Dolar

44,5811

Euro

51,4630

Altın

6.704,43

Bist

12.936,35

Liderlik

16 Yıl Önce Güncellendi

2011-06-07 12:39:30

Liderlik
Yönetim biliminde liderlik ikiye ayrılmaktadır:
• Dönüştürücü liderlik
• Yönetsel liderlik.

Dönüştürücü liderlik:

Dönüştürücü liderler eski olanı yenisi ile değiştirirler. Hayatı alışılmış algılama kalıplarının dışında bambaşka biçimde yorumlar; yeni normlar, yaşam standartları, davranış ve ilişki biçimleri geliştirirler. Kısaca toplumun varlık -insan, hayat ve evren- hakkında temel düşünüşünü ve buna bağlı olarak davranış, eğilim ve ilişki biçimlerini kökten değiştirir, eski paradigmanın yerine yenisini ikame ederler.

Dönüştürücü liderler ortaya koydukları bu yeni paradigmayı topluma ulaştırmanın yollarını ararlar. Toplumlar da bu yeni paradigmayı ilk başta tanımaya ardından anlamaya ve sonrasında onunla hayatlarını anlamlandırma ve ondan beslenerek yeni bir forma girme eğilimi gösterirler.

Yönetsel liderlik:

Yönetsel liderler dönüştürücü bir liderin ortaya koyduğu vizyon ve yol haritası çerçevesinde yaşamayı tercih ederler. Statükonun korunması, egemen paradigmanın sorgulanmaması, var olan konjektürün köklü değişikliklere uğratılmadan devam etmesi, alışılmış davranış biçimleri ve toplumsal ilişki biçimlerinin sürdürülmesini istemeleri onların tipik özellikleridir. Bir sistemi değiştirecek ideolojik ve köklü sorgulamalardan çok, mevcut sistem içinde yüzeysel/palyatif çözümlemelerin uygulayıcılarıdırlar. Bundan dolayı yönetsel liderler “yönetici” dönüştürücü liderler ise gerçek bir “lider”dir.

Yönetsel liderlerin statükoya tutunmaları, mevcut sisteme sımsıkı sarılmaları ve sorgulamamaları neticesinde ekonomik, sosyal, siyasi ve hayatın bütün alanlarında bir dizi sorunlar demetinin oluşması toplumlarda paradigmatik değişim ihtiyacını gündeme getirmektedir. Öyleyse dönüştürücü liderlerin ortaya çıkması için büyük ölçüde belli bir krizin varlığı gereklidir. Bu kriz egemen paradigmanın içinden çıktığı için, kriz egemen paradigmanın bir başka paradigma ile yer değiştirme sürecini hızlandırır. Bu süreçte dönüştürücü liderler çıkarak yeni bir dünya görüşü, hayata dair başka bir algı biçimini topluma sunarlar. Krizden bunalmış, gelecek ümidini yitirmiş kitleler bu yeni liderin çevresinde toplanmaya başlarlar.

Şurası herkesçe bilinen bir hakikat ki; içinde İslam ümmetinin de yer aldığı günümüz dünyasını yaklaşık üç yüzyıl önce dönüştüren, fikirleri ile buna katkı veren aydınlanma filozoflarıdır. Örneğin Newton ve Galileo pozitivist paradigmanın temellerini atmış, Martin Luther Hıristiyanlığın ve esasında bütün dinlerin insan aklını eksene alarak reforme edilebileceği tezini geliştirmiş, Rousseau devletin işlevi ve devlet-birey ilişkilerini yeniden yorumlayan doktrinler ortaya koymuş, Locke bilginin nasıl üretildiği noktasında formüller geliştirmiş, Adam Smith bugünkü liberal ekonomik sistemin temellerini oluşturan iktisat kuramlarını icad etmiştir. Böylece batı önce kendi hayatını sonra da küresel çapta bütün diğer toplumları sözünü ettiğimiz aydınlanma filozoflarının ürettiği teoriler üzerinde a’dan z’ye yeniden biçimlendirmiştir.

Lakin gelinen nokta da batılı modernist paradigma iflas etmiş, insanlığın sorunlarına esaslı çözümler üretememiş, onun da ötesinde bizatihi sorunun kaynağı olmuştur. Bundan dolayı İslam coğrafyası 21. yüzyılın ilk çeyreğini yaşadığımız şu günlerde ciddi değişim sancıları çekmektedir. Lakin tam bu noktada İslam’ın düşmanlarının Müslüman toplumlarımızın çözüm arayışlarını egemen paradigma içinde merkeze çeken onu böylece manipüle eden, kendi yörüngesinde; İslam akidesi/hayat algısı üzerinde kendi siyasetini ve modern paradigmanın ürettiği sorunlara ahkamı esas alan çözüm önerilerini geliştirmesi ve böylece Müslümanların yaşadığımız bu çağda dönüştürücü liderlik rollerini oynamalarının, tarihe müdahil olmalarının önünü almaya yönelik çaba içine girdiklerini görmekteyiz.

Müslümanlar toplumlarında aid oldukları dünya görüşü/İslam akidesi eksenli bir algı biçimi oluşturmaksızın, hayatı kompartımanlara ayırmaksızın başta siyaset olmak üzere bütün yaşam alanlarına ilişkin kendi formülasyonlarını üretmeksizin toplumlarını ne dönüştürebilir ne de içlerinden çağı dönüştürecek dönüştürücü gerçek liderler yetiştiremezler. Toplumlara tarihe müdahale imkanı veren, kendilerini ve dünyayı dönüştürme olanakları sunan, içlerinden dönüştürücü liderler çıkartmalarını temin eden vasat ait oldukları dünya görüşüdür. Bundan dolayı

Hiçbir paradigma toplumların hayatlarını biçimlendiren eski paradigma ile yüzleşmeden, onun ürettiği sorunsallara ve insanların beklentilerine çözüm üretmeden toplumların hayatında var olamaz. Bu bağlamda günümüz dünyasını şekillendiren batılı paradigmanın tutarsızlığını, onu eksene alan iktisadi, siyasi, sosyal kısaca hayatın her alanına ilişkin önerdiği projelerin çözümsüzlüğünü ortaya koymadan ve İslam’ın bu alanlarda tek doğru çözümlere sahip olduğu noktasında yeterli kamuoyu oluşturarak Müslümanların dinlerine olan güvenlerini tazelemeden asla gerçek anlamda bir değişimden söz edemeyiz.

Aydınlanma düşüncesinin şekillendirdiği konjektür içinde kendine konum edinmiş, batılı paradigmanın ekseninde üretilmiş argümanlar ve retorikle yol alan liderler sadece ve sadece dönüştürücü liderlerin icad ettikleri paradigma içinde rollerini oynayan yönetsel liderlerdir. Yönetsel liderler dönüştürücü liderlerin önlerine koyduğu programı uygulayan işletmecilerdir. Hiçbir toplum bir başkasının işletim sistemi ile yönetilen bir programla kendine ait bir dünya kuramaz.

Alman edebiyatçı Frederic Niche'nin şu sözü anlatılmak isteneni çok güzel özetliyor: 'Bir kere yanlış trene bindiyseniz, koridordan ters tarafa doğru koşmanın faydası yoktur.'

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

İran'dan İsrail Ben Gurion Havalimanı'na saldırı

Haber Ara