Dolar

44,5811

Euro

51,4630

Altın

6.704,43

Bist

12.936,35

Kapitalizm yoğun bakımda!

16 Yıl Önce Güncellendi

2011-11-22 08:04:35

Kapitalizm yoğun bakımda!
80’li yılların sonunda tarihin sonu ve Liberalizmin zaferini; kıyamete kadar insanlığı batılı değerlerin, kapitalist ideolojinin ve dolayısıyla onu temsil eden Amerika’nın tek kutuplu olarak şekillendireceğini iddia eden Fukuyama, kendi mabedinde bir gün kapitalizmin taşlanacağını öngörememişti. Binlerce Amerikalının kapitalizmin ana üssü Wall Street meydanını Amerikan oligarşisini lanetlemek, liberalizmin beslediği % 1 zengin ve doyumsuz azınlığın geri kalan % 99’a tahakkümü anlamına gelen demokratik oligarşinin devrilmesini talep eden sloganlar atmak için hınca hınç dolduracağını aklının ucundan bile geçirmemişti.

Bugün yer kürenin her bir köşesinde acı sonuçları ile karşılaşılan kapitalizmin doğuşuna bakıldığında zaten aydın ve derin bir düşünüşün ürünü olmadığı, aksine skolastik dönemde batılı insanın yaşadığı olumsuz koşullara karşı bir tepkinin ürünü olarak ortaya çıktığı görülecektir. İçinde şekillendiği olumsuz koşullara tepki olarak ortaya çıktığından dolayı kapitalizm kendi sonunu hazırlayacak özellikleri yapısal olarak bünyesinde ilk günden beri taşıyordu. Gerçekte bu ideolojinin insanlığın hayrına olmadığının anlaşılabilmesi için iki yüzyıl gibi büyük acılar ve travmalarla dolu emperyal bir dönemi geride bırakması gerekmiyordu.

Komünist paradigmanın aksine temelde insanın ve içinde yaşadığı evrenin bir yaratıcısının olduğunu kabul etmesine rağmen insanın yeryüzündeki hareketini, madde ve servetle ve hemcinsleri ile olan -sosyal, siyasi, ekonomik vb.- ilişkisini nasıl düzenleyeceğine ilişkin yaratıcı akılla bağını koparmış ve dolayısıyla insanın varlık sorunsalını doğru bir şekilde çözümlememiş olan kapitalist paradigma eninde sonunda tarih sahnesinden çekilecek ve yerini kaçınılmaz bir şekilde İslam’a bırakacaktır.

“Yapısını Allah korkusu ve hoşnutluğu temeli üzerine kuran mı hayırlıdır, yoksa yapısını kaymak üzere olan bir yarın üzerine kurup da o yarla birlikte cehenneme kayan kimse mi hayırlıdır? Allah zalimler güruhunu doğru yola iletmez.” (Tevbe: 9/ 109)

Bir köşe yazısının hacmini fazlasıyla aşacak sayısız nedenlerden dolayı kapitalizm artık yoğun bakım ünitesinde can çekişmektedir:

Öncelikle bu paradigmaya ismini veren iktisat politikaları açısından bakıldığında kapitalizm ilk olarak 1929 yılında olmak üzere 2008’e kadar geçen dönemde etkileri küresel çapta hissedilen büyük krizlere neden olmuştur. Kalkınmayı kapitale sahip olmak ve sermaye sahiplerinin öncülüğünde yapılacak yatırım ve açılacak istihdam alanlarına endeksleyen kapitalist paradigma geldiğimiz noktada başta İslam coğrafyası olmak üzere dünyanın servetlerini kendi kıtasında toplamaktan, milyar dolarlık yüzlerce şirket üretmekten başka insanlığın hayrına hiçbir iş yapmamıştır.

Örneğin yakın bir geçmişte Fortune dergisinin yayınladığı dünyanın en büyük 500 şirketine dair listenin ilk sırasında yer alan Amerikan şirketi WAL-MART 400 milyar doların üzerinde servete sahip ve bu rakam 170 milyon nüfusu olan Pakistan halkının bir yılda ürettiği ürün ve hizmetlerin toplamına denk. 170 milyon insanın bir yılda çalışıp ürettiklerine denk bir mali değere tek başına bir şirket sahip olabiliyor. Şimdi bu şirketler pozisyonlarını kaybetmemek için yatırımlarını başka ülkelere veya başka eyaletlere kaydıracaklarını dillendirerek Amerikan yönetimini ve eyalet yöneticilerini tehdit ediyorlar.

2008’de kriz patlak verdiğinde kimi banka ve şirketlerin zararlarının karşılanması için Amerikan senatosunda 800 milyar dolarlık destek paketi görüşülürken Amerikan halkı “doyumsuz birkaç şirketin zararının faturasını neden biz ödüyoruz” diye isyan ettiğinde ABD başkanı “kapitalist ideolojiyi

dünyanın gözünün önünde tartışmaya açamayız” cevabını vermişti. Böylece Amerika bu krizle ve krize kaynaklık eden iktisat teorisi ile yüzleşmek yerine krizi körükleyecek adımlar attı, adeta ateşin üzerine benzinle gitti.

Batılı paradigmanın sözüm ona insanlığa armağan ettiği halkların kendi kendini yönetme ve kaderini belirleme gibi çok albenisi olan ama gerçekliği hiçbir zaman olmamış yönetim sistemleri açısından da artık hiçbir inandırıcılığı kalmamıştır. Şöyle bir soru sorabilir miyiz: Milyarlarca dolarlık servetlere sahip olan ve Amerikan seçimlerini milyon dolarlar harcayıp finanse eden, lobi faaliyetleri ile senatoyu kıskaç altına alan % 1 zengin ve mutlu azınlığa rağmen her hangi bir Amerikan başkanı % 99’un sesine kulak vererek batık bankalar ve şirketlerle ilgili ne yapması gerektiğini bir referandumla Amerikan halkına sorabilir mi? Ya da milyar dolarlık servetlere sahip şirketlerin kazançlarının ne ölçüde vergilendirileceğine ilişkin kararı bu ülkede yaşayan milyonlarca işsiz, evsiz-barksız insana sorabilir mi? Demokrasinin beşiği Amerika’da halkların kendi kaderini belirleyebileceği referandum hangi konuda yapılır? Küresel şirketlerin çıkarları doğrultusunda ve Amerikan derin devletinin stratejik mütalaları çerçevesinde uygun görülen bir partiyi iktidara taşımaları için yine küresel şirketlerin sahip olduğu medya ağının kıskacına alınan kitlelerin avlanarak/ağlanarak X partiye desteklerinin sağlanması anlamına gelen seçimin artık halkların iradesini yansıttığı yalanına ne Amerikalılar ne de Avrupalılar inanmıyor.

Geçenlerde Amerikan senatosunda bir senatör Wall Street ayaklanmasıyla gün yüzüne çıkan krize zemin hazırlayan askeri harcamalar ve yanlış ekonomik politikaların uygulanmasında hiçbir Amerikan vatandaşının görüşü alınmamıştır, bunun sorumlusu Amerika’yı yöneten ve onları finanse eden bir avuç küresel şirkettir, diyerek dünyaya pazarlanan demokrasinin kendi ülkesinde bile geçerli olmadığını ortaya koymuştur.

Yüzyıldır kaynaklarını sömürdükleri ve diktatörlerle yönettikleri İslam coğrafyasında ise halkların kendi kaderini belirleme hakkının hiçbir zaman geçerli olmadığını biliyoruz. Bundan sonra da bu bölgede halklara kendi kaderlerini belirleme hakkının verilmeyeceğini Ortadoğu ayaklanmalarının kısmen dahi olsa durulduğu ülkelere ilişkin değerlendirmelerini yaparken bile sözüm ona kimi demokratların “bu ülkelere hemen demokrasinin gelmesini bekleyemeyiz” türünden yaklaşımlarından anlayabiliriz.

Kapitalist paradigma siyasal ve politik anlamda da büyük güç kaybı yaşamaktadır. Amerika ikinci dünya savaşından beri bölgeyi birlikte yönettiği en güçlü müttefikleri olan diktatörleri, bölgenin jeopolitiğini kendileri üzerinden planladığı kuklalarını bir bir kaybetmektedir. Amerika’dan icazet almadan hiçbir parti iktidar olamaz söylentilerinin bir dönem ayyuka çıktığı Türkiye de dahil olmak üzere İslam coğrafyasında yapılan bütün anketler Amerikan aleyhtarlığının % 80’lerin üzerinde olduğunu göstermektedir.

Kapitalist paradigma fikri anlamda da büyük bir krizin içine girmiştir. Her ne kadar soğuk savaş süreci rakibi olan komünist paradigma aleyhine sonuçlanmış olsa da bu, özellikle 11 Eylül hadiselerinin ardından ezeli düşmanı olan İslam’la giriştiği hesaplaşmada da başarılı olacağı anlamına gelmemektedir. Zira kapitalist paradigma ne teorik (ontojolik) ne de pratik (insanlığa sunduğu projeler) anlamda İslam’la hesaplaşmaya muktedir değildir. Zira İslam mutlak hakikatin kaynağı olan Allah (c.c.)’dan münezzel bir dindir. Batılı politika yapımcıları bunu çok iyi idrak ettikleri için İslam’la hesaplaşmalarını ya işgallerle askeri zeminde ya da Müslümanlar veya İslami hareketler içinden devşirebildikleri ölçüde oluşturdukları yeni stratejik konseptler içinde yürütmektedirler.

Her ne olursa olsun kapitalizm ve Amerikan politika yapımcıları İslam’ın varlık sahnesine çıkışına mani olamayacaklarını çok iyi bilmektedirler. Onlar sadece bunu mümkün olduğu kadar erteleyebilmenin uğraşısı içindedirler. Artık kapitalizm kendisini yoğun bakım ünitesine kaldırmıştır. Sakın ona suni teneffüs yaptıranlar coğrafyalarını alev yerine döndürdüğü, servetlerini sömürdüğü, geri kalmışlığa mahkum ettiği, aşağıladığı ve katlettiği Müslümanlar olmasın!



İslam’ın bir tarih tezi var mı? sorusuna yanıt arayacağımız bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle…

www.twitter.com/abdurrahimsen

www.facebook.com/Abdurrahim Şen

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

İran'dan İsrail Ben Gurion Havalimanı'na saldırı

Haber Ara