Gazze kuşatma altında
13 Yıl Önce Güncellendi
2014-08-04 08:18:49
Öncelikle İsrail saldırılarının “iki devletli çözüm” planının sahibi ABD liderliğinde uzunca bir zamandır sürdürülen diplomatik faaliyetlerin ardından gelmesinin manidar olduğunu söylemeliyiz. ABD’ninaylar süren yoğun diplomatik çabalarının ardından kurulan Ulusal İttifak Hükümeti beklendiği ölçüde Filistin tarafı üzerinde siyasi bir ağırlıkoluşturamadı ve mevcut siyasi boşluğu dolduramadı.
Ne Netanyahu liderliğindeki İsrail tarafı yerleşim politikasından tümüyle vazgeçti ne de yeni kurulan Ulusal İttifak Hükümeti Filistin’de kendisinden beklendiği gibidirenişçi gurupları kontrol altına alabildi. İsrail saldırıları başladığında Mahmut Abbas’ın, halkı katleden İsrail’i değil de Hamas’ı“savaş tüccarlığı” yapmakla suçlaması kendisine yüklenen direnişçi grupları kontrol altına alma misyonunubi hakkın eda edememenin yol açtığı öfkeden kaynaklanıyordu.
Aylardır süren diplomatik görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Amerika istediği şartları oluşturmak ve istediği sonuçları elde etmek için sonrasında yeniden barış görüşmeleri yapabileceği yeni bir savaş (katliam) ortamına yeşil ışık yaktı. Amerika bölgede büyük değişimler yapmakyada karşı karşıya kaldığı krizleri aşmak istediğindekısaca kartları yeniden karma ihtiyacı hissettiğinde sürekli olarak savaş fitilini ateşlemiştir. Savaş ve ardından kendi şartlarını dayatabileceği yeni diplomatik görüşmeler..Örneğin Mısır ve İsrail arasında gerçekleştirilen Camp David anlaşması öncesinde tıkanan barış görüşmelerinin önünü açmak için Ekim savaşı (1973)patlak vermişti. FKÖ'nün İsrail’in varlığını ilk defa tanıma işaretleri verdiği İsrail’in Lübnan (1982) saldırısında olduğu gibi.Yine Suriye-İsrail müzakerelerinin gerektirdiği İsrail kuzey sınırlarında (Golan vb.) nihai ateşkese ulaşabilmek için Hizbullah-İsrail arasında patlak veren planlı Temmuz (2006) savaşı gibi.
Şimdilerde Amerika her ne kadar sözde ateşkes için çabalıyor gözükse, Türkiye ve Katar gibi müttefikleriniarabulucu olarak sürece entegre etmişse de şartlar istediği kıvama gelinceye kadar bu savaşın sürmesini temin edecek gibi görünmektedir.Kanaatimizce Amerika bu katliamın sonunda siyasi ve askeri bir takım sonuçlar hedeflemektedir. Peki, nedir bu siyasi ve askeri hedefler?
İsrail ile ilgili siyasi hedefler:
Netenyahuhükümetini devirmek. Zira Netanyahu ve onun gibi sağcı Yahudiler Amerikan’ın Ortadoğu “sorunu” için ileri sürdüğü “iki devletli” çözüm çabalarına her seferinde ayak diretmişlerdir. Bundan dolayı Filistinlilerle görüşmeleri sürdürebilecek ve iki devletli çözüm girişimlerine engel olmayacak daha ılımlı bir siyasi yapıyı İsrail’de iktidara taşıyabilir. Örneğin Netanyahu’nunLikut Partisi yerine İşçi Partisi gibi….Taki, Amerika “iki devletli çözüm” planının gerekliliklerini yerine getirebilecek yeni bir liderliğin yürüteceği yeni mekik diplomasisine start verebilsin. Diğer yandan bütün bunları gerçekleştirebilmesi için İsrail kamuoyunun, korku ile baskı altına alınarak, iki devlet dayatması doğrultusunda olgunlaştırılması da en önemli hedeflerdendir. Filistin tarafı ile ilgili siyasi hedefler:
Filistinli İslami guruplar tarafından, İsrail’in varlığının tanınması.En son İsrail vahşetinikendisini savunma hakkı olarak değerlendiren ABD için bölgede birinci stratejik önceliğin İsrail’in varlığı ve güvenliğini sağlamak olduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Obama’nın “en stratejik dostumuz”, “ güvenliğinden asla ödün vermeyeceğiz” dediği ve bunu fiilen 225 milyon dolarlık askeri mühimmat yardımında bulunarak kanıtladığı İsrail Amerika için vazgeçmeyeceği bir müttefiktir. Bundan dolayı Amerika Filistin tarafının siyasi temsiliyetini tamamen Mahmut Abbas’a teslim etmek istemektedir. Zira Abbas kendi halkı katledilirken bile “İsrail’in güvenliği mukaddes” diyerek işgalcinin güvenliğini önceleyen böylece ABD’nin sadık bir kölesi olduğunu kanıtlamıştır. Yine katil İsrail’in saldırılarının Batı Şeria’yı hedef almamasının nedeni de budur.
ABD’nin aylardan beri sürdürdüğü yoğun diplomasi trafiğinin sonucu olarak Gazze hükümetinin feshedilmesi ve Ulusal İttifak Hükümeti’nin kurulmasıbu çerçevede atılmış en önemli adımlardandı. Ulusal İttifak Hükümeti’nin kurulması sürecinde Filistin Yönetimi Lideri Mahmut Abbas defaatle bu hükümetin kuruluş amacının İsrail’in varlığını tanımak olduğunu açıkça ifade etmişti. ŞimonPerez’in “Batı Şeria’da olduğu gibi Gazze’yi de Abbas temsil edebilir” sözü bundan…
Hamas Siyasi Büro Şefi HalidMeşal, ABD'de yayın yapan CBS televizyonunun sunucusu Charlie Rose ile söyleşisinde Rose’nin, İsrail'i tanıyıp tanımayacağı yönündeki sorusuna İsrail'in tanınması konusunda karar merciinin Filistin devleti olacağını söylemesi, siyasi iradenin İsrail’i zaten tanıyacağını başından beri deklare eden Filistin yönetimine teslim edilmesini içeren bu plana Hamas tarafının da muvafık olduğunu göstermektedir.
Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu’nun Konya TV'de gündeme ilişkin soruları yanıtlarken ifade ettiği"Hamas, Filistin tarafına müzakere yetkisi verdi ve Abbas ile Meşal arasında bir güven ilişkisi var" cümlesi de Filistin tarafında ABD’nin hedeflediği ve Hamas’ın siyaseten “uygun adımla” geri çekilerek vekâletin Abbas’a teslim edildiğini teyid eden en önemli ifade olmuştur. Askeri hedefler:
Hamas başta olmak üzere tüm direnişçi gurupların silahsızlandırılması.Netanyahunun "Önümüzde inatçı bir düşman var. Onu tamamen yok etmeden bu operasyonu sonlandırmayacağız" sözü, binlerce yedek askeri göreve çağırması ve her seferinde ateşkesi bozan taraf olması katliamın uzun süreceğine ve Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları başta olmak üzere tüm grupları silahtan arındırmayı amaçladığını göstermektedir. Belki bu noktada neden sivil hedefler vuruluyor sorusu akla gelebilir. Bunun amacı direnişin arkasındaki sivil/halk iradesini kırmaktır. Bu katliamın sonunda şartlar olgunlaştığında başlayacak olan diplomatik müzakerelerde çekingen davranan bazı siyasi aktörlerin İsrail’in varlığını tanımaktan başka bir çaresinin olmadığı noktasında bir algı oluşturmak için masum siviller hedef alınmaktadır. Şayet bu başarılı olabilirse yukarıda ifade edildiği gibi zaten İsrail’in varlığını tanımaya hazır, direnişi de “savaş tüccarlığı” olarak gören kukla bir Filistin yönetimi ile birlikte ABD istenen köklü siyasi sonuçları elde etmeyi ummaktadır.
ABD Dış İşleri Bakanı John Kerry bu hedeflerini Paris’te yapılan Dışişleri Bakanları toplantısında açıkça ifade etmişti. Gazze'deki krizin kalıcı ve anlamlı bir yolla çözülmesine yönelik her türlü sürecin, Hamas'ınve tüm grupların silahsızlandırılmasını getirmesi gerektiğine inandıklarını belirten Kerry, bu hedefi desteklemek için İsrail, bölgesel ortaklar ve uluslararası camiayla birlikte yakından çalışacaklarını kaydetti.
Askeri anlamda hedeflenen bir diğer husus ise bölgeye bir Nato gücünün yerleştirilmesidir. Bilindiği gibi ABD Müslüman katliamına önce yeşil ışık yaktığı bölgelere ardından kendisine stratejik üstünlük kazandıracak askeri mevziler edinmektedir. Hamas’ın uluslararası ilişkiler sözcüsü ÜsameHamdan’ın, “Şayet İsrail düşmanlığını sonlandıracak uluslararası bir girişim olacaksa bu kesinlikle BM’ye bağlı ve 1967 sınırlarına konuşlanacak çok uluslu güçleri kapsaması gerekmektedir” sözü bunu ele vermektedir. Amerika direnişçi grupları silahsızlandırdıktan sonra BM yasalarınca belirlenmiş olan 1967 sınırları boyunca bir askeri varlığı buraya yerleştirecek ve Müslümanların güvenliğini, her icrâmında “kendisini savunma hakkı vardır” dediği İsrail’in insafına terk edecektir. Tıpkı Bosna’da olduğu gibi. Sonra ne oldu? Hatırlayın Srebrenitsakatliamını! Kısmi olarak İsrail işgalinden kurtulma çabası verirken aslında onu ümmetimizin bünyesine bir hançer gibi saplayan çok uluslu güçlerin işgaline davetiye çıkartmak tetikçiden kurtulmak için azmettiriciye sığınmaktır.
Tarafların siyasi demeçlerinden anlayabildiğimiz kadarıyla muhtemel gelişmeler bunlar olacaktır. Ancak her şey planlandığı gibi gerçekleşmeyebilir. Onların bir planı varsa Allah’ın da bir planı vardır.MubarekAksa toprakları, sadık bekçilerinin sabır ve direnişleri sayesinde asla Yahudi’ye yurt olmayacak, gerçek sahipleri olan ümmete bir gün iade edilecektir. Bir gün bu ümmet içinden, Filistin cephesinde(1917) dünyanın en güçlü İngiliz ordusunu hezimete uğratarak kanlarını ilk kıblegâhımızı korumak için akıtmış olan ecdadının kanları ile buluşturacak, cennete sevdalı erler çıkacaktır.
Hamas, ümmetin yiğitleri, el-Kassam Tugayları mütevazi imkanları ile Yahudileri sığınaklara hapsetmeyi başarmış ve onlara hezimeti tattırmıştır bile. Ancaktüm çabamız cephede kazandığımızı masada kaybetmeyelim diye..Tepkimiz devasa ordulara sahip olmalarına rağmen acziyeti tercih edenlere.. Her seferinde İsrail’i haritadan sileceğiz salvoları atıp ordularını Suriye’de Müslüman kıyımına amade kılanlara..Sanki doğal bir afet varmış gibi gıda ve ilaç göndermekle yetinenlere… Dahası yardım diye kefen bezi gönderen Müslüman ülkelerin yöneticilerinin arsızlığına!.
@abdurrahimsen
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER
Haber Ara
Yorum Yap