresiniz ve bocalamaniz bol olsun.

SEDAT ŞAVLIK

SENDEN ALA PROVOKATÖR OLUR?

ferdi

Kendisi devlet ajanı olan çatlının en yakın arkadaşı ve dostu belki de kendisi de ajandır. Ajan olduğu için başkalarını ajan olarak suçlamaktadır. Tıpkı Mahir Kaynak gibi. kendisi ajan olduğu halde solculara aramızda ajan vardır. dediği gibi.

Osman Fırat

Nur/hizmet hareketi piru pak mı..Başı S.Nursi bizzat istihbaratçı değil miAli Bulaç'ın söylediklerine ne kadar güvenebilirsiniz. O Risaleleri tavsiye edince risalelerde ki şu, şu saçmalıklara ne dersin diye mesaj attım ve ee...bir bakmak lazım dedi..Önceden bakılmayan bir şey nasıl başkalarına tavsiye edilir...Siz de hala hezimeti övüyor ve tutuyorsanız Ali Bulaç gibi mutlaka göbeğinizin bi yerinden onlara bir takıntınız var demektir...

Murat AKIN

Mumtazer sor o zaman biat ettigin hocana devleti ele gecirmeyi niye bu kadar cok istediniz? Yine sor hocana siz muslumanligin nereseinde duruyorsunuz? Butun bu santaj-montaj, soru ve himmet hirsizligi, ummet dusmanligi, israil-Amerikan ajanligi neyin nesi? Neden hic aynaya bakmiyorsun? milletvekili olamayinca dusman kesildin? niye? Butun bu yazilarin, suslu cumlelerin ne anlam ifade ediyor nede kimsenin umurunda? Sadece sen ve yakin arkadasin cirpindikca icinde bulundugunuz lagim kuyusunun kokusunu etrafa yayiyorsunuz.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş