Dolar

44,5811

Euro

51,4630

Altın

6.704,43

Bist

12.936,35

Rasulullah (s.a.v.)’e hakaretlerin sebebi ne?

15 Yıl Önce Güncellendi

2012-09-24 09:20:52

Rasulullah (s.a.v.)’e hakaretlerin sebebi ne?
İslam dünyası Allah Rasulü (s.a.v.)’e hakaret içeren Amerikan yapımı bir filme gösterdiği tepki ile çalkalanıyor. Öteden beri İslam’ın kutsallarına saldırmayı “ifade özgürlüğü” bağlamında meşrulaştırmış olan batılı muhayyile azığını almış bugünlerde daha ısrarcı ve sistematik bir biçimde İslam’a ve Müslümanlara karşı bu saldırılarını yöneltmektedir.

Tabiî ki bunun bir sebebi var. Tıpkı Mekke’de Allah Rasulü (s.a.v.)’in çağrısının güç kazanması nasıl muhataplarının; o gün ki statükonun koruyucu erki olan Mekke oligarşisinin doğrudan peygamberimize hakaretler içeren saldırgan tavırlar takınmalarına neden olduysa bugün de İslam ümmetinin uyanışı, ayaklanmaları küresel sistemin koruyucu devletlerinin İslam’ın kutsallarına saldırgan tavırlar içine girmelerine neden olmaktadır.

‎İsrail Dış İşleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon’un geçenlerde verdiği şu demeç bunun en çarpıcı kanıtı olmuştur. “Arap ülkeleri bölgedeki siyasi dengeleri Birinci Dünya Savaşı öncesinin koşullarına döndürecek kritik süreçlerden geçmektedir” Ayalon’un bu islam coğrafyasının kalbine yerleştirilen ve erken uyarı sistemi gibi tüm politikalarını güvenlik üzerine şekillendiren uydu bir devletin kendisini icad eden batılı devletlere verdiği kritik bir mesaj niteliği taşımaktadır.

Ayalon’un Birinci Dünya Savaşı öncesine vurgu yapması son derece önemlidir. Zira savaş öncesinde bölgede İsrail diye bir devlet yoktu. Abdulhamid gibi İslam toprağında cerrahi bir operasyon yapılmasını bedeninin paramparça edilmesinden daha feci bir durum olarak gören, Müslümanların bir Halifesi vardı. Bu, özellikle Suriye devrimi ile birlikte bölgenin siyasal dengelerinin yüzyıl öncesine döneceğine dair uluslar arası sistemin de paylaştığı endişelere tercüman olmuş bir ifadedir.

İşte batıyı İslam’a ve onun peygamberine karşı küstahlaştıran, hakaretamiz tavırlar içine sürükleyen İslam ümmetinin yeniden tarih sahnesine çıkma emareleri gösterdiği asil ayaklanmaların batılı politika yapımcılarında oluşturduğu korku ve panik halidir.
Arap devrimleri içinde Suriye’nin bu kadar uzaması, diğerlerinden daha kanlı olması, tüm dünyanın diplomatik maskaralıklarla şimdilik sadık kölesi Beşşar’a zaman kazandırmaya çalışması Suriye’de halkın sadece diktatörün yerine yeni bir yüzün geleceği bir değişimi değil, Birinci Dünya Savaşı öncesi koşullarına dönmeyi içeren köklü bir değişimi talep ediyor olmasından kaynaklanmaktadır. İşte Suriye Müslümanlarının 19 aydır verdiği mücadele ümmet adına, ümmetin tarih sahnesine çıkış mücadelesidir.

Beşşar’ın devrilmesinin ardından bölgenin Birinci Dünya Savaşı öncesi koşullarına döneceğini İsrailli bir yetkilinin ağzından işittikten sonra artık “direniş hattı” safsatası çökmüştür. Her seferinde “İsrail haritadan silinmeli” salvoları atan İran’ın otuz yıldır yapamadığını Suriyeli devrimciler yapmıştır. İşte önce Amerika’da ardından bazı Avrupa ülkelerinde İslam’ın Peygamberini tezyif ve hakaret kampanyalarının sistematik bir hal almasının nedeni bu hazımsızlıktır.

İşte o vakit İslam’ın kutsallarına hakaret asla karşılıksız kalmayacaktır. Zira Osmanlı Halifesi Abdulhamid döneminde de benzer bir durum yaşanmıştı. İngiltere’de Peygamberimize hakaret içeren bir oyunun sahnelenmesi teşebbüsü karşısında Sultan Abdülhamid Hân İngiltere’ye gönderdiği ültimatomda açıkça; “Eğer bu oyuna derhâl son vermezseniz, Halîfe-i müslimîn olarak; ‘İngilizler Peygamber’imizi tezyîf ediyorlar!’ diye âlem-i İslâm’a beyannâme neşreder, derhâl Cihâd-ı ekber îlân ederim!...” diyerek küffara unutamayacağı bir ders vermiştir.

“Allah'ı ve Peygamberini incitenlere, Allah, dünyada da ahirette de lanet eder; onlar için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.” (Ahzap, 57)

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

İran'dan İsrail Ben Gurion Havalimanı'na saldırı

Haber Ara