Dolar

44,5811

Euro

51,4630

Altın

6.704,43

Bist

12.936,35

Bir çivi fıkrası, bir kimyasal hikâyesi

14 Yıl Önce Güncellendi

2012-12-11 18:23:21

Bir çivi fıkrası, bir kimyasal hikâyesi
Nasrettin Hoca oğlunu evlendirecekmiş. Para gerekmiş. Hoca, oğlunun evliliği için evini satmaya karar vermiş. Alıcılardan biri ile fiyatta anlaşmış. Fakat Hoca, harmanı kaldırıp, eline para geçince, evi tekrar geri almayı kafasına koymuş. Bu amaçla bir plan hazırlamış. Alıcıya evi gezdirirken, üst kattaki sofanın ortasında koca bir ana direk üstüne çakılmış iri ve kalın bir temel çivisini göstererek:
“Evi satarım ama, bu çiviyi asla satmam. Buradan sökülmeyecektir. Ara sıra haricen kullanacağım,” demiş.

Hoca’nın bir şakası sanarak, alıcı bu şartı gülerek kabullenmiş ve parayı verip evi almış.

Hoca düğünü yapmış, oğlunu evlendirmiş. Zamanı gelince harmanı da kaldırmış. Sıra gelmiş evi geri almağa.

Evi satın alanın karısı da temizliğe düşkün, titiz bir kadınmış. Bir gün Hoca, elinde kocaman bir manda işkembesi ile, kapıyı çalmış. Kadına dermiş ki:

“Şu işkembeyi benim çiviye asıver de, akşam üzeri bir adam gönderirim gelip alır. Bizim hatun hamama gitmiş, evde yok da.”
Kadın, homurdanarak işkembeyi alır, Hoca’nın çivisine asar.

Hoca bir kaç gün sonra, bu kez elinde suları akan üç torba yoğurtla kapıyı çalmış. Aynı şeyleri söyleyerek, yoğurtları kadına vermiş. Üç beş gün sonra sığır kellesi, paça getirmiş. Kısacası, kadını canından bezdirmiş. Sonunda kadının kocası, Hoca’ya gelmiş:
“Aman Hocam, kırk yıllık yuvam bozulacak. Meğer sen o çiviyi direğe değil, benim bağrıma çakmışsın. Sana bir teklifim var, sen bu evi benden geri almak istiyorsun, anlaşıldı. Öyleyse verdiğim parayı iade et, evini geri al.” Hoca bu teklifi memnuniyetle kabul etmiş ve evini geri almış.


Kimyasal hikayesi

Bundan iki hafta önceki cumayı Suriyeli Müslümanlar “Kıyamet saati yaklaştı, zafer vakti de” şeklinde isimlendirdiler. Suriye devriminin zaferle sonlanması için artık geriye sayım başladı.

Suriye kıyamının gerçek sahipleri artık Şam kasabının başkanlık sarayının kapısını çalmak üzereler. Başkente hakim tepeden bakan Beşşar uydu alıcısı büyüklüğündeki kulakları ile devrimcilerin ayak seslerini çok iyi duymaktadır. Sadece o mu? Elbette efendileri de?

Baksanıza, ta okyanus ötesinden Clinton ne diyor: “Esed rejiminin kendi halkına karşı kimyasal silahlara başvurduğuna ilişkin inandırıcı delil olması durumunda ne yapacağımızın ayrıntıları konusunda “imada” bulunmayacağım. Ancak, sonuçta böyle bir durum ortaya çıkarsa kesinlikle harekete geçmeyi planladığımızı söylemek yeterlidir'' demişti.

Clinton’a ait bu beyanatın çözümü, satır arası mesajları şu şekildedir: “Sakın, aylardır diplomatik uğraşı vererek oluşturmaya çalıştığımız yedeğini hazırlamadan devrilme! biraz daha diren..Seni ayakta tutmak için dolaylı desteklerimize rağmen sürpriz bir devrilme durumu söz konusu olacaksa kimyasal silah kullan (bize zor durumda olduğuna dair ‘imdat sinyali’ gönder). Böyle bir imdat çağrısı yaptığında, îmâda dahi bulunmadan kesinlikle harekete geçeceğiz.”

Onca diplomatik ayak oyunlarına rağmen devrimi çalmayı başaramayan ABD ve bölgesel aktörler Suriye devletinin, kıyamı gerçekleştiren yerel unsurların eline geçmemesi için en son çare olarak askeri müdahale seçeneğini dillendirmeye başladı.
Arap baharı rüzgarının neden olduğu istikrarsızlık bir çok ülkede kaygı verici ciddi bir durum iken, henüz teskin olmamış halkların dinamitlenmesi ve bölgedeki durumu daha karmaşık bir sürece götüreceğinden dolayı askeri müdahale planını şimdiye kadar erteleyen ABD şimdi bunun sırası olduğunu düşünüyor. Ancak bölge halklarının böyle bir müdahaleyi kabul edebilmelerinin uygun koşulları üretilmesi gerekmekte. İşte tüm zamanların geçerli koşulu kimyasal silah hikayesi.


Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

İran'dan İsrail Ben Gurion Havalimanı'na saldırı

Haber Ara