Dolar

44,5811

Euro

51,4630

Altın

6.704,43

Bist

12.936,35

Mali’den Cezayir’e nüfuz geçiş manevraları

14 Yıl Önce Güncellendi

2013-01-19 16:14:01

Mali’den Cezayir’e nüfuz geçiş manevraları
XIX. yüzyılın kadim sömürgeci devleti Fransa eski sömürgelerine geri dönüyor. Afrika kıtasında en önemli nüfuz alanlarından biri olan Mali’de aylar önce gerçekleşen bir darbe bu kıtada eski ve yeni sömürgeci devlet Fransa ve ABD arasında gizliden gizliye bir mevzi savaşının işaretlerini veriyordu.

22.03.2012 tarihinde Devlet Başkanı Amadou (Ahmedo) Toure’ye karşı Yüzbaşı Amadou Sanogo liderliğinde gerçekleştirilen askerî darbe Fransa’nın nüfuz alanı olan Mali’yi ABD’nin nüfuz alanına çeviriyordu. ABD tüm zamanların geçerli retoriği olan “terörle mücadele” adı altında bu ülkeyle yaptığı anlaşmalar çerçevesinde Mali ordusuna özel eğitim vermiş, bu eğitim süreçlerinde ordunun hiyerarşisine nüfuz etmeyi başarmış ve bunu sonunda bir darbeyle taçlandırmıştı.

Darbenin hemen ardından ABD yetkililerinin sorunun şiddetle değil diyalogla çözülmesi gerektiğine işaret eden, Fransa yetkililerinin ise darbeyi kınayan ve derhal seçimlerin yapılması ve yönetimin sivillere teslim edilmesini talep eden demeçlerindeki zıtlıklar da bunu teyit etmekteydi.

Uzunca bir zamandır ABD Çin işbirliği Afrika’da her geçen gün bu ülkelerin ekonomik etki alanlarını genişletirken Avrupa’nın kadim sömürgeci devletlerinin ekonomik gelirlerinin daralmasına ve bu kıtadaki etki alanlarının kaybolmasına neden olmaktaydı. Afrika kıtasındaki tüm nüfuzunu süreç içinde kaybedeceğini düşünen Fransa şimdi Mali’de kaybettiği nüfuzunu geri kazanmak için bu ülkeye askeri operasyon düzenlemektedir.

Fransa'nın Mali'ye müdahalesine ilişkin Türkiye'nin tutumunu açıklayan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “tek taraflı harekatları tercih etmediklerini” ifade ederek Türkiye’nin tepkisinin bu saldırıyı tek başına yapan Fransa’ya yönelik olduğunu ortaya koymuş oldu. Anlaşılan Türk dışişleri için saldırının kendisi değil uluslar arası koalisyon tarafından yapılmamış olması tepkiyi gerektiren bir durumdu. Ayrıca Bakanlık Sözcüsü Selçuk Ünal, Türkiye'nin her zaman diyalog ve diplomasiden yana olduğunu ifade etmesi de Mali’de geçen Mart ayında askeri darbe sonrası süreci lehine çeviren ABD ile Fransa arasındaki nüfuz savaşında nerede durduğuna ilişkin açık bir beyan niteliğindeydi.

ABD Mali’de darbeci hükümetle ilişkilerini sürdürmenin yanında Fransız askeri operasyonuna düşük yoğunluklu destek verirken Fransa’nın askeri operasyon için gerekçe olarak gösterdiği “Ensâr’üş-Şeria” gibi grupların Cezayir’e uzanan köklerinin olduğu meselesini öne çıkartarak Mali’den daha çok Cezayir’le ilgilenmektedir. Kriz alanını genişleterek Afrika’nın doğalgaz ve madenleri ile zengin ülkesi olan Cezayir’i de nüfuz alanı içine almak için çabalamaktadır.
Mali’den daha çok dikkatleri Cezayir üzerine çeken Amerika her zamanki gibi terörle mücadele retoriğinin arkasına sığınarak Güney Asya’da etki alanını genişlettiği bir Pakistan icad etmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Afganistan’daki, sözde terörü destekleyen grupların bulunduğu bahanesiyle nükleer güce ve stratejik üstünlüklere sahip Müslüman ülkesi Pakistan’ı kendi mihverine bağladığı gibi Cezayir’den de Afrika’daki etki alanını genişleteceği bir mihver ülke ihdas etme eğilimindedir. Bundan dolayı Mali’de Fransa’nın askeri operasyonu ile başlayan gerilim şimdi Cezayir’e sıçramıştır.

Ortadoğu’da uzun vadede kendisi için bir gelecek öngöremeyen batının şimdi Afrika’ya yönelmekte olduğu anlaşılıyor. Yine bilindik argüman..tüm zamanların geçerli retoriği “terörle mücadele” Afrika’yı eski ve kadim sömürgeci devletler arasında satranç oyununun alanı haline getiriyor.

Osmanlı hilafeti tarih sahnesinden çekilmeden önce Osmanlıya bağlı bir vilayet iken kara sularını kullanmak isteyen Amerika’dan vergi alan Cezayir şimdi aç kurtların avına üşüştükleri gibi batılı emperyalist devletlerin her türlü şenaatlerini korkusuzca işledikleri dramatik bir sahneye dönüşmüştür.

Tarih Amerika’nın, 11. 10. 1793 yılında 11 Amerikan gemisinin Cezayir kara sularından izinsiz geçtiği bir sırada Osmanlı deniz kuvvetlerinin esir aldığı Amerikan esirlerin serbest bırakılması karşılığında 642 bin lira altını derhal ödediğini kaydetmektedir. Bu olayın ardından Amerika, kurucu başkanı George Washington adına Cezayir Valisi Hasan Paşa ile 05.09.1795 tarihinde, Amerikan gemilerinin Cezayir vilayetinin sularından geçmesi karşılığında yıllık 12 bin altın lira ödemek zorunda kalmıştır.
"De ki: “Ey mülk ve hakimiyet sahibi Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden onu çeker alırsın. Dilediğini aziz, dilediğini zelil kılarsın. Her türlü hayır yalnız Senin elindedir. Sen elbette her şeye kadirsin." (Ali İmran, 3/26)

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

İran'dan İsrail Ben Gurion Havalimanı'na saldırı

Haber Ara