Dolar

44,5811

Euro

51,4630

Altın

6.704,43

Bist

12.936,35

Siyasi intihar 2

16 Yıl Önce Güncellendi

2011-07-05 07:38:53

Siyasi intihar 2

Çanakkale savaşının destansı ismi Seyyid onbaşının kimi rivayetlere göre 275 kg ağırlığındaki top mermisini “Ya Allah” diyerek bir tek hamlede kaldırmasını sağlayan haleti ruhiye üzerinde o sırada boğazı geçmek üzere olan İngiliz donanmasının etkisi olduğu muhakkak. Zira donanmanın boğazı geçmesi durumunda nelerin olabileceğini; kadınların iffetlerinin kirletileceği, masum bebelerin kundaklarında katledileceği, köşe başlarında işgalci askerlerin fink atacağı vs. vs. düşman askerinin Müslüman toprağına ayak basması durumunda işleyecekleri cümle şenaatler adeta bir film şeridi gibi seyyid onbaşının gözünün önünden geçmiş, kan beynine sıçramış ve beşer azminin fevkinde bir azimle onca ağırlıktaki top mermisini kaldırabilmiştir.
Yakın tarihimizde yaşadıklarımız, bizlere işgalci devletlerin huyunu, suyunu, ciğerini ve aklından geçirdiklerini öngörmemize imkan verecek yeterli ölçüde deneyimler sunmuştur. İstiklal şairimiz M. Akif Ersoy’un “Maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz/Medeniyet dediğin kahpe, hakikat yüzsüz” dizeleri ile betimlediği batı şu ya da bu şekilde “tek dişi kalmış canavar” yüzünü bizlere her daim göstermiş ve göstermeye devam etmektedir. Buna rağmen uluslar arası güçler, BM, NATO ve uluslar arası kamuoyu gibi batının sömürge planlarını kamufle etmek için icad ettiği sağır sultana dahi malum olmuş bu kuruluşlardan medet ummak açıkça siyasal anlamda intihar anlamına gelmektedir.

Siyasal anlamda intiharın yaşandığı meselelerden biri yarım yüzyılı aşkın bir dönemdir İslam dünyasının gündeminden hiç düşmeyen, daima sıcaklığını koruyan “Filistin sorunu”dur. Esasında İslami bir mesele; “gasp edilmiş Müslüman toprağı” sorunu olan “Filistin sorunu” psikolojik savaş yöntemleri, kamuoyu icad etme teknikleri, politik kavramsallaştırmalar, siyasi angajmanlar ve diplomatik ayak oyunları ile İslam dünyasının bütününün meselesi olmaktan çıkarılarak salt Arapların meselesi olmaya, ardından daha dar bir alana sıkıştırılarak Filistin sorunu olmaya, daha sonra Hamas ve Fetih anlaşmazlığı sorununa, 48 mi 67 sınırları mı meselesine Kudüs’ün statüsü, yeni yerleşim alanlarının açılması, duvar, ambargo vb, meseleyi gerçek bağlamından; gasp edilmiş Müslüman toprağı sorunu olmaktan kopartan meselelere evirilmiştir. Türkiye kamuoyu özelinde düşündüğümüzde ise Filistin meselesi artık sadece insani yardım meselesine indirgenmiştir.
Böylece önemli bir Müslüman coğrafyasının canına siyasal anlamda kıyılmıştır. Zira bütün bu süreçte ilgili bütün taraflar daha başından beri mahza İslami bir meseleyi kendi ekseninden kopararak “Ortadoğu barışı”, “Filistin sorunu”,” Ambargo”, “Duvar” vs. meseleyi Amerika’nın istediği eksene oturtacak çekim gücü olan kavramsallaştırmalarla ele alma yanılgısı içine düşmüşlerdir.
Bu evirilme süreçlerinde Filistinli guruplar batının önerdiği ve İslam’ın toprağına ihanet sayılabilecek politikalarından birini beğenme hatta şiddetle talep etme noktasına gelmişlerdir. Gelinen noktada artık ilk kıblemiz Mescid-i Aksa topraklarının gasp edilmiş bir Müslüman toprağı olduğu meselesi Müslümanların zihninde bitirilmiş bir meseledir. Nitekim Müslüman komu oyumuz Filistin topraklarının üç büyük dinin ortak kutsalı olduğu, dolayısıyla burada sadece Müslümanların hak iddia edemeyeceğini düşünme noktasına gelmişlerdir. Siyonist İsrail devletine karşı en katı tutumları ile duran Hamas ve diğer Filistinli guruplar bile 67 sınırlarına çekilmesini öngören BM kararını uygulaması karşılığında İsrail devletinin varlığını tanıyacaklarını şimdiden deklere etmeye başladılar bile!
Siyasi intihara bir başka örnek Ortadoğu ayaklanmalarının en kanlı şekilde bastırıldığı sahnelerden birisi olan Libya’da geçici meclisin eli kanlı katil Kaddafi mezaliminden kurtulmak için batılı ülkelerle flört etmesidir. Libya Geçici Meclis Başkanı Mustafa Abdulcelil ve beraberindeki heyet batılı başkentleri tek tek gezerek yıllardır enselerinde boza pişiren Kaddafi’yi ayakta tutan gerçek katillerinden medet ummaktadır. Tetikçiden kurtulmak için azmettiriciye yanaşan bir insanın durumu gibi Libya devrimini böylesine basiretsiz ve halkını açıkça siyasi intiharın eşiğine getiren bir muhalefetle sömürgeci batılı devletler neden çalışmasın?!

Ülkelerindeki kuklalardan kurtulmak için öteden beri o kuklaları oynatan çubukları tutan elleri sıkmak için acele eden bu aymazlık devrimleri deviriyor!!!

Şayet batılılar istese bugün Kaddafi’yi deviremezler mi? Lakin onlar çaresiz Libya halkının en azından batılı ülkelerin desteğini almadan devrim yapamayacakları noktasında ümitlerin tükenme anını yaşayana kadar belirsizliğin devam etmesini isteyeceklerdir.

Libya halkının geleceği üzerinde tarihi bir rol üstlenmiş olan geçici meclis başkan ve üyeleri halklarını demir yumrukla yönetmiş olan Kaddafi’nin rolüne öykünür hale geldikten sonra batılılar açısından değişimin vakti gelmiş demektir. Hemde yüzleri halklarının nazarında eskimiş kuklalarını yeni “temiz/0 km” yüzlerle/kuklalarla değiştirebilecekleri bir değişim. Böylesi değişim düşman başına!!

Bir başka siyasal intihar örneği çok sıcak gündem olan Suriye konusunda yaşanmaktadır. Sosyalist niteliğinden dolayı yıllardır kendilerine zulmeden baas rejimini Kominist Rusya’nın desteklediğini çarçabuk unutarak Moskova’da ve kimi Avrupa başkentlerinde destek arayışlarında bulunan “Suriye muhalefeti” açıkça Suriye halkını siyasal anlamda intiharın eşiğine sürüklemektedir.

30 Haziran tarihli İngiliz Guardian gazetesinin bir haberine göre Amerika Beşşar Esad’ın liderliğinde yönetimi kontrollü bir şekilde muhaliflere devretmeyi öngören bir yol haritası ortaya koydu. Bu hafta başında, insanların üzerinden tankların geçtiği Suriye’de muhaliflerin Şam’ın göbeğinde toplantı yapabilmiş olmaları muhaliflerin de bu yol haritası üzerinde anlaştıkları anlamına gelmektedir. Nitekim Obama 19 Mayıs tarihinde Ortadoğu’ya seslendiği konuşmasında “hangi guruptan olursa olsun demokrasiye inanmış herkesle masaya oturabileceklerini” söylemişti.

Anlaşılan o ki ABD yönetimi “demokrasiye” inanmış birilerini Suriye’de toparlamaya çalışıyor. Amerika bu kişilerin, Ortadoğu politikaları açısından stratejik öneme haiz Suriye idaresini devralabilecek “rüşde” eriştiklerine kanaat getirdiğinde Beşşar’a git diyecektir.

Yüzyılın ardından halkının, boynuna geçirilen ilmikten kurtulmak için eline geçirdiği fırsatı/devrimleri akamete uğratan basiretsiz ve aymaz liderler halklarının boynuna yeni belki de daha kallavi ilmikler geçirmekte, celladının kapısını derdine deva olacağı umuduyla çalarak gerçekte halklarını idam sehpasına taşımaktadırlar.

Sonuç olarak hayatta en basitinden en can yakıcı sorunlarına kadar bizleri her türlü sapma ve aldanma ihtimalinden koruyucu kodları barındıran vahyin yol haritası eşliğinde hadiseleri okumadığımız, coğrafyamızın imkanlarını vahyin inşa ettiği akılla değerlendirmediğimiz kısaca aklımızı/vahyi bedenimize/coğrafyamıza devşirmediğimiz sürece İslam ümmeti için yeni yeni siyasi intiharlar kaçınılmaz olacaktır. Rabbimizin şu sözleri gerçekten akledenler için ne kadar derin mesajlar yüklüdür:

“Ey iman edenler, kendinizden olmayanı sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışırlar, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. (Size olan)öfkeleri (ve düşmanlıkları) ağızlarından taşmaktadır, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz.” (Ali-İmran: 3/118)

“Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılan, zekat veren rükua varan müminlerdir.” (Maide: 5/55)


Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

İran'dan İsrail Ben Gurion Havalimanı'na saldırı

Haber Ara